MÜ’MİNLER KENDİ DIŞINDAKİLERİ SIRDAŞ EDİNEMEZLER

18 / 08 / 2017

Bu sırdaşlık kuralını, yüce ALLAH koymakta ve bizi; bize kin ve düşmanlık besleyenlere karşı, özellikle uyarmaktadır!... Çünkü Müslümanın, ister fert ister çoğunluk olarak, Müslümandan başka dostu ve sırdaşı yoktur olamaz… Bu bilinç muhafaza edildiği müddetçe, Müslümanlar her meşru işlerinde başarılı olur ve düşmanlarının ham hayal ve hülyalarını suya düşürürler. Evet, Müslüman; kimlerin dost ve sırdaş edinip edinmeyeceğini iyi bilen basiretli ve keskin anlayış sahibi kimsedir. Bundan dolayı, Müslüman; kendisine her el uzatan kimselere sırrını vermemeli ve temkinli hareket etmek zorundadır.

Yüce Rabbimiz: “Ey İman edenler! Kendi dışınızdakileri sırdaş edinmeyin. Çünkü onlar size fenalık etmekten asla geri kalmazlar, hep sıkıntıya düşmenizi isterler. Kin ve düşmanlıkları ağızlarından taşımaktadır. Kalplerinde gizledikleri ise daha büyüktür. Düşünürseniz, biz size ayetleri açıkladık.” (Al-i İmran/118) ayetinde, biz iman edenleri; dışımızdakilerin tehlikelerine karşı uyarmaktadır… Demek ki, bizim sıkıntıya ve zorluğa duçar olmamızdan hoşnut olanlar, bizim başımızdan musibet ve belaların daima olmasını temenni edenler; bizim dışımızda olanlar demektir.

Kimdir bunlar ve karakterleri nelerdir? İşte ebedi hayat rehberimiz Kur’an bunu cevabını şöyle veriyor: “İşte siz öyle kimselersiniz ki, onları (yani insan olarak) seversiniz, hâlbuki onlar sizi sevmezler, siz kitap (lar) ın hepsine inanırsınız, onlarsa sizinle buluştukları zaman “inandık” derler. Baş başa kaldıkları zaman da kinlerinden dolayı parmaklarının uçlarını ısırırlar. De ki: “Kininizle geberin!”. Şüphesiz ki ALLAH göğüslerin özünü bilir.” (Al-i İmran/119)

Evet, biz ALLAH’IN indirdiği tüp kitapları ve gönderdiği bütün peygamberleri tasdik eder ve iman ederiz. Lakin bizim dışımızdaki ikiyüzlü hainlerin dünyasında, bunların hiç birisi yoktur. Çünkü onlar bizi her daim kandırmaya ve devirmeye, birliğimizi ve kuvvetimizi dağıtmaya çalışan; bir tarafta bizdenmiş gibi görünen, öbür taraftan ise düşmanlarımıza yalakalık edip onlarla beraber olduklarını söyleyen ve bizim sıkıntıya düşmemizden zevk alan köstebeklerdir. Evet, onların halet-i Ruhiyeler’ ini en iyi bilen, hiç şüphesiz yüce ALLAH’TIR!...

Başta vermiş olduğumuz ayeti kerimenin tefsirinde, Merhum Elmalılı M. Hamdi Yazır (r.alh) şu açıklamaları getirmektedir: “Ayetin Arapça metninde geçen (Bitane) esasında elbisenin iç yüzündeki astar demektir. Bundan (dolayı olsa gerek) bir kimsenin sırlarına vakıf olan pek sıkı dostuna da “Bitane” denilir demiştir. Mü’minleri, milletlerinin ehlinden başkasını, yani gerek kâfirleri ve gerekse münafıkları (ikiyüzlüleri) iç yüzlerine vakıf olacak özel işlerinde ve muamelelerinde kullanmaktan yasaklanmıştır ki, bu yasaklanmanın özel hususlara da şümulü bulunmakla beraber ayetin siyakı (gelişi) –daha çok- genel işlere bakmaktadır. Bunun gerekçesi de her iki tarafın ruhi durumları izah olunarak anlatılmıştır.

Demek ki, Mü’minler, yüzlerine her sırıtan ve gülene; gidişatları ve istikametleri muğlak ve meçhul olanları sırdaş edinmemelidirler ki, sonra yaptıklarına nedamet duymasınlar. Hem nasıl sırdaş edinsinler ki, onlar dar ve zor günlerde; Mü’minlere karşı en amansız düşman kesilir ve vakıf oldukları sırlarını ifşa ederler. Çünkü, onlar Ayeti kerimede de geçtiği gibi; Mü’minlerin sıkıntıya düşmesinden özel zevk alıp sevinirler. Öyleyse, Mü’minler kimlerin sırdaş edinip edinemeyeceğini; ak sütün içinden ak kılı ayıklayacak kadar hassas ve dikkatli davranmak zorundalar!

Özellikle yaşadığımız asrın son yarısından bu güne, İslam coğrafyasında yaşayan Müslümanların ve diğer unsurların başına gelenlerin; onları idare edenlerin, Müslüman olmayanları her şeylerine sırdaş edinmelerinden kaynaklandığını görmekteyiz. Irak’ta Tarık Aziz, Mısır da General Sisi sadece bunun iki örneğidir! Tamam, Müslümanlar, başka milletlerle bazı siyasi ve ticari alışverişlerde bulunabilir bulunmak zorundadırlar; insanın sosyal bir varlık olması bunu gerektirmekle beraber, Müslümanların daima titiz ve temkinli davranma zorunlulukları vardır. Yoksa, felaketler zinciri birbirini takip eder durur! Sırdaşlık çok hassas bir konudur! Günümüzde başka milletlere dünyevi menfaat karşılığında, casusluk ve ajanlık faaliyetlerini sürdüren o kadar teşekkül ve organize birimleri var ki; bunların Müslüman toplumlar arasında sebep oldukları infial ve travmalar korkutucu boyutlardadır. Söz konusu olan güruhlar, kimi zaman masum rolünde, kimi zaman da Müslüman görünüp; insanları kandırmakla onların gizli ve mahrem sırlarına vakıf olduktan sonra, onları düşmanlarına ifşa ederler. Onun için, geliş güzel her yerde, bilip bilinmeyenlerin yanında; her şey, her konu konuşulmaz, konuşulmamalıdır…Unutmayalım ki, sırların saklı kalması gerekmeseydi, ismi “sır” olabilir miydi? Vesselam.