İDARECİLERİN KIRICI DİL KULLANMAKTAN KAÇINMALARI

07 / 05 / 2018

  Devlet yönetiminde, idareci olanlar için, asıl olan; ikame-i Adalet ve tesis-i vahdettir… Devletin tebaası olan insanların; din, dil, ırk, renk, etnik köken, mezhep veya başka her hangi farklı olan taraflarına bakmaksızın; Hukuk önünde aynı muameleye tabi olmaları, öncelikle insan olarak onların en tabi ve doğal haklardır… Devlet idaresini ele alan kimselerin, sıradan olan diğer insanlar gibi; kaba saba konuşmamaları, kırıcı söz söylememeleri ve idare ettikleri insanlarla,devlet mekanizması arasında güvenin tesisi için tüm imkanlarını kullanmak zorundadırlar!...

  Çünkü onlar sıradan insanlar gibi değiller, devlet ve millet yükünü yüklemiş sorumlu insanlardır… Onun için onların, diğer insanlara karşı şiddet içeren söz ve davranışlardan kaçınmaları çok elzemdir!İdare ettikleri insanlara karşı daha şefkatli, daha merhametli ve kavl-i leyyine (yumuşak söz) ileonlara yaklaşım sergilemelidirler. İdareci olan yetki sahibi olan herkesin; her inanç, renk ve ırktan insanlara yönetici olduklarını ve dolayısıyla onların; kendilerine tevdi ettikleri idarecilik emanetini zayi etmeden, herkese hak ettiği nispette ve adaleti elden bırakmadan yaklaşmak zorunda olduklarını hiçbir zaman unutmamaları lazımdır…

  Evet, idareci olanlar; tebaasına karşı yumuşak ve şefkatli olup, aralarında ayrı gayrı hareket etmedikleri müddetçe, aynı tutum vekarşılığı kendi tebaasından görecekleri muhakkaktır… ” Yüce Rabbimizin: “Hz. Musa (a.s) ve kardeşi Hz. Harun (a.s)’ı; İlahlık taslayacak kadar yoldan çıkan Firavun’a gönderirken bile, “Firavun’a gidiniz, çünkü o, azmıştır. Ona yumuşak söz söyleyin, belki o öğüt alır yahut korkup ürper!” (Taha/43,44) diye beyan buyruğundan:“insanların idaresini ele alan yöneticilerin; idaresi altındaki tebaasıyla nasıl davranmaları gerekeceğini anlamış olmaları lazımdır her halde!...

  Tıpkı Şeyh Edebali hazretlerinin, damadı Osman Gazi’ye nasihat ettiği gibi: “Ey oğul, artık Beysin! Bundan sonra öfke bize, uysallık sana. Güceniklik bize gönül almak sana. Suçlamak bize, katlanmak sana. Acizlik bize, hoş görmek sana. Anlaşmazlıklar bize, adalet sana. Haksızlık bize, bağışlamak sana. Ey oğul, sabretmesini bil, vaktinden önce çiçek açmaz. Şunu da unutma! İnsanı yaşat ki devlet yaşasın. Ey oğul, işin ağır, işin çetin, gücün kıla bağlı. ALLAH Yardımcın olsun.”

  İşte tüm idarecilerin örnek almaları gereken bir nasihat ve öğüt… Siyaset ile meşgul olan Müslümanların, Şeyh Edebali Hazretlerinin bu öğüdünü iyice bellemeleri ve kulak vermeleri çok önemli bir husustur. Evet, idare olunan insanların arasında; her fikirden, her dinden, her ırktan, her mezhep ve meşrepten, her renk ve mizaçtan insanların olması kaçınılmazdır… Onun için, idarecinin yükü gerçekten ağır gücü kıla bağlıdır… Çok dikkatli ve hassas davranmadıkları yerde, devletle birlikte birçok değeri de kaybetmeleri an meselesi olabilir.

  Şimdi, ülkemizde yapılacak olan seçime sayılı günler kalmışken; seçilmek için kollarını sıvamış olanların, makam ve mevki sevdasına tutulmadan, kendilerine rakip olan insanların kulluk haklarına, dil uzatmamaları, kırıcı ve ayrıştırıcı olmamaları, bir gün yüz yüze bakarız düşüncesiyle arada perde bırakmaları; hem insanlara örnek olmaları hem de insanların güvenlerini kaybetmemeleri açısından çok önemlidir! Velev ki talip oldukları şu idareci olma işinde seçilmezlerse dahi, belki başka bir zaman muvaffak olurlar, işi zaman bırakmak ve kararlı olmaktan asla vaz geçmemek… Mesela insanların gönül dünyasını parayla pulla satın alacağının zannına kapılanlar kaybederler. Ama insanların gönüllerini sevgi, muhabbet ve adaletle kazanmak her zaman ve zeminde mümkündür…

  Hz. Ali (k.v) Efendimizin: “Öyle dürüst ve samimi olunuz ki, öldüğünüz zaman; düşmanlarınız dahi sizin ölümünüze ağlasın.” Sözü, özellikle siyasetçi ve yönetici konumundaki insanlar için; kulaklarına küpe, boyunlarında gerdanlık olarak taşınması gereken bir ahlak numunesidir! Evet, düşmanlarına karşı bile, adaleti elden bırakmayan insanlara ne kadar da hasret kaldı insanlar!?Hakikat şudur ki, ahlak, erdemlik, kemal, güven, örneklik ve önderlik konusunda başarılı olmayı başaramayanlar; devlet yönetimine gelseler dahi, memlekette istibdat, zulüm, korku ve güvensizlik hiçbir zaman bitmeyecektir… Onun için, bu dünyanın bir de yarını vardır şuur ve bilincini yitirmemişolan Siyasetçilerin; kırıcı ve yaralayıcı dil üslubundan kaçınmaları,hem devletin bekası, hem de asayişin berkemal olması açısından çok ama çok önem arz etmektedir! Ama ve lakin, güzelim memleketimin seçim meydanlarında; anlattığımız ve hayal ettiğimiz güzel tabloları ne yazık ki göremiyoruz.

  Politikacıların seçim meydanlarında, birbirlerine etmedik hakaretler, söylemedikleri söz bırakmadıklarını görünce; üzülmemek elden değil. “Evet, şairin dediği gibi: “Hafife alma Müslüman kalmayı/ Düşünme saraylarda mermer olmayı. Gönül kırmayı meslek edinmiş olanı bırak insandan saymayı/ Şayet istiyorsan hakka varmayı; bir an önce meslek edin gönül almayı.”(M. Çelik. Mutluluk tomurcukları. Sh:72) Selam ve dua ile.