MEVCUT SÜRECİ NASIL OKUMALIYIZ?

25 / 09 / 2017

Tam dört yıl süren, birinci dünya savaşından mağlup ayırılan Osmanlı Devleti; umumi borçlar ve iç çatışmaların da vermiş olduğu sıkıntılar, onun tam çöküşünün habercileri olmuştu… 24 milyon km kare olan kocaman bir coğrafyadan; 78 bin km karelik, bu günkü yaşadığımız ülkemiz olan, Türkiye kaldı geriye. Kerkük ve Musul’un yanı sıra; yemen ve Arabistanı’da kaybetmiş, balkanlardan da; geride İslam coğrafyasının topraklarınıterk edeede, yorgun bir şekilde Anadolu’ya dönmüş ecdadımız..

Yetmedi tabi, batı Emperyalizmi ve şer güçler; ittifak kurup, her taraftan o günün en modern silah ve donanmalarıyla; ta Çanakkale’ye dayanmışlardı. Haydut ve maddeperest batılılar, yanlarına kandırıp da aldığı binlerce Anzakın’da Çanakkale’de ölmesine sebep olmuşlardı. Biz ise, tarihçilerin beyanına göre; sadece Çanakkale de 270 bin küsur Şehid vermişiz…. Ümmet’in belki de en son ve ağır imtihanıydı Çanakkale! Kurtuluş savaşını; İngiliz, Fransız, Yunan ve Rusların yanı sıra; içerdeki Ermeni milislerine karşı vermiş; binlerce Şehid ve bedel vererek, ülkeyi işgal güçlerinin istilasından kurtarmıştı atalarımız…

Fakat vatanı kurtaran o günün kahramanları, ve yıllar sonra da onların torunları; kendi ülkelerinde parya muamelesi görecek, camileri kapatılacak, ezanları yasaklanacak, irtica adı altında binlerce vatan evladı Müslüman; seyyar mahkemelerin vermiş oldukları keyfi kararla darağaçlarında sallandırılacaktı… Ülkeyi düşman işgalinden temizleyenlerin bir kısmı, kendi ana yurtlarında rahat yüzü göremeyecek ve başka ülkelere hicret etmek zorunda bırakılacaklardı.

Ta ki, 1950’li yıllara gelinceye dek; süreç böyle işlemiş vebaşta Müslümanlar olmak üzere, insanlar kendi ülkelerinde rahat yüzü görememişlerdi!...Adnan Menderes başbakan olup gelene kadar, bu karanlık günler böyle devam etmiş, ülke insanı çölde günlerce; suya hasret kalmış insanlar edasıyla, Menderes ve ekibini el üstünde tutacak, ama kuklacı ve cunta el ele verecek, 27 Mayıs 1960 darbesini yapacak ve “17 Eylül 1961 de Adnan Menderes ve iki bakanı idam sehpalarında ölüm cezasına çarptırılacaktır!... Ve böylece insanlarkendi ülkelerinde, yeniden darbeci ve Lozancıların insafsızlığına mahkûm olacaktı… Cihad meydanlarında Şehidlervererek aldıkları toprakları, İslam coğrafyasıyapan ecdadımızın mirasını; sonradan gelenmirasa kondular; onu masa başında, kendileriyle savaştığımız batılıların onuruna (!) elden çıkardılar,hem de bir çırpıda! Ve gariptir ki, bunu yapanlar; bir dönem hem kahraman ilan edilecekler; hem de yıllarca bu ülkenininsanlarına kan kusturacaklardı…

Şimdi aslı meseleye dönmek gerekirse;(ve tarihte yaşananlardan ders çıkarmak insafıyla) şu günlerde Kuzey Irak’ın bölgesel Kürt yönetimi, bir referandum kararıalmış bulunmaktadır…Atılan bu adımın Irak’ın merkezi yönetiminden ayrı; bağımsız (!) bir devlet olmak için atıldığı bilinmektedir. Bölgenin birçok ülkesi bu karara karşı çıksa da, başta ABD olmak üzere birçok Avrupa ülkesi bu karara el altından destek verdikleri inkar edilemez!... Çünkü batılılar, Müslümanları ne kadar parçaya ayırsalar, onları o kadar daha rahat sömüreceklerini bildikleri için; bir taraftan karşıymış gibi tavır belirlerken, alttan ise destek vermektedirler… Tıpkı DEAŞ’ı ve diğer terör örgütlerine karşı olduklarını (!) her vesileyle dile getirdikleri halde; silah yardımı yapmaktan da asla vaz geçmedikleri gibi… Eh…. Gavur bu iyi düşünüp ayağını denk atmak lazım….?

Şimdi başımızı ellerimizin arasına alıp, tarihten de ibret almak kaydıyla; bir güzelce düşünmek lazım: “Kuzey Suriye’deveya Kuzey Irak’ta olası birer Kürt (!) devleti kurulsa; bunların Ümmet’i İslam’a faydasıne olacak, zararı ne olacak? ALLAH akıl vermiş ve o aklı kullanmak için bizi daima uyarmaktadır. Kâfirlerin destekleyip onay verdiği her oluşumun, her olur ’un altında mutlaka bir hesabın yatmakta olduğu bilindiği halde;tezgâhlanan bu yeni oyundan,İslam âlemiiçin faydave yarar beklemek, akıllı insanların işi değildir? Ortadoğu da yeni manda devletçikler kurma planlarıtezgâhlayan ABD ve batılılar; DAIŞ tutmayınca, bunu bu kez de bölgedeki Kürtler üzerinden denemek istedikleri bilinmektedir. Emperyalizm bu, vampir karakterlidir ve huyundan asla vaz geçmez.

