Müslümanlar Neden Bu Hale Galdiler?

20 / 02 / 2017

Zalimlere meyil etmeyin, sonra ateşleri size dokunur!..

İslam’i hükümlerin amir olduğu dönemlerde, Müslümanlar; ALLAH’IN ayetlerine ve Resulü (s.a.v)’nün sünnetine göre hayatlarını dizayn ederlerdi. Her hangi bir konuda bir müşkülatları olduğunda, direk Resulullah’a (s.a.v) müracaat eder ve müşkülatları giderilirdi!... Tam anlamıyla o gün, ALLAH’IN kitabı ve Resulullah’ ın sünneti; Müslümanların hayatlarında söz sahibiydi. Ufak tefek ihtilafların dışında, hiçbir sıkıntıları yoktu. Maddi anlamda, fakr-u zaruret içerisinde olanları vardı, ancak; bu onlar için, dinlerini yaşamada hiçbir engel teşkil etmiyordu. Alınları açık, başları dik; dostlarına güven, düşmanlarına korku salıyorlardı.

Vakta ki, ALLAH’IN Resulü (s.a.v) ve Hülefa-i Raşiydin bu dünyadan irtihal eylediler; Müslümanların da yeryüzüne dağılmasıyla birlikte, İslam düşmanları tarafından, İslam adı altında,  İslam’a,inanç ve ibadetlere zıt birçok şey sokulmaya başlandı. Hani darb-ı meseldir: “meydanı boş bulanlar” yiğitlik taslamaya başladılar! Sözünde olduğu gibi; dünyada ne kadar inkârcı kavimler varsa, hepsi yek koldan, İslam’a ve Müslümanlara karşı; siyasi, Ekonomik, Ahlaki, içtimai ve hayatın her safhasına karşı amansız bir savaş başlattılar.

İslam’a düşman olanlar, savaş ve istila hareketleriyle başaramadıklarını; içerden bitirmek, yozlaştırmak ve kemirmek için, her sahada mahir olan satılık adamlar bulup, onlarla Müslümanların ahlakını ve nesillerini bozmaya teşebbüs ettiler. Tıpkı günümüzde olduğu gibi, şer şebekeleri her taraftan; fitneleri körüklemek ve nesillerimizi kendilerine benzetmek için, bize benzeyip ama bizden olmayanlarla, başta taklitçilik olmak üzere, hayatın her alanında bizi bozmaya çalıştılar, büyük gayretler sarf ettiler, yerine göre bedel ödediler ve ödettiler.

İmdi, günümüz dünyasında, İslam coğrafyasının; Siyasi, Ekonomik, Ahlak-i ve kültürel olarak, büyük yozlaşmalara sahne olmakta olduğunu görmekteyiz. Nedeni ise, başta fertler olmak üzere, toplum ve devletlerin; Kur’an ve Sünnet ’in hükümlerine göre hareket etmediklerindendir. Kâinat’ın Efendisi (s.a.v)’ın: “Kabul etmeyen dışında ümmetimin hepsi girer” diye buyurmasına; Sahabelerin: “Ey ALLAH’IN Resulü, kabul etmeyen kimdir?” Diye sormaları üzerine: “ALLAH’IN Resulü (s.a.v) şöyle cevap verdi: “Kim bana itaat ederse cennete girer. Kim bana karşı gelirse, kabul etmemiştir.” (Buhari)

Evet, bu gün gelinen noktaya bakıldığında; İslam coğrafyasında, Müslümanlar arasında, ALLAH ve Resulü ’ne karşı ciddi oranda itaatsizliğin olduğunu görmekteyiz. Başka milletlerin örf,adet ve geleneklerini taklit etmekle, yeni yetişen gençlerin büyük bir oranında; batı hayranlığı, batı kültürü, batı giyim kuşamı, batı tarzı konuşma ve yaşama, batı gözüyle dünyaya bakmanın had safhada olduğu her gün biraz daha virüs gibi yayıldığını görmekteyiz. Hal böyle olunca, Kur’an ve sünnetle amel etmek yerine insanlar; bid’at ve hurafelere daha çok önem vermeye başladılar.

Yukardaki hadisi şerif ’in manasına baktığımızda, bu gün insanların kahır ekseriyetinin; Kur’an ve Sünnet ile amel etmeden, ucuz yoldan cennet istediklerini müşahede etmekteyiz. Evet, itaat edenler cennete gireceklerdir, etmeyenler ise; kime veya kimlere itaat edip yaşadılarsa, onlarında onlarla birlikte olacakları muhakkaktır. Mesela, farz olan tesettür emrine riayet etmeyip, batı tarzı giyinen kadınların, kumarhane köşelerinde sabahlayan zavallıların, bar ve pavyonlarda isyaneden insanların, faizci çete ve şebekelerinin, yanardöner kukla olanların; kadınlı erkekli davet ve şamataların hangi birisinde; ALLAH’A ve Resulüne karşı itaat var ki?... Yozlaşma büyük, yara büyük!?

Zaten ne geldiyse hep başka kavimleri taklit etmekten gelmedi mi başımıza. Namazı es geçen Müslümandan, Zekâtı vermeyen cimri zenginden, Haccın adap ve erkânına riayet etmeyen riyakârdan, har vurup harman savuran kuralsız insanların hangi birisinin; ALLAH’A ve Resulüne karşı, kayıtsız şartsız itaatleri var ki? İslam toplumları olarak, ağır şekilde kan kaybeden bir hasta gibi olduk!Her saniye değer yargılarından ve kimliklerinden kayıplar vermektedir Müslümanlar. ALLAH’A karşı isyanın ayyuka çıktığı yer ve mekanlarda mesai tüketen gafillerin bol olduğu bir dünyada; hak ve Hukuk’tan, ahlak ve adaptan, kural ve ilkelerden bahsetmek mümkün mü?.. Tek dertleri, gününü gün etmek isteyip ve arada bir bizde Müslümanız diyenlerin; ne kadar samimi ve itaatkâr birer Müslüman olduklarını sizin yorumunuza bırakıyorum. Ateistlerin ve inkârcıların, hiçbir şeyden çekinmeden Müslümanların değerlerine hakaret ettikleri bir ortamda bulunanların,kendi inanç ve değerlerine saldıranlara gereken cevabı vermekten korkan yumuşak başlıların; sadece kör birer taklitçi, basiretsiz birer teslimiyetçi ve uysal koyun mezhebine mensup olan taklitçi zavallılardır!...

Rabbimiz! Bize Kur’an ve Sünneti anlamayı, anlayıp ve onlarla amel etmeyi nasip eyle!

Bizi sana ve Aziz Resul’üne itaat eden muttaki kullarından eyle. ÂMİN.