KENDİMİZİ SORGULAYABİLMEK

12 / 04 / 2018

“Nefislerimizin azgın istek ve arzularından Allah’a sığınırız.”

Yaşadığımız modern dünyada,çağın olumsuzluklarına kendilerini kaptıran insanlar; oto kontrollerini kaybettikleri günden bu yana, toplumsal buhranlarının ardı arkası kesilmedi… Evet, bir dönemin karanlık adamlarının; eğitim ve öğretim müfredatlarını, hayatın fıtratına uyumlu olanlarından değil; fıtratı zehirleyen türlerinden seçmeleri kasıtlıydı ki; bir nesil berhava olsun… Ebeveynler, küçük yaştaki çocuklarının sırtına okul çantasını ve üstüne de okul kıyafetlerini giydirdikleri zaman; hayatlarının veinşa edecekleri toplumlarının fidanlarını toprağa diktiklerinin şuurunu taşımaları lazımdı… Ama düşünmediler, düşündükleri zaman da; birçoğu için artık çok geç olmuştu!

Şimdi,zamanın olumsuzluklarından ve yanlışlarından yakındığımız, dövündüğümüz, yanlış düzenin ve insanı öğüten değirmenin dönen çarkında; hasbel kader hepimizin suyu ve tuzu bulunduğunu bilip ve kendimize gelelim… Yedi yaşındaki masum beyinlere, kopyalanan onca yanlış bilgilerin; yıllar sonra o bilgilerin insanlığa, birer silah ve bomba olarak döneceğineden hesap edilmedi? Kendimizi, ailemizi ve çevremizi mümkün olduğu kadar; kontrol altında tutmaya gayret etmediğimiz de, süvarisini kaçıran at misali, kötülüğü kamçılayan istek ve arzular şeytanınvesveseleriyle birleşip bizleri felaketlerden felaketlere sürükleyeceğini hiçbir zaman unutmayalım…

Evlenip te çoluk çocuk sahibi olduktan sonra, sorumluluk almayan, almaktan kaçınan ebeveynlerin; ömürlerinin son demlerini huzur (hüzün) evlerinde geçirdiklerinde, evlatlarına sitem etmeye,onların yolunu beklemeye ve onlardan evlatlık istemeleri ne kadar doğru olur acaba? El bebek gül bebek diye büyüttükleri çocuklarına, Allah ve Peygamber sevgisinden önce; para ve yalancı şöhretisevdirip çağın hastalıklı ve kirli elbiselerini giydirenlerin; bu gün toplumsal huzuru istemeleri ne kadar mantıklı olur? Daha ilk okul çağındaki çocuklara; Ali ata bak, Ali ite bak, Suna ip atla, Ayşe ördeğe bak gibi suni bir eğitim aşılanan çocuklardan; ve bu mantık çerçevesinde yetiştirilen bir nesilden, geleceği inşa etmeleri nasıl beklenir ki?

“Muhbir-i Sadık, bilgi ve anlayış Peygamberi Hz. Muhammed (s.a.v)’in: “Hepiniz çobansınız ve hepiniz idarenizeverilenlerden sorumlusunuz.İnsanlara yönetici olan, yönetimi altında olanlardan sorumludur.”(Buhari/ Cuma. Müslim/ İmare) Kavl-i Şerifin ön gördüğü ahlaki ilkeler doğrultusunda nesillerini yetiştirmeyen anne baba, toplum ve devletlerin; başları hiçbir zaman bela ve musibetlerden kurtulur mu? Gece yarılarına ve sabahlara kadar, eve gelmeyen çocuklarından hesap sormayan, gençtir gençliğini yaşasın, takılsın biraz?  Kısır mantık sahibianne babaların çoğaldığı şu zamanda; takva ve ihlas sahiplerini fenerle arar halegeldiİslam’ı dert edinen mütedeyyin insanlar…

Eşinden, dostundan veya her hangi bir arkadaşından gelen bir mektupveya mesajı, defalarca okuyup ezberleyenler; Yüce Rabbimizin göndermiş olduğu hayat nizamı olan Hz. Kur’an’ı ne kadar okumakta, hayatlarına ne kadar uygulamakta ve manasını öğrenmek için ne kadar çaba sarf etmektedirler acaba? Batı klasikleriolan Victor Hugo, Marks, Aristo gibi dalalet önderlerinin eserlerinin okutulduğu bir gençlikten; geleceğe dair beslenen beklentiler ne kadar maya tutar acaba? Şimdi, anne baba, toplum ve devlet olarak; her birimizin, kendi kendimizi sorgulama zamanıdır…

Nerede yanlış yaptık, neden yaptık, nasıl yaptık, diye kendimizi hesaba çekmemiz gerek! Kadim bir medeniyetin kalıntıları olan şu güzelim coğrafyada; anne babaları, mektep okutup adam olsun diyekendileri için gecesini gündüzüne katıkları evlatların kahır ekseriyeti neden bu kadar başıboş, gayesiz ve bir o kadar da hedefsiz olduklarını, herkes kendi kendini bir nebze sorgulamalıdır?… Yoksa terörden, cinayetlerden, tecavüzlerden, hırsızlardan; yolsuzluk ve adaletsizlikten sitem etmeye hakkımız mı var?… Atalarımızın: “Ey oğul! Ayağın taşa değdi mi kalbinikontrol et.” İnce anlayışlarına ne kadar da muhtacız bu gün! Yani, başınıza gelen her felaket; yanlış olan amellerinizin birer eseri olarak size geri dönmektedir demek istemişlerdir… Mahkemelerin, yargı ve savcılıkların depo ve arşivlerinde, suçluların dosyalarını koyacak yer kalmazken; birilerinin kalkıp da bize Demokrasi, insan hakları, hürriyet gibi nakaratları lütfen dayatmaya çalışmasınlar… Son bir paragraf: “Düzen mi? düzen nasıl olurmuş iyin bakın:

“Hz. Ebu Bekir (r.a) halifeliği döneminde, Hz. Ömer’den (r.a) kadılık vazifesini üstlenmesini ister. Hz. Ömer (r.a) bir sene görev yaptıktan sonra, halifeye gider ve görevden alınması için affını talep eder. Sebebi sorulunca şu cevabı verir: “-Şu ana kadar bana hiç kimse dava için başvurmadı. Çünkü ben, hak ve sorumluluklarının idrakinde olan bir Ümmet’in kadılığına getirildim. Herkes hakkı olanı bilmekte ve buna dikkat etmektedir. Yine herkes sorumluluklarını bilmekte ve yerine getirmekte; bana bir ihtiyaç bulunmamaktadır.” Fert ve toplum olarak, kutlu maziyi özlenen atiye taşıyabilmek için; hepimize büyük görevler düşmektedir. (Miraç gecesinin Ümmetin diriliş, direniş ve vahdetine vesile olmasını tüm kalbi duygularımla temenni ederim)Kalın sağlıcakla Vesselam.