Mesut Barzani; daha dün denecek kadar, Saddam’ın batıdan alıp ve attığı kimyasalla; binlerce Halepçe’nin ölümünden de ders çıkarmadıysa; ABD ve Avrupa’nın gerçek yüzünü daha ne zaman tanıyacaktır acaba? Sosyal sanal medyaya bakıyorsunuz, farklı farklı yorumlar ve peşin hükümler… Aslında her Müslümanın duruşu şu olmalıdır: “Müslümanların İslam birliğine giden yolda; birleşmeleri ve Ümmet şuuruyla hareket edip vahdeti oluşturmaları gerekmektedir. İslam coğrafyasınınve tüm dünyanın huzuru için katkı sağlamaktan vebuna inanmaktan başka çareler üretmeye çalışmak; beyhude çabadan başka bir şey değildir. Kimisine bakıyorsun, ya herkesin bir devleti var, Kürtlerin ki neden olmasın? Öbürüne bakıyorsun, Kürtlerin bir devleti olsa bunda Türkiye’nin ne zararı olacaktır? Gibi dar çerçevedeele alınan düşünceler, fikirler…Sanki dünyanın her meselesi hal edilmiş de, bir o kalmış? Ya söz konusu kimseler, dünya coğrafyasına bir bakmazlar mı; başka ırklara mensup milyonlarca insanın kendi ırkı adına devleti olmadığına! Kırım Müslüman Türkleri, zamanında dünyanın dört bir tarafına serpiştirilmedi mi Moskoflar tarafından? O gündür bu gündür hala bir araya gelebildiler mi garipler?… Şimdi Çin’in Sincan bölgesine de mi gitsek ayrıca?... Dünyada her bir ırkın kendine has devleti olsa; peki, beraber ve birlikte yaşama nasıl sağlanacaktır? Bu da ayrı bir dert, ayrı bir mesele tabi…

Uzun lafın kısası; bölgede hararet ibreleri böyle devam ederse Müslümanları, çok da sağlıklı bir sürecin beklediğinden bahsetmek mümkün değildir… Çünkü ne Suriye’nin kuzeyinde, ne Irak’ın kuzeyinde,ne de bölgenin her hangi bir yerinde kurulması planlanan bağımsız (!) devletçikler; İslam âleminin faydasına değil; felaketini hazırlayacaktır. Bakınız meşru hakları olduğu halde, Filistin neden hala devlet olarak tanınmıyor? Kış uykusuna mı yattı ABD ve medeni (!) Avrupa? Olaya sadece Kürt veya Türk penceresinden bakmak; hiçbir kimseyi sağlıklı bir sonuca götürmez…

 ABD ve Avrupa keferesinin tek bir derdi vardır: “O da bölgenin zengin petrol yataklarını tümden sömürmek!İkincisi de: “ABD ve Avrupa ülkeleri; Kuzey Irak üzerinden, Suriye koridoruna ve oradan da Akdeniz’e kadar uzanan, kendine daha rahat cirit atabileceği bir güzergâh açmak, bir de, sudan bahanelerle, tıpkı Arap baharı diye yutturulan senaryoları gibi, yeni düşmanlar bulup saldırılar yaparak; bir taraftan silahlarını tüketmek, beri taraftan da bölgenin yer altı zenginliklerinden masrafının alasını kapıp talan etmektir! Yani işin aslı lokmadır lokma, adamlar tamda şu sıralar, üç maymunu iyi bir rolde oynamaktadırlar… Bakmayın onların sırıtan sahte yüzlerine! Onların her bir sırıtmalarının altında, milyonlarca masumun kanı ve gözyaşları yatmaktadır…

Temenni ederiz ki, Mesut Barzani; bölgesini ve vatandaşlarını ateşin içine atmayacak kadar akıllı ve ufku açık liderliğin gereğini yapar da… Bir an önce şu referandum kararının iptali için emir verir… Birileri karardan vaz geçmeyi korkaklık addetse de; bize göre cesaretin timsali olacaktır!Ve böylece, Türkiye gibi;hem siyasi, hem ekonomi, hem de güvenlik açısında çok önemli olan bir dostu ve komşuyu kaybetmemek için, tüm küfür âlemini hayal kırıklığına uğratacaktır! İnşallah bu temennimiz karşılık bulacak, başta ABD olmak üzere, tüm Avrupa vefitne bezirgânlığını yapanlarının hayal ettiklerioyunları da kursaklarında kalacaktır… Müslümanlara her hangi bir ırkın devletkurma veya çabasının yarar getirmeyeceğinin zamanı gelmedi mi?… Aslan, kurt ve Tilki’nin fıkrasında olduğu gibi; Müslümanların geçmişten ders çıkarıp; kâfirlerin yeni ayak oyunlarına alet olmamaları lazımdır… Baksanıza İslam âleminde,özellikle Arakan ’da; su gibi kan akmaktadır ve Müslümanlar yerlerinden yurtlarından sürülmektedir. Peki, hangi Avrupa ülkesinin kılı kıpırdamaktadır? Ya olursa fena mı? Gibi fayda getirmeyen, gereksiz ve kışkırtıcı ön yargılar yerine;Ya dünya Müslümanları neden hala birleşmeme gafletini sürdürmektedirler diye kafa yormak gerekmez mi?... Tam da Kuzey Irak’ın Referandumuna denkgelen bu yazımızdakitemennimiz; hiçbir Müslüman ve mazlumun zarar görmeyeceği bir kararın çıkmasıdır!... 25 Eylül 2017