İSLAM’DA ADANMIŞLIK RUHU BEDELSİZ DEĞİLDİR

08 / 05 / 2017

(Tevhid bilinciyle yaşayıp ve İslam’i ilkelerle hayatlarını güzelleştiren muvvahidlere selam olsun.)

Adanmışlık ruhu; yüz yirmi dört bin peygamber’in, Asfiya’nın, Evliya’nın, Hükema’nın, Arifan’nın kutlu yoludur. Adanmışlık ruhu; kendisi için değil, başkalarının mutluluğu ve huzuru için yaşama bilincidir. Zaten bütün peygamberler ve onların kutlu davalarının takipçisi olanların yaptıkları çalışmaların; sarf ettikleri gayretlerin, vermiş oldukları emeğin, başkalarına yaptıkları iyiliğin karşılığını insanlardan değil, sadece ve sadece yüce ALLAH’TAN beklemeleri değil miydi?!..

  Evet, adanmışlık ruhu; Mus’ab bin Umeyr gibi servet ve şöhretten, Habbab bin Eret gibi serden, Süheyl-i Rumi gibi vatandan ve yardan; Bilal-i Habeşi gibi candan; Ebu Hureyre gibi dünyalıktan vaz geçmenin adıdır ve adanmışlık ruhu, bedelsiz, zahmetsiz bir dava, meşakkatsiz bir yol değildir!..

  Adanmışlık ruhu; tohumu toprağa serpip hasadını başkalarına bağışlamanın ve yaşatma cehdiyle çırpınmanın, kalıbına sığmadan elindeki imkânları en iyi şekilde kullanarak, mutluluğunu başkalarının mutluluğunda aramanın başka bir adı ve adresidir.

  Güneş gibi olmaktır, adanmışlık ruhu, Mevlana’nın deyimiyle. Adanmışlık ruhu sayesindedir ki, asırların ötesinden süre gelen, meltem rüzgarı gibi yüzleri okşayan ve ruhları doyuran manevi iklimlerde sevda çiçeklerinin boy atması!.. Karakışa ve zemheriye inat, dondurucu ayazda ve yüzleri sert esintileriyle, buz kalıbına döndüren karı yırtarcasına; kardelenler gibi boy atmaktır adanmışlık ruhu.

  Oksijen gibi solunumları temizlemektir, güneş gibi ısıtmak ve aydınlatmaktır, gece gibi ayıp ve kusurları örtmektir, su gibi aziz olup gittiği her yeri temizlemektir, toprakta tohum, hasatta kazanç olmaktır, aç olsa da başkalarını kendi nefsine tercih etmektir bazen, adanmışlık ruhu.

 

Mekke’nin sıcağından, Medine’nin serinliğinden haber vermektir adanmışlık ruhu. İbrahim’in (a.s) duasına, Musa’nın (a.s) asasına, Yusuf’un rüyasına, Meryem anamızın İsa’sına (a.s); canı ve malı pahasına sahiplenmek ve bu kutlu kervanın yol yürüyüşünde, ölüme meydan okurcasına, her gelen  tehlike oklarına sinesini siper etmektir adanmışlı ruhu!..

 

Evet, adanmışlık ruhu; yar için canını, ideali için tüm varını, gözünü kırpmadan verebilmenin ismidir. Adanmışlık ruhu; “komşusu aç iken kendisi tok yatan bizden değildir”nebevi düstur istikametinde, hayatına ve yol rotasına yön veren ve bu kutlu eksende, Hz. Ömer’in Erkam bin Erkam’ın evinde hidayet güneşinin dizleri önünde imanın tadına vardıktan sonra, Mekke sokaklarını inletircesine, toprakları tozuta tozuta hakka ve hakkaniyete karşı olan münkirlere meydan okumaktır.

 

İslamiyet’in kemale erdiği, küfrün ve şirkin zevale gark olduğu gün; Arafat dağının mübarek eteğinde, yüz bini aşkın ermişe hitab eden Kâinat’ın Efendisi’nin (s.a.v) mübarek dudaklarında hayat buluyor ve kıyamete kadar gelecek olan imanlı nesillerin biricik meselesi oluyordu adanmışlık ruhu.

 

Birilerinin zoru gördüğünde, ah sırtım dediklerinin tersine; ah davam diye bilenlerin ve gerektiği zaman, ıssız bucaksız çöllerin aşılmaz patikalarında umuda ve istikbale yürümektir adanmışlık ruhu. Hz. Ömer’in, haksızlık söz konusu olduğu zaman, (r.a) tayin etmiş olduğu valisine; “Ey Amr, camiyi yık fakat adaleti yıkma” bilesin ki ben Nuşi Revan’dan daha adaletliyim,” mesajından ders çıkarıp ve hayatını adalet ilkesi etrafında şekillendirmenin adıdır adanmışlık ruhu..

 

Kısacası adanmışlık ruhu; Habil kadar olmasa da, yanında var olanın en güzelini adamak ve İsmail (a.s) kadar metanetli, sabırlı olup varlığının en kıymetlisi olan canını yüce Rahman’a adamaktır. İbrahim’ce sadık, İsmail’ce metanetli olan Mü’minlere selam olsun. Vesselam. 08. Mayıs 2017/Pazartesi.