KULLUK VE KURTULUŞ STANDARTLARI

01 / 08 / 2017

Yüce Rabbimiz Hicr suresi 99 ayette: “Rabbine kulluk et, sana yakin (ölüm) gelinceye kadar.” Buyurmakla, Resulullah ’ın şahsında (s.a.v) biz kullarına, ibadette devamlılığın önem ve özeti beyan edilmektedir bir şekliyle… Kulluk, yani ALLAH için yapmak, Onun için vermek, Onun için sevmek veya buğzetmek; Onun için baş eğmek, Onun için yaşamak ve Onun beyan ettiği yolda, Müslümanca can vermek! ALLAH’A baş eğmeyen insanların ve toplumların, yeryüzünde hürriyet içerisinde yaşamaları mümkün değildir. Çünkü realite; O’na (c.c) baş eğmeyenler, zalim ve zorbalara başkaldıramazlar yönünde cereyan etmiştir tarih boyunca.

  Madem Müslümanlar için tek bir kurutuluş yolu vardır ve o’da, kullukta gevşeklik göstermeden samimi bir şekilde, Yüceler yücesi Cenabı Hakkın emir ve nehiylerine göre yaşamaktır; öyleyse, kullukta takip edilmesi gereken standartlara, Kur’an’ın evrensel mesajıyla bir göz atalım: “Gerçekten Mü’minler kurtuluşa ermiştir. 22/1 ve devamında; Onlar, Namazlarında huşu içindedirler, 22/2 ayetleriyle, İman’dan sonra namazın zikredilmesi; kulluğun ikinci standardı olarak amel sayfasına yazılmaktadır.

  Yaşadığımız yüzyılda, teknolojik buluşların, hamle üstüne hamle yapması ve bu hamlelerle insanların gözünü kamaştırması; insanların kulluk bilincine olumsuz yönde etki ettiğini söylemek mübalağa olmasa gerek. Çünkü, imkan ve olanaklar çoğaldıkça; ve insanlar her şeyleriyle kendilerini onun dümen suyuna kaptırdıkça, büyük sapmalara ve büyük felaketlere duçar ve maruz kaldıkları, tarihin şehadetiyle sabit olan hakikatlerdendir.

  Günümüzde eşyada kalite standartları, toplumların ve dünya devletleri nezdinde; bir malın kalitesinin kabulü için, olmasa olmazı olarak kabul edilirken; kulun ALLAH’A karşı, sergilemesi gereken kulluğun standartları olmaz mı? Elbette olur, hem de bunu yüce Yaratan, kerim kitabında; tüm açıklığıyla beyan buyurmaktadır: “Yukarıdaki ayetlerin devamı olarak: “Onlar, beyhude işe, boş lafa bakmazlar. Onlar, Zekât vermek için çalışırlar. Onlar, ırzlarını korurlar. (k.k 22/3..5)

  Buna göre kulluğun veya başka bir deyimle, kullukta kurtuluş standartlarını özetle şöyle sıralamak mümkün: “1- ALLAH’A tam bir teslimiyetle İman etmek, 2-Kulluğun nişanesi ve teslimiyetin biricik emaresi olarak Namaz. 3-İman ve Namaz ekseninde, yaşantısını düzen ve intizama koymak. Yani, beyhude işlerle, boş konuşmalarla; zamanını öldürmemek, ömür sermayesini heba etmemek…

  Evet, yaşadığımız yakın tarihlerde hem de bu ülkede; bazı âlim müsveddelerinin, Namazı iki veya üç vakitte indirgemek için çok uğraş verdiklerini ve bir dönemin ekranlarında popüler olduklarını da gördük; İslam da kurban yoktur, bazen de, balık da kurban edilir diyen ukala tipleri de… Kader diye bir şey yoktur diye, bin bir dereden saçma deliller getirmeye çalışanları da, Yahudi ve Hıristiyanlar da cennete gireceklerdir diyen diplomalı Prof. cahilleri de gördük!..

  Bilmiyorlardı ki, yüce ALLAH! Kendi rızasına yalnız; kitabında belirtmiş olduğu kriterlere uygun yaşayanların erebileceklerini. Hep gündemde kalmayı tercih ettiler, hep popüler olmayı yeğlediler; insanların beyinlerini boş fetvalarla, laubali sözlerle, beyhude işlerle meşgul ettiler. İşte, Kur’an: “hem söz konusu ukala tiplerin tezlerini çürütmeye, hem de kulluğun olmasa olmaz standartlarını bir bir beyan ederek onların ve onların izinden gidenlerin burunlarını yerlerde sürtmektedir…

  Belirli vakitlerde farz kılınmış olan Namazı; Efendimiz ’in (s.a.v): benim kıldığım gibi kılınız nebevi düsturla, O’nun (s.a.v) günde beş vakit namaz kıldığını öğrenmiş bulunmaktayız ki, bunda en ufak bir ihtilaf dahi yoktur (Mekke döneminin, İsra hadisesinden önceki zamanı hariç). Diğer akıl fukaralarının saçma sapan iddialarına girmek istemiyorum çünkü, uzun iş… Evet, Kulluğun dördüncü standardında: “Onlar, Zekât vermek için çalışırlar. Yani, Zekât malına malik olup ve onun çokluğunun yüzdelik birimini, ALLAH rızası için infak etme yolunda; gayret ve emek sarf etmek. Bu da ayrı bir incelik, ayrı bir zarafet, ayrı bir kulluk bilinci. Ve Onlar, ırzlarını korurlar. (22/5) ayetiyle, kulluğun standartlarına halel getirecek tüm gayri meşru davranışların önünün kapalı olduğu bilincini aşılamak. Ancak, eşlerine ve sahip oldukları cariyelerine karşı başka. Çünkü bunlardan dolayı kınanmazlar. (22/6) emriyle de; sosyal hayatın bekası ve zürriyetin devamına sebep teşkil eden aile yuvasının, sağlam direkler üzerine bina etmenin şifrelerini vermek. Ancak, nikâhlı eşleri konusunda kınanmazlar açıklamasıyla…

  Erkeklerin erkeklerle, kadınların kadınlarla flört ve fuhuş yaşadıkları bir toplumda, Mü’minlerin; nesillerini bu tür ahlaksız ve arsız sokak şamatalarından, iman ve izan yoksunu serseri çetelerin taarruzlarına karşı korumaları, üzerlerine anın vacibidir. Farz ibadetlerinin, insanların inisiyatiflerine bırakıldığı, zina ve fuhuş gibi ALLAH’IN haram kıldığı işlerin de kanunlarla korunduğu bir ülkede; konuşulacak çok şey vardır aslında! Böyle ortamlarda, Müslümanların, ALLAH’A karşı, kulluk standartlarından ödün vermeden, yaşamaları üzerlerine farz-ı ayn’dır. Tabi bu ateşten bir gömlek kadar da yer yer yakıcı olabilir. Selam ve dua ile.