İLAHİ ENTE MEKSUDİ VE RIDA-EKE METLUBİ

15 / 06 / 2017

Konu başlığı olarak seçtiğim cümlelerin, Şahı Nakşibendi Muhammed Bahaeddin (k.s)’e izafe edilmektedir. Manası ise: “ALLAHIM! Benim tek maksadım sensin ve aradığım senin rızandır.” Rivayete göre Hac kafilesi Buhara’dan Mekke’ye doğru yol çıkar ve Muhammed Bahaeddin de bu kafilenin içindedir. Uzun ve yorucu bir yolculuktan sonra, Mekke-i Mükerreme görünür. Mekke görünürken, yapılan dua makbul olduğu için; kafiledeki Haccı adayları açar ellerini ve herkes bir şeyler ister yüce ALLAH’TAN!. Fakat bir kişi var ki suskun ve sadece insanları seyretmekle yetinmektedir. Çünkü insanların çoğu, mal mülk, evlat ve saire şeyler istedikleri için; Muhammed Bahaeddin (k.s) buna üzülmüş olsa ki, açar ellerini semaya doğru ve: “İlahi Ente Meksudi ve Rıda-eke Metlubi” diye niyazda bulunur.

Bu öyle bir dua ve yakarış ki, belki de tüm dua ve yakarışların özünü ve özetini içermektedir. Öyle ya, bir insanın maksadı yalnız ALLAH olur ve aradığı da onun rızası ise; bundan daha bahtiyar, daha kâmil insan olur mu? Elbette ki hayır!... Dua ve niyazın Müslümanın hayatındaki yeri ve önemi ne kadar önemli ise; yapılanduanın samimiyetle yapılması da bir o kadar önemlidir… Çünkü yaratılan biz kullar, yaratan yüce Rabbimizin Rahmet ve mağfiretine muhtacız. Onun için, dinin direği olarak isimlendirilen Namaz; Mü’minin miracı ve ALLAH katındaki derecelerininde en zirve noktasıdır!

Dua ve niyaz, başta samimiyet ister. Kul dua ederken, yüce ALLAH’IN huzurunda; tam bir selim kalple, acziyetini ve muhtaçlığını yücelere yücesine sunarak yapmalıdır. Tıpkı, Şahı Nakşibendi Muhammed Bahaeddin’in yaptığı dua gibi… Aziz Ramazan ayındayız ve birçok insanın, bu kutlu aya karşı kayıtsız kaldığını müşahede etmekteyiz. Arz talep meselesidir bu, kul istemeyince vermez yaratan/ Kul müstağni davrandıkça hidayet nasip etmez Rahman! Hâlbuki her Ramazan ayı, iman eden kullar için bir kurtuluş vesilesi ve ilahi büyük bir ikramdır. Aziz Ramazan ayının bu ikram ve nimetinden nasibini almadan yaşayanlar ne bedbaht kimselerdir.

Kâinatın yüzü suyu hürmetine yaratıldığı, Seyyidina Muhammed (s.a.v)’in bile günde onlarca kez dua ile Yüce ALLAH’A niyazda bulunduğuna göre; bizim gibi günah deryasında yüzen acizlerin günde kaç kez istiğfar edip, halimizi arz etmeliyiz acaba? “İlahi Ente Meksudi Ve Rıda-eke Metlubi” Evet, Ya Rabbi bizim maksat ve gayemiz sensin sen! Ve aradığımız yalnız senin rızandır, diyebilmeliyiz sürekli!

Yukarıda dedik ya, arz talep ve nasip meselesidir bu! Hz. Mevlana Mesnevide şöyle bir hikâye anlatır: “Efendi kölesiyle birlikte çarşıya çıkar. Yolları bir caminin önünde geçer ve köle Efendisine; Efendim müsaaden var mı iki rekât namaz kılayım şu camide der. Efendisi müsaade eder fakat, geç kalmamasını tembih etmeyi de ihmal etmez. Köle camiye girip iki rekât namazını kıldıktan sonra dua eder. Kölesinin geç kalmasına bunalan efendisi: içeriye seslenir, de hadi nerede kaldın diye hiddetlenir? Köle ona cevaben: “Efendim bırakmıyor der! Efendisi çıldırır gibi olur ve bırakmayan kim der? Köle: Efendim sizin içeriye girmenize müsaade etmeyen, benimde dışarı çıkmama müsaade etmiyor diye taşı gediğine koyar. Yani, siz hidayete talip olmadığınız müddetçe, ALLAH size hidayeti nasip etmez demeye getirir, anlayana!

Sözün hülasası şudur: “Gayesi ALLAH, önderi Resulullah; Rehberi Kur’an, yolu Hak yol olmayanların varacakları menzil, hem karanlık, hem de karmaşık olur! İLAHİ ENTE MEKSUDİ VE RIDAEKE METLUBİ Duası, duamızın başı olması duasıyla!... Vesselam. 15 Haziran 2017/20 Ramazan 1438.