KALEMİN GÜCÜ

11 / 08 / 2017

Nun, Kaleme ve eli kalem tutanların yazdıklarına ve yazacaklarına yemin olsun. (Kalem/1)

  Kalem; her çağın, her asrın, her devrin kapılarını açan en etkin silahı!... Kalem sahipleri bazen de, kan dökmeden, gözyaşı akıtmadan ve acıtmadan; yaşadıkları topluma ve ülkesine zafer kapılarını açabilen kılıçsız kahramanlar…

  “Karanlıkları devirmek ve aydınlık bir çağın kapılarını açmak için en mükemmel silah: Kalem. Sözle, yazıyla kazanılmayacak savaş yok… Kalem sahiplerine düşen ilk vazife: Telaş etmemek, öfkelenmemek, kin kışkırtıcısı olmamak. Halkı okumaya, düşünmeye, sevmeye alıştırmak. Bir kılıcın kazandığı zaferi, başka bir kılıç yok edebilir. Kalemle yapılan fetihler, tarihe mal olur, tarihe, yani ebediyete.” Diye açıklar, Cemil Meriç, kalemin ve kalem sahiplerinin görevini!.

  Seyyid Kutub, kalem sahiplerinin çok şey yapabileceklerini der ve, karşılığında bedel ödenmesinin kaçınılmaz olacağının da altını çizer. Kalem; en zor zamanlarımızda, içimizde birikmiş olan his ve duygularımızı ifade etmek için başvurduğumuz en yakın yarenimiz. Bazen de, en meşum rakiplerimizi alt etmek için imdadımıza yetişen bir pehlivan, kahraman, bahadır ve cenkçi yakınımız…

  Kalem, olmasaydı eğer; birçok gerçek bilinmez ve meçhul olurdu. Kalem ve satırlar!... Yemine öncü, iki Kur’an’i gerçek, hakikat… İnsanlık tarih boyunca, her şey, bir anlamda kalemin mürekkebine borçludur. Nasıl mı? Kalem yaratılmasaydı, yazı olur muydu; yazı olmasaydı bu gün elimizin altında, tefsir, hadis, siyer, tarih, fıkıh vs. gibi hayati konuları ihtiva eden bilgi hazineleri olur muydu?.

  Onun için kalemin gücü, birçok alanda; kılıcın, tankın, topun ve birçok savaş ekipmanından daha etkili, daha iş görür ve daha yönlendirici… Bazen, anlık bir ilham gelir kalbimize, hemen uzatırız elimizi kaleme ve kâğıda; kalıcı olsun satırlarda diye yazarız onu! Unutamamak gerekir ki, kalem iki alanlı olarak kullanılır. Biri hak, diğeri batıl… İman sahibi bilginler, aydınlar, şairler, ve diğer alanlarda bilgi deruhte etmiş olan sahibi efkar zevat; kalemlerini sadece ve sadece, haktan yana kullanırlar. Diğerleri ise tam aksine!.

  Kalem, mürekkep ve satırlar… Mecazen, kılıç, savaş ve zafer… Dost, arkadaş ve kılavuz!. Kalem sahipleri ise; kalemlerini kullanırken; kinden, nefretten, ötekileştirmekten, korkutmaktan, kargaşa ortamı oluşturmaktan kaçınmalı ve hakkı, gerçeği, iyiyi, doğruyu teşvik etmeliler… Hayatımı iki kelime hülasa eder der Cemil Meriç: “Öğrenmek ve öğretmek… Yani önce kalemle öğrenmek; sonra da öğrendiklerini başkalarına aktarmak veya öğretmek.

  Ben âcizane, otuz küsur yıldan bu güne, ömrümün birçoğunu kitaplarla; yazı yazmakla ve düşünmekle geçirdim. Bunca kitap kalabalığında elde ettiğim tek sermayem: Edebi öğrenmek oldu. Kendini tanıyan Rabbini tanır, kaidesi; bir anlamda “oku” maya ve dolayısıyla kaleme çıkmaktadır nihayet… İşte tüm acemiliğimle birlikte, hayatın bunca zorluklarına ve çekilmezlerine rağmen; hiçbir zaman, hiçbir gün kalemden ve ak sayfalardan ayrı kalmayı ve yaşamayı düşünmedim, hata onlardan ayrılmayı ölümle eş değer bulduğum çok anlarım bile olmuştur.

Evet, kalemin gücü diye isimlendirdiğim yazımı; bir ömür boyu uğrunda, değer harcadığım, harcandığım ve birçok kere yalnızlığa terk edildiğim bunca gerçeklerin; sadece kalemden ayrılmayışımdan kaynaklandığını anlatmak içindir. Çoğu kere gerçeği haykırdığım ortamlarda sadece karşılığında bulduğum tek şey: terk edilişim… Kalemin yareni olan hiçbir kimse yoktur ki, en yakınından darbe yememiş olsun!.. Evet, “Nun, Kaleme ve eli kalem tutanların yazdıklarına ve yazacaklarına yemin olsun.” (Kalem/1) ki, kalemimizi sadece ve sadece; hak ve hakikat için kullanacağız. Saray sultanlarına yaranmak ve eşik kırıntıları seviyesizliğine düşenlere inat; biz kalemlerimizin ucundan, her şeye rağmen gül destelerini dağıtacağız dünyaya!.. Ki, bizi öldürmeye gelenler dahi, bizde dirilsinler diye. Selam ve dua ile.