GURBETTE GEÇEN BİR ÇEYREK ASIR ÖMÜR

06 / 07 / 2017

 Asırlar öncesinden başlayan bir neslin, bir göçün hikayesi!... Irak üzerinden, Türkiye topraklarına doğru başlayan yolculuk… Suni sınırların, Ümmet coğrafyasını parsellediği günden sonra; Türkiye sınır hattının öbür tarafında (Suriye) vefat eden ve Ra’sül-ayn (Ceylanpınar ilçemizin karşı tarafı) kasabasının bir köyüne defnedilen Molla Mustafa (k.s),nın çocukları, Türkiye’nin bu günkü güney doğu Anadolu bölgesine hicret ettiler. Önceleri Mardin Kızıltepe, daha sonraları, Urfa Siverek havzasına doğru yol alıp ve bu yörenin değişik yerlerinde ikamet etmişler! Her birisinin ayrı ve bir o kadar da acıklı hikâyesi olan Molla Mustafa’nın erkek çocuklarından, sadece Ali’den olan nesil bu topraklarda tutunabilmişler…Ali’nin baba ve dede tarafından birinci derecede yakın olan diğer akrabaları, Mardin Kızıltepe yöresinde arazi aldıkları için; onlar hep oralarda kalmış ve zamanla, irtibatları kesilince, birbirleriyle bağları kopmuştur… Molla Mustafa’nın diğer erkek evlatlarının akıbeti ise bize meçhul, yani bilinmemekte; belki de kendileri bilmemektedirler…

  Geçimlerini hayvancılıkla idame etmeye çalışan, Molla Mustafa’nın oğlu Ali’nin, beş erkek çocuğu olduğunu; fakat kız çocuklarının olup olmadığı hakkında ise malumat sahibi değiliz… İşte o beş kardeşten biri olan Hasan’ının torunlarından Hacı Sinan, nerdeyse tam çeyrek asırdır; Şanlıurfa Eskişehir arasından mekik dokumaktadır… Neden mi? İşte cevabı: “Arazileri olmadığı için, zamanla hayvanların otladığı meralar tükenip daralınca; Aşiret komple, hayvancılığı bırakmak zorunda kalmış ve Şehir’e göç etmeye başlamıştır…

  Hacı Sinan altmış küsur yaşına rağmen, hayatlarını el emeğiyle kazanmaktan vaz geçmemiş; namerde el açmaktansa, mertçe çalışıp ölmeyi şiar edinenlerden yani. Tam dokuz evlat ve yirmi dokuz torun sahibi olan, Hacı Sinan; çeyrek asırdır, çocuklarıyla birlikte tarım işçiliği yapıp, hayatın bin bir zorluğuna göğüs germektedir. Aslına bakılırsa, Hacı Sinan bir taraftan toplumsal adaletsizliğe isyan ederken; beri taraftan da, nasip böyleymiş meğer hayırlısı olsun deyip, kaderine rıza göstermektedir.

  Yirmi küsur yıldan bu güne, kesintisiz olarak, Gurbeti mesken tutan Hacı Sinan; Eskişehir’in Beylikova ilçesinde kurduğu kara çadırıyla; geçmişten geleceğe, bir zamanlar Yörük olan atalarının mirasını yaşatmaktadır adeta!... Bu gün bu mütevazı köşede, böyle kısa bir hikâyeyi siz gönül dostlarımla paylaşmak istedim ki; dünyada yaşamakta olan her bir insanın bir hikâyesinin olduğunu unutmamamız için!.

  Hacı Sinan, dokuz çocuğunun sekizini evlendirmiş, her birinin evini ve düzenini kurmuş; ve aile efradının başında hala, bir idareci edasıyla durmakta, her meselelerinde de söz sahibi bulunmaktadır… Aslında Hacı Sinan’ının ve daha nice Sinanlarınöyle dramatik hikâyeleri var ki; ağlatacak türden. Hacı Sinan, bir zamanlar ufak olan çocuklarıyla, yoksulluğun acımasızlığından o kadar çekti ki; ama ümitsizliğe inat deyip, yokuşu yokuşa ısmarlayarak, hayatın düzlüğüne ulaşmayı başarmış durumdadır bu gün…

  Mazi ile atiyi buluşturmanın diğer adı olsa gerek, Gurbet ve Sıla… Hacı Sinan, altı ay gurbet; altı ay memleket derken, geride tam çeyrek asır bir ömür bırakmış ve Gurbet Sıla arasındaki maratonunun biteceğini hiç tahayyül bile etmiyor? Eh ne diyelim, bizden Hacı Sinan ve ailesi için; hayırlı dua ve iyi temenniler!

  Zaten her birimizin bu dünyada, bir gurbeti ve bir de Sılası yok mudur? Her birimiz birer gurbetçiyiz, şu fani Âlemde. Önemli olan, Asıl Gurbet ile Sılamız arasındaki rabıtayı kesintiye uğratmamaktır. Hülasa, Hacı Sinan ile buluşup, kara çadırının serin gölgesinde buz gibi ayranı içmek isteyenler; Eskişehir’in Beylikova ilçesine uğramaları yeterlidir… Kısa bir sohbet, birkaç kelam ve birazda hasbihal, tabi birazda maziye yolculuk! Hepsi bu kadar! Selam ve dua ile… 06 Temmuz 2017.