HAKKA BATILIN KİSVESİNİ GİYDİRMEYE ÇALIŞANLAR

29 / 01 / 2018

  “Ey ehli Kitab! Niçin bile bile hakkı batıl ile karıştırıyor ve hakkı gizliyorsunuz.” (Al-i İmran/71) Yüce Rabbimiz, bu ayet-i kerime de; her ne kadar “Ey ehli Kitab” hitabıyla, onların, hakkı batıla karıştırmamaları konusunda uyarıyorsa da; hükmün hususi olması, umumi olmasına mani değildir evrenselliği açısında, bu uyarı “Hakka batılın kisvesini giydirmeye çalışan herkes için geçerlidir…

Hakkı bildikleri halde, batılın kisvesiyle gölgelemeye çalışanlar; şeytanın adımlarına adımlarını uyduran nasipsizlerden başkası değildir… Zira, dünya durdukça, hakkın üstüne batılı geçirmeye çalışanlara; çanak tutanlar, onları alkışlayıp haklı! Çıkarmaya gayret sarf edenler; kâfirleri sevdikleri halde Müslüman gibi görünenler, Nemrud ’unateşine odun taşıyanve Firavun’nun saltanatına köle kazandıranipsizleridir…

Halkın hatırını Hakkın hatırına tercih edenler, ALLAH’IN hükümlerine rağmen; indi reyleriyle yasa koymaya hüküm vermeye teşebbüs edenler; Müslüman görünseler de, Müslümanlarla birlikte yüce divanda, yüz yüze muhakeme olmalarından başka şansları, asla olmayacaktır ki, bu da onlara fayda sağlamayacaktır… Yaşadığımız asırda, yaşadığımız coğrafyada, Kafirlerin şeytani emellerinden başka gaye ve maksat gütmeyen; yeryüzünde fitne ve fesat yaymaktan, masum insanları öldürmekten geri durmayan, savunmasız insanların evlerini yakıpbaşlarına yıkan, kafirlere hizmetçi ve tetikçi olmaktanbaşka işe yaramayan oluşum ve toplulukların hiç birisinin, İslam’la Müslümanlarla yakınlıkları asla yoktur, olmamıştır olamaz da!

Günümüzde, görünürde mazlumi’yet ve masumiyeti kalkan yapıp arkasına sığınmakla, dünya kamu oyununu kendilerine acındırmak için; duygu sömürüsü yapanların, perde arkasında dünya Müslümanları aleyhine kimlerle iş tutup, kimlerle beraber oldukları artık hiç kimseye gizli değildir! Çünkü, Fes düştü kel göründü artık. Bir zamanlar, insanların iyi niyetlerini istismar edip ve bunu üzerinden;batılın ve Fitneninbezirgânlığını,küfür ve nifakın borazanlığını uygarlık diye insanlarayutturmaya çalışan Marksist Leninist, Ateist ve Sosyalist oluşumların da; artık eskisi gibi işlerinin yaver gitmediği görülmektedir. Neden? Çünkü iki telden çalanların, ip üstünde oynayan cambazlar gibi herkese ayak uyduranların, bukalemun gibi renkten renge, nefeke misali bir kapıdan girip diğerinden çıkanların; artık, hakkın üstüne batılı geçirme ve kabul ettirme şeytani seanslarıda şansları da tamamen kaybolmuş, ham hayalleri kâbusa dönüşmüş görünmektedir…

Hemen her asırda ve her çağda, hakkın egemenliği karşısında; kuvvet ve imtiyazlarını kaybeden güçlerin, yalandan kisve değiştirip, Müslüman gibi görünmekle yakalarını kurtarmaya çalışanlar, eninde sonunda gerçek yüzleriyle baş başa kalmaya mahkûm olmuşlardır. Aslında onlar her ne kadar, Müslüman görünmüşlerse de; münafıkça yaşamalarından asla vaz geçmemiş ve her fırsatta; Müslümanlar aleyhine kuyular kazmaya devam etmişlerdir... Günümüzde, izzeti din-i Mübin-i İslam da değil de; ABD, AB, BM, AİHM gibi tamamen Hıristiyan ve Yahudilerden müteşekkil olan devlet ve kuruluşlarda arayanlar; her ne kadar bizde Müslümanız diye iddia etseler de, başları sıkıştıkları yerde, Kâfirlerin yanında yer alacaklarından şüphe yoktur… Bu gün olduğu gibi?

 Medine döneminde, Müslüman olduklarını söylemelerine rağmen; Mekke müşrikleriyle alttan iş birliği yapan Medine Yahudilerinin, Kerim Kitabımızın tarifiyle; Münafık olduklarını bilmeyen mi var?. İşte onlar da, inandıklarını iddia ettikleri halde; Hakka karşı kalplerinde olan kini, nefreti, husumet ve düşmanlığı asla atmamışlardı… Günümüzde de durumun pek farklı olmadığını görmekteyiz. İslam’a ve Hakka rağmen;Demokrasi’nin, Laikliğin, Komünizmin, Kapitalizm ve Sosyalizm ’in dünya görüşlerini, hayat felsefelerini; tez ve ideolojik fikirlerini insanlara enjekteetmeye çalışan oluşumların; batılı Hakka tercih etmelerindenve hakka batılın kisvesini giydirmekten başka gayeleri var mıdır?

İslam coğrafyasına baktığımızda, Emperyalist güçlerin güdümünde, sözde Müslüman oldukları iddia edilen birçok uydu devletçiğin; raydan çıkmış tren gibi Sırat- ı müstakim ’den çıkmış bir kısım halkların ve toplumların; Hakkı bildikleri halde, haktan firar eden kaçkınların; Emperyalistlerin kirli emellerinden başka neye hizmet ettikleri sanılmaktadır acaba? Dün olduğu gibi, bu gün de yarın da; Hakka batılın kisvesini giydirmeye çalışanlar hep var olmuş var olacaklardır… Önemli olan, Hakka tabi olanların Müslümanların; inandıkları değerlerden vaz geçmeyip, durdukları yerin ve gittikleri menzilin doğruluğundan şüphe etmeden yaşayıp mücadelelerini sürdürmeleridir!... Velev ki ucunda ölüm olsa da!