İSLAM ALEMİNİN DAĞINIKLIĞI VE SEBEPLERİ

06 / 12 / 2017

“Yüce Rabbimizin, dünyayı tarif eden şu yüce buyruğuna, iyice kulak verelim: “İnsanlara kadınlar, oğullar, yüklerle altın ve gümüş yığınları, salma atlar, davarlar, ekinler kabilinden aşırı sevgiyle bağlanılan şeyler süslü gösterilmiştir. Hâlbuki bunlar dünya hayatının geçici faydalarını sağlayan şeylerdir. Oysa varılacak ebedi hayatın bütün güzellikleri ALLAH katındadır.” (Al-i İmran/14)

Ve kâinatın Efendisi’nin, (s.a.v) Ümmet’inin gelecekteki (belki de o gün bu gündür) halini haber veren şu şerefli hadis üzerinde düşünelim ki; biz bu gün he haldeyiz acaba: “Resulullah (s.a.v)’in kölesi Sevban’dan rivayet edilmiştir: Resulullah (s.a.v) buyurdu ki: “Aç kimselerin yemek çanaklarına saldırdığı gibi, milletlerin üzerinize saldırma zamanı yaklaşmıştır.”

Sahabeler: “Sayıları az olduğu için mi?” dediklerinde, “Hayır, o gün siz çok fazlasınız. Ancak çokluğunuz, sel üzerindeki köpük gibidir. ALLAH sizin heybetinizi düşmanınızın kalbinden çıkaracaktır. Kalbinize “VEHN” İndirecektir” buyurdu. Sahabeleri: “VEHN” nedir?” dediklerinde: “Hayatı (dünyayı) sevmek ve ölümden korkmaktır. (Ebu Davud, Sünen)

Aslında, bu gün İslam âleminin içerisinde bulunduğu durum ile Müslümanların, düşmanları tarafından zulme ve katliamlara maruz kalmalarının nedeni; başta vermiş olduğumuz hadisi şerif, tam manasıyla izah etmektedir.  Fakat, biz yine de birkaç cümleyi, izahat sadedinde sizinle paylaşalım ki; gerçekten bu gün, bir buçuk milyar İslam aleminin, dünyadaki etkinliği hangi düzeydedir anlayalım?

Asr-ı Saadette, Müslümanlar arasında, hiç mi ihtilaf yok muydu ki, onların bu kadar kadri yüce, adları şeref levhalarıyla; tarih sayfalarına yazıldı!.. Tabi ki, ihtilafları da vardı ve onların dünya hayatı diye bir meşgaleleri de söz konusuydu. Peki, öyleyse neydi onları şerefli kılan şey? Onları şerefli ve kadri yüce kılan tek meziyetleri: “Tevhid” konusunda ayrılığa düşmemeleri ve şayet bir hata işlemişlerse, farkına vardıkları an, tam bir Nasuh tövbe ile istiğfar etmeleriydi. Ve düşmanlarına asla güven duymamalarıydı. Onlardan sonra gelenler, istikametten sapınca da, olanlar oldu…

Ve en önemlisi de onların, dünya hayatının süs ve şatafatlı yaşantısıyla zihinlerini bulandırmamalarıydı. Onun içindir ki, Resulullah (s.a.v) Efendimiz: “VEHN” kelimesini telaffuz ederken, Sahabeler: “o da ne ya Resulullah diye sormadan edemiyorlar. Çünkü, “VEHN” kelimesi o ana kadar onların gündeminde yoktu ve onlara yabancı gelmişti. Onun ne manaya geldiğini sormuşlardı da; Efendimiz (s.a.v): Dünya sevgisi ve ölüm korkusu diye onlara keyfiyetini açıklamaktadır.

Şimdi, kendimize bakalım ve şöyle bir soruyu nefislerimize yöneltelim: Biz İslam’ın veya dünya hayatının neresindeyiz diye?... Gerçekten de, bu çok önemli bir soru! Eğer, kendimizden alacağımız cevap; dünyanın nimetleriyle sarhoş olmuş ve bu sarhoşluğun etkisiyle ölümden kaçar gibi korkuyoruz diyorsak, işte o zaman, “VEHN” diye açıklanan virüs bizi sarmalamış ve biz âlem-i İslam olarak; bu gün günahlarımızın bedellerini ödemekteyiz demektir.

Komünizmin, Kapitalizmin, Sosyalizmin, Kemalizm’in ve diğer ideolojilerin, madde ve maceraperest dünya görüşüne çağıran ve kitleleri adeta cehenneme sürüklemek için; beyinlerini küfri sloganlarla kirleten istikametsiz ve maneviyat’sız,modern çağın laik ve demokrat liderleri; insanlara sadece, dünyayı ve maddeyi vaat ettiler!.. Oysa, bu vaat sahipleri; fani dünyalarını da mamur edemediler, ahiretlerini de kaybettirdiler.. İşte, mevcut halin önemli sebeplerinden sadece bir kaçı!... Yani, Ümmet bu gün; “VEHN” tuzağında can çekişmektedir. Uyanmamız temennisiyle. Vesselam.