KEÇİ MANTIĞI VEYA BAŞA GELENLERDEN DERS ÇIKARMAK

14 / 07 / 2017

  Bizim Siverek taraflarının kırsal kesimlerinde meşhur sözdür; Keçi gizlice tekeyle buluşur, fakat aşikar olarak doğum yapar ve her defasında da; bir daha tekeyle buluşmamaya ant içer!.. Bir kısım insanlar da, tıpkı keçinin yaptığı gizli fiili gibi, bazı işler yapar ve her seferinde de; bir daha yapmayacağına dair yeminler eder… Fakat hiçbir zaman da, yeminlerinde durmazlar, tıpkı keçinin yaptığı yeminler gibi.

  Derler ki, merkep merkepliğine rağmen; eğer bir kez bir yerde çamura batmışsa, bir daha ömrü boyunca ve asla o yerden geçmez, velev ki mevsimlerden de yaz olsa!.. Yani, demem o ki; insanoğlunun o kadar tutarsız ve dikişsiz yönleri var ki; hayatta başına gelen en çetin ve en zor belaları, kısa bir süre sonra unutuverir…Hâlbuki insan akıl nimetiyle donatılmış ve bu akıl nimeti sayesinde; Kâinattaki diğer bütün mahlûkatın da serdarı olmuştur.

  Yüce ALLAH! İnsanoğlunu, hem iyiliğe hem de kötülüğe meyilli olarak halk ettiğinden dolayı; her an büyük kaymalara ve şeytanın tuzaklarına düşebilir. Etrafımızdaki insanlara bakıyoruz, topluma bakıyoruz; Memleketin idaresine talip ola politikacılara bakıyoruz, medyaya, bürokrasiye, yargıya bakıyoruz; hemen hemenhemen her kesimin bir çatlak tarafları vardır. Mesela, dün başka birileri tarafından kandırılan, dolandırılan, hakkı gasp edilen; bazı insanların, artık daha dikkatli, daha gözü pek davranmalı ki, bir daha aynı karambole gelinmesin.

  Peki, geçmişte ve el-an; bizi hiçbir şey bilmezmişiz gibi mantığıyla hareket eden bazı çevrelerin; oyunlarına ve bizi çekmeye çalıştıkları tuzaklarına karşı gerçekten uyanık mıyız, yoksa eski tas eski hamam misali; keçinin, başına gelenlerden ibret almadığı gibi, ha bire yeni tuzaklara mı saplanıyoruz?

  Evet, memlekette büyük bir rehavet havası çökmüş ve insanlarımız, ne maziden dersler çıkarıyor; ne de oynanan yeni oyunların farkındadırlar… Şimdi diyelim ki, insan unutkandır ve geçmişte vuku bulmuş bazı şeyleri, müruru zamanla unutabilir. Tamam! Peki, ya kazık üstüne kazık yemeye ne demeli acaba?...

  Mesele şu: “yakın tarihimizde mazlum halkların başına çok büyük belalar gelmiş, büyük zulümler işlenmiş, insanlar hiç yere darağaçlarında sallandırılmış, sürgünler olmuş, katliamlar vuku bulmuş ve Tarihin kocaman sayfaları; bahse konu olan yapılanlarla dolup taşımış!... Geçen bunca zamana rağmen ne mevcut sistemde ufak bir değişiklik oldu (aslında yapılan bazı değişikliler sadece birer yumuşamadan ibaret) ne de, bu sistemin değişmesiiçin derdu belası olan şuurlu bir toplum oluştu.

  Demem o ki, özellikle Müslümanların geçmişte ve mevcut zamanda yaptıkları hatalarının telafisi adına; somut ve gelecek nesillere birer iftihar tablosu niteliğinde, miras olarak bırakılabilecekleri bir eserlerinin olması gerekiyorsa, ki acil gerekmektedir; o zaman kör mantıktan vaz geçip kenetlenmek zamanıdır deyip yepyeni bir dirilişin tohumlarını ekmek lazımdır…Çünkü, geçmişten ders çıkarmayanların, geleceğe emin adımlarla yürümelerinin imkânı yoktur! Eğer insanlar, keçi mantığıyla hareket edip hata üstüne hata işleseler; inanın ki, yoğrulmakta olan bu hamur asla suya kanmayacak ve ateşe odun taşıyanların sayısından da azalma olmayacaktır.

  Görsel ve yazılı medyanın aracılığıyla, dünyada olup bitenlerden anında bilgi sahibi olabilmekteyiz. Öyleyse, dünyada ve özellikle İslam coğrafyasında olup biten hadiselerden ders çıkarıp; edilmiş olan tövbelerin yeni tövbelere muhtaç olmaması için, zamanın ziyan olmaması adına; bir asırdan beridir uyutulmuş lükhalinden uyanmak lazımdır… Selam ve dua ile.