KEVNİ AYETLERİ TEFEKKÜR ETMEK

13 / 04 / 2017

Hayat rehberimiz Kur’an-i Kerim, Kevni ayetler üzerinde düşünen Mü’minleri şöyle resmetmektedir: “Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde, selim akıl sahipleri için gerçekten açık, deliller vardır. Onlar ayaktayken, otururken ve yanları üzerine yatarken ALLAH’I anarlar; göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler. Ve, Rabbimiz, bunu boş yere yaratmadın, Sen yücesin, bizi ateşin azabından koru.” Derler. (Al-i İmran/190,191)

  Kâinatı eksiksiz bir şekilde, yaratıp ve insanoğlunun istifadesine amade kılan yüce ALLAH; Kur’an’ın birçok yerinde, insanların dikkatini, Kâinat’ın harikaları olarak yarattığı Kevni ayetlerin varlığına çekmektedir. Yani, yerlerin ve göklerin yaratılışından, ayın güneşin ve yıldızların varlığına kadar; görebildiğimiz ve göremediğimiz her varlık; ilahi kudretin bir eseri olması hasebiyle, kulun bu harikalar üzerinde uzun uzun düşünüp, tefekkür etmeli ve: “ALLAH’IM! Sen tüm bunları boşuna yaratmadın, her şeyi bir hikmete, bir sırra binaen halkettin deme bahtiyarlığını başarabilmelidir!

  Yaşadığımız dünya hayatı, her ne kadar fani ve geçici olsa da; asıl olan, hayatta var olduğumuz sürece; başta insan olarak kendi yaratılışımızdan, daha sonra da ALLAH’IN yaratmış olduğu dağlar, nehirler, denizler, sahralar ovalar, esen rüzgarlardan ve dört mevsim şekilden şekle giren yeryüzünün o muazzam dekoratif güzelliğinden ibret alıp, her şeyin gerçek ve mutlak sahibi olan Rahman’ın huzurunda diz çöküp, kulluğun kemalatın’a erebilmektir!...

  Yağan yağmurlar, dolu ve karlar, dondurucu soğuklar ve yüzlerimizi okşayan meltem rüzgarları; dört mevsim giysisini değiştirip, bize derinliklerinden sakladığı tohumlardan nimetler fışkırtan ve mayamızın aslı olan müşfik topraktan çıkan bunca sayısız nimetler: “her biri kendi lisan-ı hali ile sahibine, halikına karşı nankör ve mağrur olma demiyor mu????!” Evet, hem de her saniye ve her saat, kâinattaki mevcudat; bize seslenmekte ve ey insanoğlu, unutma ki seni gözetleyen, senin için; nutukların kesildiği, ancak sadece kendi sözünün geçerli olacağı bir mahkeme hazırladığından gafil olma ki, sonra pişman olmayasın!

  Yukarıda mealini vermiş olduğumu ayet-i Kerime’nin tefsiri hakkında, Abdullah İbn-i Ömer’in Aişe annemizden, soru cevap niteliğinden (r.a) şöyle bir rivayet getirmektedir ki; dikkate şayandır: “Hz. Aişe annemize, Resulullah ’tan (s.a.v) gördüğün en şaşırtıcısını bana haber ver.” Dedim.Hadis uzun olduğu için sadece son kısmını vermekle yetinelim. Resulullah (s.a.v) gece kalktı, abdest alıp namaza durdu; Bir müddet Namaz kılıp Kur’an okudu ve ağladı. Derken Bilal (r.a) geldi ve kendisine sabah namazını haber verdi.

  Resulullah ’ın (s.a.v) ağladığını görünce; ALLAH TEÂLA senin geçmiş gelecek günahlarını af ettiği halde ağlıyor musun deyince: “Efendimiz (s.a.v) Ey Bilal nasıl ağlamayayım, ALLAH TEÂLA, bu gece şunu indirdi: ve başta vermiş olduğumuz Al-i İmran 190 ayetini okudu. Sonra da, Vay (veya veyl ) bunu çeneleri arasında çiğneyip (yani okuyup) de bunda (üzerinde) düşünmeyenlere.” Buyurdu. (Buhari/Teheccüd)

  Demek ki, gerçek akıl sahiplerinin; yüce ALLAH’IN kudretinin birer eseri olan Kevni ayetleri üzerinde: “İster ayakta, ister otururken ve ister yanları üzerinde yatarken; yani gerek meşguliyet ve gerekse dinlenme hallerinin hepsinde ALLAH’I zikretmeleri ve tefekkür etmeleri lazımdır. Zaten Mü’min olabilmenin yolu da budur… Üzerinde düşünülmesi gereken, Kâinatta o kadar işaret ve harikalar var ki; aklı olanların bu harikaları görmemeleri mümkün değildir. Görmeden, görmek için akıllarını kullanmadan, ömür sermayelerini tüketenler; ne talihsiz kimselerdir…

  Peki, ya akıllı olduklarını iddia ettikleri halde; ALLAH’IN, yaratmış olduğu bunca güzellik ve harikaları üzerinde hiç düşünmeden, verilen akıl nimetini iyilik için kullanmadan, midelerinden ve şehvetlerinden başka hiçbir şeyi düşünmeden yaşayanlara ne demeli acaba?! Rabbim onlara da hidayet nasip eylesin diyelim ve: “Kâinat’ın o eşsiz, uçsuz bucaksız (bizim akıllarımız her şeyi idrak edemediği için) ve muazzam Kevni ayetler üzerinde iyice düşünüp; kulluk hanelerimize iyi notlar düşelim!... Selam ve dua ile…