NE İŞLERLE MEŞGULUZ?

21 / 07 / 2017

Son bir asırdır, Müslümanlar imamesi kopmuş tespih taneleri misali; dört bir yana saçılmış ve bir araya gelme yetilerini kaybetmişlerdir. Birçok eksikliklere rağmen, Osmanlı Devlet sisteminde, her kavim ve etnik gruptan insanların hürriyet içerisinde yaşaması; Osmanlı’nın insana, insan merkezli olarak değer verdiği içindi.

Altını çizmek gerekirse, Cumhuriyete geçildikten sonra, Türkiye Müslümanları; İslam’i ilkeler konusunda, eğitim adı altında ithal kurallarla hem cahil bırakıldılar, hem de içi boşaltılmış bir din anlayışını enjekte ederek, onların en meşru hakları olan siyasi haklarından edildiler. Çok partili sisteme geçişle birlikte, insanlar kutuplaştırılarak; birbirlerine hasımane tavır ve cephe almalarını yeğlediler. Politikacıların, söz konusu zalimane basıklarına direnen erdemli insanlar; ya vatan haini ilan edildiler, ya da başka ülkelere bir daha dönmemek üzere sürgüne gönderildiler. Şeyhul İslam Mustafa Sabri Efendi ve Zahidü-l Kevser’i gibi âlimlerin yanı sıra, birçok Osmanlı hanedanına mensup insanlarda nasiplerini bu zulümden aldılar…

Ve akabinde, insanlara sizi baskılardan kurtardık (!) safsatalarıyla dönemin modern Yezitleri, Özgürlük şarkılarını genç dimağlara ezberlettirerek; hem onların, maneviyattan uzaklaşmalarına hem de maddenin esirleri haline gelmeleri için, var güçleriyle çalıştılar, ha bire yasalar çıkardılar!... Kadınlara özgürlüğe doğru kafesi kırıp hayata kanat çırpmalarını sağlamak (!) adı altında, tam serbesti ‘yet getirmek suretiyle, aile içi huzursuzlukların meydana gelmesine ve itaat etmeyen dik kafalı kadınların sayısını çoğaltarak, topluma dayatılan kanunlarla tam bir terör ortamı meydana getirdiler. İşte bunun ardında, meydana gelen değişik şekildeki olaylara; kadın cinayeti, kadına şiddet, yine vahşet gibi isimlerle kılıflar uydurup, töre cinayeti veya eğitimsizlik gibi çok komik kılıflar giydirerek afyonlaştırılmış bir toplum meydana getirdiler!.

Yarım asır gibi uzun bir zaman, öğrenci kızları! Okul kapılarından, başörtüsü yasağını gerekçe göstererek kovuldular ve sonra birileri gözlerimizi bağlarcasına; başörtüsünü serbest bıraktıktan sonra bu sefer kadın ve kızların alt örtülerini ellerinden aldılar, hem de özendire bezendire bunu bir marifetmiş gibi kabul ettirdiler… Ah ülkemin insanı, saymaktan usanacağımız daha nice kayıplara rağmen; daha ne zamana kadar suni işlerle uğraşıp birbirinizi kırıp dökmeye devam edeceksiniz?.

Yetmezmiş gibi, güya kadın hakları savunucuları; feminist kadın derneklerini kurup ve bu gibi kurumlara cömertçe kaynaklar aktarılarak; işin gerçek mecrasından sapmasını sağladılar. Peki, tüm bu olan bitenler karşı, biz Müslümanız veya bizde Müslümanlardanız diyenler, ne yaptılar, nasıl bir yol izlediler, ne işlerle meşgul olup, zamanlarını zayi edip bu günlere kadar geldiler?

Evet, insanlar başta politik partilerle, mezhep ve meşreplerle, kavmiyetçilikle, renk, ırk, bölge yöre, siyah beyaz gibi tercihlerinin sonucu olmayan şeylerle; asli görevlerinden firar ederek, din tahrifçilerinin ve irfan katillerinin kapılarında birer kültür dilencisi oldular. Şimdi Ümmet’in çekmekte olduğu ıstıraplar ve birbirlerinden kopuk bir halde yaşamalarının nedeni; düşmanlarını dost görmeleri, Müslüman kardeşlerine ise düşman kesilme gafletinden kaynaklanmaktadır.

Gelinen noktaya bakıldığında, din adı altında içi boş şeylerle insanlar kandırılarak; maddecilik ruhu aşılanmakta ve toplumda, belden aşağıya hitap eden dünya menşeli sayısız düşmanın varlığına şahit olmaktayız. Peki, genelde tüm yeryüzü Müslümanları ve özelde ülkemizdeki Müslümanlar şimdi ne işlerle meşgul olduklarına bakmaları gerekmez mi?

Bir zamanlar, dışarıdan getirmiş oldukları kanunlarla; ülkenin meydanlarını darağaçlarıyla donatıp, inançlı ve şahsiyet sahibi binlerce insanı sallandırıp yeni sistemlerine kurban edenlerin çağdaş rejimlerinin bekçiliğini bu gün kimler yapmaktadırlar diye sorulsa: “ Müslümanlardan başkaları var mı ki cevap verelim!.. Evet, ne tarihten ders çıkartıp ibret aldık, ne de inancımıza yılarca pranga vuranların gerçek yüzlerini görmeyi merak ettik. Daima, kendimizden kaçarak! Kurtuluşu başka kapılarda aramaya çalıştık ve şu an ki mevcut durumda; dünyadaki Müslümanların etkinliğinin ve yetkinliklerinin olmadığını görüyorsak ki öyledir; İslami kimliklerini kaybetmelerindendir. Başka nedeni mi var? Nihayet, şimdi Müslümanlar olarak ne işlerle meşgul olduğumuza bir bakalım ve başımıza gelen bunca felaketlerin sebeplerini araştıralım. Sebep biz miyiz yoksa başkaları mı? Fil-Hakikat, Müslümanların, bir an önce Demokrasiye, yıllardır yazdıkları aşk mektuplarını yırtmaları ve öze dönüş yapmaları anın vacibidir!... Zamanımızı israf eden ve mekanımızı kirleten her ne varsa; hepsini çöpe atalım!.. Selam ve dua ile.