İNSANOĞLU’NUN DÜNYA METAINA KARŞI ZAFİYETİ VARDIR

14 / 09 / 2017

Dünyayı ve içindekileri, İnanoğlu’nun istifadesine sunan yüce ALLAH; dünyanın cazibe ve geçici güzellikleriyle de insanı imtihan eder. Çok mal vermekle, imtihan eder; hakkından gelip gelemeyeceğini denemek için! Fakr-u zaruret ile imtihan eder, sabrını ve kulluktaki sadakatini ölçmek için… Her halü karda, yüce ALLAH; imtihan dünyasında, kullarını farklı farklı sınamalardan geçirir… Biz farkında olmazsak bile, ömrümüz boyunca; yüce ALLAH’IN, bizi nerde, ne zaman ve ne ile imtihan edeceğini bilemeyeceğimize göre; aslında her an, imtihanda olduğumuz bilinciyle hareket etmek zorundayız…

 İnsan için dünyadakiimtihanın en önemlisi de, onun dünya metaına karşı çok düşkün olması, ömrünün önemli bir kısmını ona hasretmesidir!... Şayet İnsan, dünya ve içindekilerine kendini haddinden ziyade kaptırırsa;işte o zaman kulluk sınavında sınıfta kalma tehlikesiyle karşı karşıya kalır… Öyle ki, bir miktar mala sahip olunca, ikinci bir miktarı talep eder. Nihayet,dünya metaına karşı, sonu gelmez tul-i emel ve arzular; onu dünyalık denizinde boğmaya kadar götürür ki; böyle bir son ise, insan için çok hazin bir akıbet demektir.

Elbette ki, dünya hayatında ayakta kalabilmesi için, insanın çalışıp çabalaması, hayatın idamesi için bir şeyler kazanması lazımdır. Lakin bu çalışma ve kazanma; hiçbir zaman, insanı sırat-ı Müstakimden çıkaracak türden olmamalı, onu zafiyete sürüklememeli ve aşırı hırsa sevk etmemelidir… Bilinmelidir ki, mallar, evlatlar, bağ bahçeler, gönül hoplatan araziler, salma hayvanlar gökdelen binalar, ofisler, arsalar, sıra sıra dizilmiş dükkânlar vs. hepsi; insan için imtihanın birer parçasıdırlar… Şayet insanoğlu ayaklarını denk atmayıp da; kendini fazlasıyla bunlara kaptırırsa, işte o zaman bu onun felaketi olur. Tıpkı tarihte yaşanmış olan Sa’lebe’nin durumu gibi…

İbn-i Abbas ve Enes b. Malik’in (r.anhüm) rivayetiyle; İki cihan Server-i Efendimiz (s.a.v): “Âdemoğlunun bir dere (dolusu) altını olsa, ikincisini ister. Onun ağzını topraktan başka bir şey doldurmaz. ALLAH tevbe edenin tövbesini kabul eder.”(Buhari ve Müslim) Buyurmakla; insanoğlunun, dünya malına karşı ne kadar düşkün ve hırslı olduğunu bildirmiştir.

Her insanın dünyaya karşı, istek ve arzularının olduğu bir gerçektir. Helal yoldan kazanıp ve yine iyi işlerde kullanmak için, para kazanmaya çalışanlar olduğu gibi; haram yollardan kazanmaya çalışıp, yine kazandıklarını da kötü ve habis işlerde tüketmek için çarçur eden nasipsizlerde vardır ve var olacaklardır. Ama en önemlisi, insanın; malı nereden, niçin ve nasıl kazandığına, nerelerde veniçin harcadığına bakmasıdır. Öyle ya, mal ve mülkün gerçek ve tek sahibi ALLAH (c.c) olduğuna göre; insanın, ben kazandım, istediğim gibi harcar, istediğim toplar ve istiflerim demeye hakkı yoktur…

Yüce ALLAH’IN emanet olarak tevdi ettiği her bir şeyden hesaba çekilecek olan insanoğlu; dünyanın ve dünyadakilerin mutlak sahibi değil, zira o, bir emanetçidir… Evet, o, sahibinden emanet olarak aldığı canın, malın, evlatların ve sahip olduğu tüm varlıkların birer çobanı mesabesindedir. İnsanoğlu bu idrak, bilinç ve selim akıl ile hareket ettiği müddetçe; o, dünyanın bir imtihan salonu olduğu gözüyle bakar, elde ettiği her şeyin de, fani olup ölümünden sonra dünyada kalacağını unutmaz ve ona göre dünyaya yanaşır!...

Peki, helal haram demeden mal ve servet yığanların; kazanmak aşkına faiz, karaborsa, dolandırıcılık yapanların, insanların evlerini ve ceplerini soyanların, onun bunun kapısını kırıp bir bilezik için cana kıyanların bol olduğu bir dünya da; şüphesiz ben de Müslümanlardanım diyen insanların, daha dikkatli ve itidalli bir şekilde dünya malına yaklaşmaları gerekmez mi???

Akıllı insan odur ki; dünyaya bir misafirhane gözüyle bakıp, dünyası için ahiretini ihmal etmeyen ve ömür sermayesini dengeli bir şekilde harcayan kimsedir. Müslüman bir kimse, atacağı her adımın, yapacağı her işin, kazanacağı her malın, söyleyeceği her sözün; verdiği her çabanın ve mücadelenin meşru olmasına dikkat etmekle mükelleftir. Çünkü Müslüman insan, “Kim zerre kadar hayır işlerse ecrini, kim de zerre kadar şer işlerse cezasını.” (Zilzal) görecektir, ilahi buyruğa iman eden kimsedir… Yüce ALLAH, cümlemizi; dünyaya rağbet etmeyen, günahlarla kirlenmeyen, dünya ve ahiretini dengede tutan kullarından eylesin… Selam ve dua ile. 14 Eylül 2017