KAFALARI BOŞLUKTA OLANLARIN ÇIKMAZI?

03 / 05 / 2017

 Modern dünyanın armağanıdır, nev-zuhur öncü kadrosuna; kafalarını boşlukta sallandırmak!... Avrupalılaşmak sevdasına tutulmak, humma hastalığına tutulmaktan daha şiddetli ve ağır etki yaptı çağımızın insanları üzerinde. Eğitim ve öğretim kurumlarında, bazı istisnai durumların haricinde; tam manasıyla, eskisi gibi ne şiir, ne edebiyat, ne de tarih okutulmaz oldu,yeni nesillerimize ar

  Okutulan şeylerin başında, ideolojik fikirler, batı hayranlığı, asabiyet ve milliyet duygularının daha ağır bastığı konulardır çoğu zaman… Gençlik, sağlıklı düşünememekte, sağlıklı hareket edememekte ve sağlıklı iş görememektedir. Modern zamanların, modern insanı; maddeye esir olmuş durumda. Hakikatin arayışından daha çok; maddi olanakların peşinden koşmakta ve kapitalist düşünceyi daha yukarılara taşımanın gayretini gütmektedir…

  Bu tam anlamıyla, modern çağın, modernizmi ideal edinmiş olan insanların kafalarını işlevsiz ve gayesiz bir hale sokmaktan başka bir şey değildir… Günümüzde, bende Müslümanımdiyenlerin birçoğunun, politik partiler, beşeri kanunlar ve ideolojik hareketler uğrunda vermiş oldukları mücadele kadar; dinleri ve davaları uğrunda verememektedirler. Nedeni ise, insanların, toplumların ve dolayısıyla devletlerin; İlahi dava konusunda, eksenlerini ve mecralarını kaybetmeleridir.

  Evet, günümüzde, gerçekten kafalar boşlukta, zihinleri bulanık; fikirler karmakarışık ve saflar çok muğlak bir haldedirler. Bu gün dünyanın hemen hemen her yerinde, savaşların ve katliamların sürmekte olduklarına tanıklık etmekteyiz… Petrol için, elmas için, başta Müslümanların, birde geri kalmış ülkelerin yer altı ve yer üstü zenginliklerini talan etmek için; İngiliz’i Fransız’ı, Amerika’sı ve daha isimlerini saymakta gerek görmediğimiz birçok ülkenin seferberlik içerisinde ve tam mesai yaptıklarını görmekteyiz.

  Küfür; dünyanın seyrine yön vermek için, var gücüyle çalışmakta; tüm ekonomik olanaklarını kullanmakta ve karşılığında, ya petrol, ya da mazlum kanı heder etmektedir. İslam coğrafyasının bu gün,kafaları boşlukta olan liderlerin eliyle; müstevli güçlerin işgal ve tasallutu altında olduğunu görmekteyiz. Müslümanların başında bulunanların çoğunun batı formatlı olmaları; halkı Müslüman olan ülkelerin insanlarını, batıl ve şer güçlerinin mahkûmu haline getirmiştir. Bunu gizlemenin veya hasıraltı etmenin manası yoktur.

  Evet, toplumsal buhranların bu gün zirve yapmasının temelinde; öncü kadrolarının ve dolayısıyla onlara tabi olan insanların kafalarının boşlukta olmaları ve istikametlerini kaybetmelerinden dolayıdır. Bu gün, babaların, annelerin, yöneticiler ve iktidar sahiplerinin,her zamankinden daha büyük sorumlulukları vardır. Bu gün eğer, İslam beldeleri işgal altındaysa, sakinlerinin birçoğunun öldürüldüğü, birçoğunun ise sürgün hayatı yaşamaya mahkûm hale gelmesi söz konusuysa, bundan hepimizin hasbel kader sorumluluk payının olduğunu unutmayalım.

  Son bir asırdır özellikle, İslam coğrafyası işgal altında ve insanları ise, bir birinden kopuk, ilgisiz, uzakdünyaların insanları ve yabancı gibi yaşamaktadırlar. İletişim ve ulaşım araçlarının çok kolay hale gelmesine rağmen, eğer bu gün insanlar ve özellikle Müslüman toplumlar bir türlü bir araya gelemiyor ve ortak aklın öncülüğünde; dünyanın huzur ve sükûneti için somut adımlar atamıyorlarsa (ki öyledir) bu,lider kadroların,kafalarının boşlukta olduklarının, eylem ve söylemlerinin zıt ve tenakuz halinde olduğununbir göstergesidir.

  Arap âlemine baktığımızda, idareci kadrolarının hemen hemen çoğunun, batıdan icazetli olduklarını görmekteyiz. Özellikle Irak körfez savaşının üzerinden yirmi beş yıl geçmesine rağmen; halkı Müslüman olan ülkelerin idarecilerinin çoğunun hala; boşluktaki kafalarına bir türlü düzen ve intizam vermediklerini görmekteyiz. Dolayısıyla bu rehavet hali, İslam âlemindeki kargaşaların, savaşların, kaosların, göçlerin ve ölümlerin daha da süreceğianlamına gelmektedir.

  Soğuk savaşın sona erdiğini, tarihe not düşenlerin yanılgısıdır, dar çerçevede düşünen zevatın!..Çünkü hiçbir zaman ne soğuk savaş bitti, ne de Küfür dünyasının; İslam dünyası üzerindeki hesap ve desiseleri!...Bende Müslümanlardanım diyen herkesin, büyük bir silkinişle ayağa kalkması ve herkesin kendi çapında; aziz İslam davası uğrunda bir şeyler yapmalarıüzerlerine anın vacibidir. Mesela kalem sahipleri…

Evet, kalem sahipleri, Şehid Seyyid Kutub’un öz ifadesiyle, birçok şey yapabilirler. Ancak, kalemlerini kanlarıyla beslemeleri şartıyla… Ve kafaları boşluktan kurtarmanın başka bir yöntemi de, Atasoy Müftüoğlu’ndan!..“Şimdi, söz, kalem uygarlığına gönül vermiş olanlarındır. Kalemden Kitaba, Kitaptan insana, İnsandan bütün iklimlere uzanacak bir düşünce eylemi çizgisi üzerindeyiz. Uygarlığımızın (Medeniyetimizin) harcını önce kalemlerimizle hazırlayacağız ki, bir gün kanlarımızı da seferber edebileceğimiz bir yetkinliğe ulaşalım. Şimdilerde en etkili silahlarımızdan biri kalemlerimizdir.” (Firak’tan) diyor Atasoy Hoca!

  Sözün hülasası şudur: Kitlelerin, kafaları boşlukta olanların tasallutundan kurtulmanın en emin yolu; öze dönüş yapmaktır. Yani, fıtratın dinine!... Selam ve dua ile.