Müslüman Kimliğinin Muhafaza Edilmesi

27 / 03 / 2017

İnsanları ALLAH’A Davet eden, Salih Amel işleyen ve “Ben şüphesiz Müslümanlardanım” diyen kimseden daha güzel sözlü kim olabilir?”” (Fussilet/33)

  Yaşadığımız çağda, modern hurafecilerin; insanların İnanç ve hayatlarını abluka altına aldığı, hakikat bilgisine dayanmayan, değişken kimliklerin de havada uçuştuğu karmaşık bir çağdır! Bu çağda yaşayan Müslümanların, İslami kimliklerini bu tür hurafe ve hurafecilerin kirli oyunlarından muhafaza edebilmeleri; ancak, Kur’an ve Sünnet-i seniyeye sımsıkı sarılmalarıyla mümkün olacaktır. Yani, Müslümanların Müslüman kimliklerine halelin gelmemesi; Kur’an’a ve Sünnete ne kadar bağlı olduklarına bağlıdır.

  Yüce Rabbimiz Kur’an’ı Kerim’in Fussilet Suresinin 33 üncü ayetinde: “İnsanları ALLAH’A davet eden, Salih amel işleyen ve “ben” “şüphesiz Müslümanlardanım” diyen kimseden daha güzel sözlü kim olabilir?”…ilahi fermanıyla, Müslümanları; Müslüman kimliğinin ana gövdesinin ilkeleriyle tanıştırmaktadır adeta!.. Demek ki, Müslüman kimliğinin muhafaza edilebilmesi; dört ana ilkeye bağlıdır: Birincisi ALLAH’A İman etmek, ikincisi İnsanları ALLAH’A Davet etmek, Üçüncüsü Salih Amel işlemek ve dördüncüsü “Müslümanlardan olmaktır ki, bu çok önemlidir. Çünkü değişken insanlar, Müslüman görünmeye çalışsalar da; bir gün mutlaka foyaları dökülecek, yüzlerindeki maskeleri düşecektir. Onun için, her Müslümanın; şartlar ne olursa olsun, İslami kimliğini azı dişleriyle, çağın tehlikelerine karşı korumak zorundadır...

  Evet, demek ki, ALLAH’A iman etmemiş olanlar; insanları hakka davet edemezler… İman ettim demekle işin bitmeyeceğinin bilinmesi lazımdır. Salih amelle ispatı yapılmayan her inanç ve düşünce, nakıstır, noksandır, topladır ve yırtıktır…Öyleyse asıl olan, İslam’i kimlik sahibi olabilmenin adresi: “İman etmek, insanları ALLAH’A davet etmek, Salih amel işlemek ve Müslümanların cemaatinden olmakla mümkün olduğunu unutmamaktır!... Müslüman, Müslüman kimliğini muhafaza etmeye çalışırken; öyle zannedildiği gibi kendisine her yer güllük ve gülistanlık olmayacaktır tabi. Bunun bazı bedelleri vardır ve insanlık tarihi boyunca, bu tür bedeller; hep ödenmiştir.

  Mesela, Doğru sözlü ve dürüst Müslümanın etrafında, öyle çok kuru kalabalıklar oluşmaz. Çünkü kuru kalabalıklar, yanardönerliği vedeğişkenliği çok severler ki, bu tür karakterler; İslami kimlik ve Müslüman şahsiyete hem aykırıdır, hem de büyük ölçüde zarar vermektedir. Hz. Ömer’in (r.a): “Doğru söylemekten, etrafımda adam kalmadı” sözü; bir Müslümanın, İslami kimliğini muhafaza etmesinin ne kadar zor olduğunu anlatmak içindir. Yaşadığımız asır, suni İslamcı kimliklerin, yanardöner ve bukalemun karakterli kimselerin havada uçuştuğu ve bol olduğu bir asırdır.

  Bize, bizden görünüp de, zor ve çetin günümüzde bizi arkadan hançerleyenlere ihtiyacımız yoktur. İslam’a ve Müslüman kimliğine zarar vermeye çalışan bukalemun mizaçlı kalabalıklar, asrın hummasına tutulmuş zavallı akıl fukaralardır… Onların kalabalıklarına aldanıp da yola çıkanlar, yarı yolda menzillerine varmadan kalmaya mahkûm olurlar. Onun için, menfaatperest kalabalıklarla yol yürümek yerine; sadakatli ve Müslüman kimliğinden ödün vermeyen bir kişiyle yola çıkmak en evlasıdır!

  Bir Âlimin dediği gibi, İslami veya Dini kimlik; bloklaşma gerçeği karşısında, tabiiliğini ispat etmektir. Dün, dini gerekçe ve gerekçelere dayandığı için hoş görülmeyen Ümmet kavramı ve yapılanması, bu günkü siyasi ve ekonomik kaygıların doğurduğu bloklaşmalarla bir anlamda aslında var olan meşruiyetine kavuşmuştur. Dini kimliğin, üstü kimlik olduğu, Ümmet kimliğiyle iyice ortaya çıkmıştır… Aslında Müslümanların; İslami kimliğin muhafaza edilip ve Müslümanca dik durmanın yolunun; ALLAH’IN kitabına ve Resulü’ nün sünnetine bağlı olmaktan geçtiğini asla unutmamaları lazımdır!...“Rabbim cümlemizi; İnsanları ALLAH’A davet eden, Salih amel işleyen ve ben şüphesiz Müslümanlardanım diyen güzel sözlü kimselerden eylesin! Zaten başka kurtuluş yolu da yoktur. Vesselam! 27 Mart 2017.