İMTİHAN DÜNYASINDA SERMAYELERİ BUZ OLANLAR

03 / 08 / 2017

Ve de ki: “O hak Rabbinizdendir. Artık dileyen iman etsin, dileyen küfretsin.” Çünkü Biz, zalimler için öyle bir ateş hazırlamışızdır ki duvarları kendilerini kuşatmaktadır. Eğer yardım isteseler, erimiş maden gibi yüzleri haşlayan bir su ile cevap verilir. O ne kötü içki ve o ne kötü kurultay! Amma iman edip Salih amel işleyenler, şüphe yok ki Biz, öyle güzel amel işleyenlerin mükâfatını zayi etmeyiz. (Kehf/29,30)

  Evet, bir tüccar düşünün, yıllarca didinip dursun, gecesini gündüzüne katsın; tam da büyük bir sermayeye sahip oldum demeye ramak kalsın, ve beklenmedik yanlış bir hesapla tüm sermayesi yok olup gitsin. Bir adam düşünün, ömrü boyunca, dünyada at oynatsın, yeme ve içmeden başka tasası ve düşüncesi olmasın; önüne gelen her işe bulaşsın, sonra kendisine verilmiş olan ömür süresi dolsun ve dünyadan göç etsin!.. Ardından iyi bir sermaye bırakmadığı halde, ücretli bazı ölü ağlayıcıları ona mersiye dizsin, ağıt yaksın!..

  Ve bir adam düşünün, mevsimlerden yaz olsun; ve tüm sermayesi buz olsun, fakat bu sermayesini gölgelendirecek en ufak bir gölgeliği olmasın, güneşin doğup yükselmesiyle birlikte sermayesi eriyip yok olsun ve elini avucunu ovuştursun!?.

Bu ne kötü bir akıbet demezler mi? Ve bir adam düşünün, Cenabı ALLAH! Kendisine fazlasıyla mal, mülk, evlat, servet ve iktidar vermiş olsun; ama o tüm bu olanakları, gücü yettiğince kötü yolda kullanmış, insanların hakkına tecavüz etmiş, güçsüzlere zulmetmiş, onun bunun malını yağmalamış, her günaha, her pisliğe bulaşmış, elindeki iktidar gücünü silaha çevirmiş ve bu silahını kötülük için kullanmış olsun; sonra da süresi dolsun, ardından bazı yalakalar onun adına nutuklar atsın, mersiyeler dizsin, bu ne garabet bu ne rezalet?!

İmtihan dünyasında insan bir misafir, veya bir emanetçidir. Kendisine verilmiş olan imkan ve olanakları iyilik ve güzellikler için kullansa; yukarıda beyan buyurulan ayet-i Kerime’nin ikinci hükmüne dahil olup kurtulanlardan olacaktır. Yok, eğer kendisine tevdi edilmiş olan emanete ihanet edip; hak ve hukuk bilmeden yaşasa, haram helal demeden, elini her gayri meşruya bulaştırsa, ayet-i Kerime’de beyan buyurulan birinci hükmedâhil olanlardan olur ki, işte bunlar; iflas ve kazanımlar dünyasında sermayeleri buz olan ve güneşin doğmasıyla tüm sermayeleri eriyip yok olan müflislerdir.

Bir camia düşünün; nerdeyse yarım asırlık zaman süreçlerini hep, hizmete adamış olsunlar, okul yapmışlar, okul açmışlar, buralardan ta okyanuslar ötesine gönül köprüleri kurmuş olsunlar; himmet ehli yetiştirmişler, güldürmüşler giydirmişler, yedirmişler iş vermişler; dünyanın dört bir yanına hizmet erlerini aşk fedailerini yollamışlar ve yıllarca can dost olduklarıyla, bazı pürüzlerden dolayı sorun yaşamış olsunlar, ve yollarını doksan derecelik bir dönüşle ayırsınlar; ve bidayetleri ile el-an durumları kirli olanlarla, din iman ve cami düşmanlıklarıyla meşhur olanlarla ortak olup; (meğer ki daha önceleri de böyleymişler de bilinmemişlerdi) maskelerini düşürüp, eski dostlarına tam hız cephe alsınlar!...Kurban olduğum Rabbim! Hey gidi dünya, Hey adil zaman; kitapların bile yapamadığı birçok şeyi ne de güzel tefsir edersin!..

Bir ülke düşünün; halkının kahır ekseriyeti Müslüman olsunlar veya öyle görünsünler, ittifaktaktan uzak, birbirlerinin ayaklarının altını oysunlar, onlarca fırkaya bölünsünler; her fırka, insanları kendi yollarının hak olduğuna çağırsınlar ve diğerlerinin yanlış yolda olduklarını savunsunlar, ve her hizip kendi ellerindekileriyle iftihar edip gururlansınlar!... Şimdi, durum böyle iken, kazanımlar ve imtihan dünyasında; indi delaletlerle dalaleti satın alanların sermayeleri buz olmaz da ya ne olur acaba?. Yaşadığımız çağ; benciliklerin, enaniyetlerin, egoistliklerin; tahakkümün, istibdadın, zorbalığın ve parmak uçlarıyla imha eden silahların çağı olmuştur. Ve bu çağda Müslümanlar, parça parça olmuş, cetlerinin kanlarıyla kazanıp emanet ettikleri coğrafyada bu gün kendileri; birbirlerinin boyunlarını vurmaktadırlar. Mezhep ve meşrep kavgalarının ayyuka çıktığı günümüzde; Müslümanlar, başkalarının namı hesabına birbirlerinin hasımları olmuş ırk ve renk gibi takıntılarla ömürlerini tüketmektedirler.

Bir dünya düşünün; bu dünyada, politik liderler veya idareciler, insanları sadece ve sadece, dünyevileşmeye,batıl ve atıl ideolojilere, küfr-i ve Cebr-i İzmlere, ecnebilerin yönetim şekilleri olan Demokrasiye, Laikliğe, Liberalizme, Sosyalizme ve buna benzer meşru olmayan yollara çağırsınlar; din ile iman ile uğraşsınlar, Kâbe’ye düşman, Kitaba yabancı olsunlar; böyle bir ortamda Müslümanım ve ALLAH’TAN başka ilah tanımıyorum diye iddia edenlere düşen görev nedir?.. İflas ve kazanımlar dünyasında sermayeleri buz olanlardan uzak durmaları ve ALLAH’IN ipinden başka her hangi bir ipe sarılmamaları lazımdır. Çünkü diğer tüm ipler kopmaya mahkûmdurlar. Selam ve dua ile.