İNSANOĞLU NEDEN ÇOKNANKÖRDÜR

23 / 08 / 2017

 “Şayet insana tarafımızdan bir rahmet tattırıp sonra da onu kendisinden çekip alırsak, şüphesiz o ümitsiz ve nankör biri olacaktır.” (Hud/9)

  Bir fincan kahvenin, kırk yol hatırını tutan insanoğlu; Kâinatın tek hâkimi ve tek sahibi olan yüce ALLAH’IN, bunca ikramına karşı neden bu kadar nankörlük etmektedir? Yaratılış gayesini unutup, kendi hevasının amansız istek ve arzularına yenik düşen insanoğlu; yapmış olduğu bunca taşkınlıkların hesabını vereceğini bile bile, mahşer günü kurulacak olan mizanı, hesap ve kitabın eden unuttur? Kerim kitabın açık ve Mübin hükümlerine rağmen; ateşe çağıran Dallin önderlerin çağrısına neden icabet edip ateşi tercih eder?....

  Nevi mahlûkat içerisinde, sahibine karşı; insanoğlundan başka (ufak tefek istisnalar hariç) daha nankör bir varlık var mıdır? Yüce ALLAH, Bunca günah ve isyanına rağmen; suyunu, ekmeğini, nefesini kesmediği insanoğlu, daha ne zamana kadar; adili mutlak olan gerçek sahibinin emir ve nehiylerini arka plana atmaya devam edecektir!

  Geçici dünyanın fani liderlerinin huzurunda, el pençe divan duran insanoğlu; yüce ALLAH’IN sayısız inam ve ikramına neden bu kadar saygısız, bu kadar duyarsız ve bu kadar kayıtsız kalmaktadır? Âdem (a.s) babamızdan bu güne gelinceye kadar, insanoğlundan başka; dünyayı ifsat eden, dünyanın dengesini bozan başka bir varlık var mıdır? Yok! Kan döken, zulüm eden, ifsat eden, fitne ateşini körükleyen; batıldan yana tavır takınıp, hakka rağmen, hakkaniyet ve ilahi hükümlere kafa tutan tek varlık insanoğlu değil midir?..

  Bir kedi, bir köpek, bir at, veya başka her hangi bir hayvanın; iyilik gördüğü sahibinin kapısının eşiğine ihanet ettiği görülmüş şey midir?... Buna benzer, soru işaretleriyle biten, ıstırap çektiğimiz o kadar şey var ki; akıllara zarar! Habil ve Kabil ile başlayan, hak batıl mücadelesi; yeryüzünde, insan neslinin, kendi tarafını tutmanın temelini attığı bilinen bir hakikattir! Hakkın emirlerine itaat ve icabet eden Habil; Hakkın rızasını kazanmış, iyilik ve iyilerin öncüsü olma bahtiyarlığına ermişti!

  Kabil ise, hakkın ikram ve ihsanını unutarak; hem kardeşinin kanına girmekle katillerin öncüsü olmuştu, hem de yüce divana karşı büyük bir nankörlük ettiği için rahmetten kovulmuştu! Aslına bakılırsa, küfrün temelinde de nankörlük yatmaktadır. Hem nasıl yatmasın ki; Yüce Rabbimizin Kerim kitabının Yasin suresinde: “İnsan görmedi mi ki, biz kendisini bir “lütfeden” yarattık da şimdi o çeneli bir çekişgen kesildi. Yaratılışını unutarak bize bir de mesel fırlattı. “Kim diriltecekmiş o çürümüş kemikleri?” dedi. De ki: “Onları ilk defa inşa eden diriltir ve O, her çeşit yaratmayı ve yaratılmışı bilir.” (Yasin/ 77,78,79)

  ALLAHIM! Cümle inanmış kullarını, nankörlüğün her türlüsünden muhafaza eyle! Ayakların kayacağı günde; Sen ayaklarımızı sabit kıl ve bizi Salihin zümresine ilhak eyle… ÂMİN.