HAKKA YÜRÜYÜŞÜN ADIDIR Mİ’RAÇ

24 / 04 / 2017

  “Bir gece, kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye (Muhammed) kulunu Mescid-i Haram’dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa’ ya götüren ALLAH noksan sıfatlardan münezzehtir; O, gerçekten her şeyi işitendir, görendir.” (El- İsra/1)

  Kur’an’ın konuştuğu yerde hiçbir faniye söz düşmez/ Yüce ALLAH! Kendisine güvenen kullarını yarı yolda bırakmaz! Mi’rac, Hakka yürüyüşün kutlu ve mutlu adıdır/ Mü’minlerin en yüce dosta olan vuslatıdır! Namaz Mü’minin Mi’racıdır diye buyuruyor yüce Peygamber/ Günde beş vakit huzurdaki kıyamın ise: en büyük haber!...

  Perdenin ötesine inanmayan nadanlar,Mi’racı ne bilsin/ Hakkın huzurunda kıyamda duramayannasipsizler nasıl dirilsin? Yükseliştir Mi’rac, Mi’rac ruhun hakka yükselişidir/ Mü’minlerin, yaratana en kısa yoldan yakarışı, varışıdır! Özel davetle, habibini,Mi’rac ile ağırladı yüce ALLAH/ Namaz hediyesiyle döndü,Ümmetine Habibüllah! (N.S Şiir defterimden)

  Evet, Mi’rac hadisesi; Hakkı tasdik edenlerle, inkâr edenlerin sınavıdır! Resulullah (s.a.v) Miraç’tan döndükten sonra; gördüklerini anlatınca, Mekke kodamanlarının kafa sigortaları atılmıştı adeta. İnanmıyorlar ve bu kadarı da fazla diyorlardı. Cehaletin öncüsü ve babası olan Ebu Cehil, Hz. Ebu Bekir’in kapsında soluk alıyor ve: “Hele dinle senin dostun (Muhammed (s.a.v) neler söylemektedir diye olup bitenlerden haber veriyordu!

  Tereddütsüz tasdikin ve ikrarın timsali olan Hz. Sıddık; Ebu Cehile verdiği cevapla, onu çıldırtıyordu adeta! Muhammed söylemişse doğrudur diye haykırıyordu, Cehaletin ve Küfrün yobaz önderininmeymenetsiz yüzüne… Evet, Mi’rac hadisesi büyük bir olaydır. Hz. Ebu Bekir’i Sıddık yapan Mi’rac hadisesi; Ebu Cehil ve onun yolundan gidenleri de zındık yapıyordu… Mü’minlere düşen vazife, ALLAH ve Resul’ünün tüm emir ve nehiylerini kayıtsız şartsız kabul edip, teslimiyet göstermeleridir..

  Lakin ne yazık ki, hala günümüzde akıl tutulmasına tutulan bazı akıl fukaralarının; insanların aya çıktıklarına inandıkları halde, hakkında ayet ve hadisler bulunan Mi’rac gibi büyük bir hakikati inkar eden, talihsizve nasipsizlerin olduğu da vakıa!... Senetü-l hüzün diye tarihte anılan yılda, (Bi’setin on ikinci veya on bir buçuk yılında) Hz. Peygamber (s.a.v) sadık ve vefakâr eşi Hz. Hatice annemizi ve amcası Ebu Talibi kaybedince; çok büyük üzüntüler ve sıkıntılar yaşadı.

  Mekke’nin müşrik uluları, avenelerinin eliyle, Efendimize rahat vermiyor ve Onu (s.a.v) rahatsız ediyorlardı. Resulullah (s.a.v) efendimiz, Mekkelilerin bu acımasız tutum ve davranışlarından bunalınca; azatlı kölesi Zeyd İbn-i Harise ile Taife bir yolculuk yaptı!... Taif’in o günkü nasipsiz kodamanları, bırakın Onu dinlemeleri veya ağırlamaları; aksine peşlerine sokak serserilerini takarak, Kâinat’ın efendisini taşlattılar! Öyle ki, Zeyd kendini siper edinmesine rağmen; mübarek ayakları kan revan içinden kalmıştı.

  Cibril (A.S) inmiş ve Rabbin, isterse Taif’in altını üstüne getireceğini buyurmakta diye selam getirmişti! Hayır diyordu rahmet ve şefkat Peygamberi! Belki bir gün, bu gün beni inkâr edenlerin sülbünden; ALLAH’A ve onun Elçisine iman edecek olan bir nesil gelecektir diyerek, dünya insanlığına evrensel bir mesaj veriyordu. İşte Taif dönüşüydü ve İnsanlığın iftihar tablosu çok üzgündü. Kendisine iman etmek için bir Cin taifesini göndermesinin ardından; Yüce ALLAH! Habibini özel bir davetle, hiç kimsenin daha önce ulaşamadığı, en yüce dosta ve makama çağırıyordu!

  Cennet ve Cehennemliklerden bir kısmını ve daha binlerce hakikate şahit olan Resul-i Kibriya (s.a.v); Ümmetine, gözümün nuru ve Ümmetimin Mi’racı diye buyurduğu; günde beş vakit Namaz ve Bakara suresinin son iki ayetiyle dönüyordu. Evet, Rabbi onu hiçbir zaman yalnız bırakmadı; Mi’rac’ a davetetmekle Nebisini (s.a.v), adeta teselli eden yüce ALLAH, böylece, hem Hicretin hem de Medine de kurulacak olan İslam devletinin yolunu açıyordu!... Hakka yürüyüşün adı olan Mi’rac ve Medine İslam devletine giden yol Hicret’in; İslam Ümmetinin yeniden birleşmesine, dirilişine ve Ümmet şuuru etrafında kenetlenmesine vesile olmasını temenni ve niyaz ederim… 24 Nisan 2017./ Hicri 27 Receb 1438…