Meclislerde konuşma adabı

16 / 01 / 2017

Modern zamanların, modern nesli genellikle, daha çok fizik berisi,yani madde eksenli düşündüğü için; neyi nasıl, nerde ve ne zaman konuşacağını bilmiyordur çoğu kere!... Bundan ötürüdür belki, birçok yaşlı insanımız, bazı çevrelerden saygısızlık gördüklerinden dolayı; ne olacak sanki zamane gençliği işte deyip sitemlerini dile getirirler…

  İnsan ve Müslüman olarak, bulunduğumuz her hangi bir toplantı veya mecliste, üzerimize vazife olmayan konular hakkında, ileri geri konuşmamalı; nezaket ve terbiye kurallarını ihlal edecek davranışlardan şiddetle kaçınmalıyız… Çünkü düşünmeden, tartmadan ve sonrasını hesaplamadan konuştuğumuz sözler; icabında, o ortamda bulunan insanları rahatsız edebilir, dahası hangi düşüncenasıl bir ahlaka sahip olduğumuza dair, yakayı da ele verebiliriz.

  Onun için, âcizane olarak bendeniz; özellikle tanımadığım ortamlarda bulunduğum zamanlarda, söz bana düşmeyinceye kadar, konuşmamaya özen gösteririm. Neden? Çünkü kalabalık ortamlarda, her fikir ve her inançtan insanların olması kabildir. Bundan dolayı, cemaat veya meclis adabına çok ama çok önem vermeli; özellikle büyüklerin, âlim ve sözü dinlenilen zatların bulunduğu ortamlarda, öne atılmamalı, boyumuzu aşacak laflar etmekten şiddetle kaçınmalıyız.

  İbn-i Ömer’den (r.a) nakledildiğine göre, bir gün Hz. Peygamber (s.a.v) şöyle buyurdu: -<<öyle bir ağaç gösterin ki, onun hali Müslümanın hali gibi olsun. Bu ağaç her zaman Rabbinin izniyle meyve verir, yapraklarını dökmez.>> İbn-i Ömer (r.a): -<< Benim kalbime “Bu hurma ağacıdır” fikri doğdu. Fakat orada Ebu Bekir (r.a) ve Ömer (r.a) olduğu için onlara rağmen konuşmayı hoş görmedim. Onlar da cevap vermeyince, Hz. Peygamber (s.a.v): “Bu hurma ağacıdır” buyurdu. -<<Ben babamla dışarı çıktığımızda, babama: --Babacığım, benim kalbime, bu ağacın hurma ağacı olduğu fikri gelmişti, dedim.>> Babam: “Öyleyse neden söylemedin? Eğer söylemiş olsaydın, bana şundan ve şundan daha sevimli olurdu” dedi. -Ben: “Benim konuşmama mani olan şey seninle Ebu Bekir’in (r.a) orada olması idi.” Siz konuşmayınca ben de konuşmayı hoş bulmadım dedim.” (Müslim)

  Abdullah İbn-i Ömer’in (r.a) bu davranışı; büyüklerin bulunduğu yerde küçüklerin konuşmamaları gerektiğinin,veya onlardan izin aldıktan sonra konuşabileceklerinin; yol ve yordamını öğretmiyor mu? İşte ahlakı hesene, işte saygı ve nezaket kurallarına riayet etmenin numunesi bu olsa gerek!.. Lakin gelin görün ki, günümüzde öyle insanlarla karşılaşıyoruz ki bazı zamanlar; ne saygı bilirler, ne sevgi ve ne de kural tanırlar… Bu tür manevi hastalıkların çoğalmasının nedeni; neslimizi, özünden uzak, geçmişine yabancı bir şekilde yetiştirdiğimizdendir.

  Erdemli bir toplumun inşası, öncelikli olarakinançlıve vahyin irfanından beslenen erdemli nesillerin yetiştirilmesine bağlıdır… Buna her hal-u karda, riayet ettiğimiz zaman; işte o zaman, büyüklerine saygılı, küçüklerine karşı şefkatli, vatan ve memleket sevdalısı bir toplumu inşa edebiliriz inşallah!... Rabbimiz! Başta Resulullah ’ın (s.a.v) ve Sahabe efendilerimizin ahlakını, yaşam ve davranışlarını referans alan bir nesil ile bizi şereflendir. Âmin… 16 Ocak 2017.