NURSUZ MÜNEVVERLERİN KARANLIK HESAPLARI

12 / 06 / 2017

Âdem (a.s)’den sonra yeryüzünde çoğalan insan nesli, çağların hemen her döneminde; toplu halde yaşayabilmek için, şehirler, medeniyetler ve idari mekanizmalar kurdukları herkesçe bilinen gerçeklerdir. İnsanlar, idare edenler ile idare olunanlar olarak, iki sınıfa ayrılmış; bazı zamanlar olmuş,kimi idare edenler, idare olunanlara akıl almaz zulümler ve eziyetler etmekle, iktidarlarını ayakta tutmuş, lakin bu zulümleri nihayet bulmuş ve onlar, insanlığın mahşeri vicdanında, ebediyen mahkum olmuşlardır!... ilk çağlarda Nemrut ve Firavun gibi!... Sonra ki devirlerde ise, Hitler ve Musollini ve benzerleri gösterilebilir.

Ancak, öyle zamanlar da olmuş ki; idare ettikleri tebaasıyla idare makamı arasında, adalet ve iyiliğe dair köprüler kuranlar da olmuştur. Bu kimi zaman bir Peygamberin eliyle, kimi zaman da ilahi ölçülerin izinden giden adil idarecilerin eliyle olmuştur. Ne var ki, her dönemde; iktidardan pay kapmak için, idarecilerin kapısında kapı kulluğu yapan insanların sayısı da bir hayli çok olmuştur. Bunların bir kısmı menfaatperest sıradan insanlar iken; bir zümresi ise ilim deruhte etmiş fakat basiretlerini kaybetmiş karanlık sözde münevverler olmuştur.

Günümüze bakıldığında da, hemen her iktidar zamanında; kırıntılardan pay kapmanın peşinde olanların çoğunlukta oldukları görülmektedir… Nerde sıcak ateş varsa oraya yerleşmeyi marifet bilen Bel’am karakterli sahte münevverler de, ilmin kıymetini hiçe sayarak; idarecilerin gözüne girebilmek adına, olmadık tavizler vermekte, kılıktan kılığa girmektedirler…

Zihniyetleri karanlık olan, buAvrupa kafalı nursuz münevverlerin; eylem ve söylemleri hiçbir zaman bir birini tutmaz, onlar bukalemun gibi, menfaatleri icabı renkten renge girmekten asla geri durmazlar! Hakiki manadaki münevverleri sevmez, onların arkasında yürümez, devşirdikleri yetkileri varsa onu kullanmakla; bu gibi nadide insanlara zarar vermeyi adeta görev addeder ve bundan büyük haz duyarlar.

Günümüz Türkiye’sine baktığımızda, bu karanlık münevverlerden (!) kalabalık bir ordunun olduğunu görmekteyiz. Kimileri yazılı, kimileri de görsel medyayı kullanarak; mütedeyyin insanlara zarar vermektedirler… Hata, ekmeğini yiyip suyunu içtikleri vatanlarına ihanet edecek kadar, İslam düşmanlarıyla iş birliği yapıp yoldan çıkannursuz münevverlerin haddi hesabı yoktur denilse yerdir. Bu gün hiç alakası olmayan insanlardan,yöneticilerin gözüne girmek için bin bir surata girmekle; yüksek makam ve mevkileri işgal etmeleri; bu ülkede, karanlık zihniyetli münevverlerin (!) hala ne kadar etkin olduklarını göstermektedir!...

Bir İslam Âlim’inin deyimiyle, söz konusu bu Zulmetli münevverlerin elinden; hem Müslümanlar, hem de ömürlerini Kur’an ve İslam yoluna vakfetmiş olanlar, büyük ölçüde zarar görmüşlerdir. Hata tarihin şehadetiyle sabittir ki; “Gerçekten başta Avrupalılar ve onların bizdeki bedava yağdanlıkları olan Zulmetli münevverler; Osmanlı Devletinde istediklerini gerçekleştiremeyince, çareyi Osmanlı Devletini içten yıkmakta bulmuşlardı! (Doç. Dr. Ahmet Akgündüz/ Belgeler gerçekleri konuşuyor: c.5 sh: 101)Yani adamlar içimizdeki maço âşıklarını; altı küsur asırlık bir İmparatorluğun dağılması için,tüm imkânları seferber edip, devreye koydular!

O gün Reşid Paşa ve Mithat Paşa gibi batının maşalarını devreye koyarak bu işi götürenler; bu gün de onların izinden giden sahte din bezirgânlarını kullanarak, idare mekanizmasını dağıtmaya,insanlar arasına fitne ve fesat tohumlarını ekerek; huzurlarını kaçırmaya çalışıyorlar. Elbette ki o gün onlara karşı, Ahmet Cevdet paşalar, Akifler, İskilipli Atıf efendiler, Mustafa Sabri ve Zahidü-l Kevser’i gibi zatlar; söz konusu Zulmetli münevverlere ve onların tilmizlerine karşı büyük bir savaş başlatmışlardı. Fakat onların da birçoğunun akıbeti; Osmanlı hayat sahnesinden çekildikten sonra, ya sürgünde, ya da idam sehpalarında son buldu!...

Ne Zulmetli münevverlerin sonu geldi, ne de onlara inat insanları Hakka ve Kur’an’a davet edenlerin nesli tükendi! Gelinen noktaya baktığımızda, birçok makam ve mevkiinin; emanete ehil olmayanmenfaatperest insanlar tarafından işgal edilmiş olmasıdır! Gerçek manadaki vatanperver ve samimi insanların ise arka plana itilmesi;bize, geleceğe dair iyi umutlar müjdelemediğini görüyor ve üzülmekteyiz. Her çağ ve zaman da, daima iki zümre insan olmuştur: “İdare edenler ve edilenler, iyiler ve kötüler, Hakperestler ve menfaatperestler,birde bu iki sınıf arasında, durmadan mekik dokuyan nursuz münevverler, yani batıl kafalar vs…….! Rabbimiz! Bizi Zulmetli ama münevver geçinen, batıl cephesinin şer ordusundan muhafaza eyle. İşimizi asan kıl ve basiretimizi aç! Eylemlerimizi İmanımızın rehberliğinde olmasını senden niyaz ediyoruz… 12 Haziran 2017/ 17 Ramazan 1438.