ÖMRÜN HATIRA SAYFALARINDA OLAN DOSTLARI HATIRLAMAK (I)

23 / 10 / 2017

Bu günkü köşemde, ilkokuldan başlayıp; bu güne gelinceye kadar, dostluk kulvarında kendileriyle yollarımızın kesiştiği ve şahsiyet bilincim üzerinde iz bırakan erdemli insanlardan bahsetmek geldi içimden!... 1) 1974 veya 1975 yıllarının bir kış günüydü, Hafız molla Süleyman bizim köyün camisine tayin olunmuştu. Mevsimlerden kış, ayaz o biçim; köyün, okula giden gitmeyen neredeyse tüm çocukları, Süleyman Hafız Hocanın rahlesinde Kur’an dersleri alırlardı. Süleyman Hafız Hoca sert mizaçlı olduğu için, tüm çocuklar kendisinde korkardı. Müthiş bir disiplini vardı. Kendisinden elifbayı bitirip Kur’an’ın bir kısmısın okumuştum. Siverekli olan Süleyman Hafız Hocanın hayatta olduğunu biliyorum, ancak o günden sonra hiç karşılamadık. Rabbim selamet versin!...

2) Memlekette 12 Eylül1980 darbesinin üzerinde henüz aylar geçmişti. Mevsim bahardı fakat; tabir caizse, toplumda manen karakış ve zemheri soğuğu gibi korku ve endişe vardı. Çünkü postal ağalarının estirdikleri korku rüzgârının önünde kimse duramıyordu o günlerde. Böyle bir ortamda yine Siverek ilçemizden, Ahmet Cemil Başaranoğlu köyümüze İmam olarak tayin olunmuştu. Camimiz o zaman çift kadrolu olduğu için; birde Diyarbekir’in Çermik ilçesinden, Kasım Erkaplan hoca müezzin olarak tayin olunmuştu camimize. Bilali bir sedası vardı Kasım Hocanın. Onun sesinden çok etkilemiştim o zamanlar. Ahmet Cemil Hoca’nın da çok muazzam bir ezberleme kabiliyeti, birde harika bir el yazısı vardı ki; bana hediye ettiği bir kitabın üzerinde hala hatıra olarak durmaktadır. Kendilerinde çok faydalandım, Rabbim her ikisinden razı olsun. İkisi de şu an hayatta, Ahmet Cemil hoca Siverek’te ve imamlıktan emekli olmuş; Kasım Hoca ise, Diyarbekir’in Silvan ilçesinde müezzinliğe devam etmektedir… Ahmet Cemil Hocamla şahsen görüşüyoruz ara sıra, lakin Kasım Hocamla sadece telefonla; o günden bu güne, nasip bizi bir araya getirmedi!...

3) Kasım Hocamız askere gittiği için, boşalan yerine, yine Siverek ilçemizden; Mahmut Küçükyılmaz Hoca tayin olmuştu. Mahmut Hocam bekâr olduğu için, kendisinden daha çok faydalanma imkânı buluyorduk. Hatta kış mevsiminde, çoğu geceler yanında yatar ve kendisinden ders alırdım. Mahmut Hocam gençliğinde medresede yatılı kaldığı için, çok güzel yemek yapardı. Mahmut Hocam çok mütevazı ve takva ehli bir insandı; köyde hiçbir zaman takkesiz dolaşmazdı. Onu gören zaten Hoca olduğunu anlardı. Kendisinden çok faydalandım Rabbim rızasına erdirsin… Mahmut Hocamda, emekli olduktan sonra; şimdi Şanlıurfa’nın asri mezarlığında, görevli olarak çalışmaktadır. Onunla da ara sıra görüşüyoruz!

Bir de Köyümüzde resmi Kur’an Kursu bulunduğu için, Ordu’dan Ömer Pehlivan Hocam Kur’an Kursumuza görevli olarak gelmişti… Askerlik görevimi yaptıktan sonra, mezkûr kurstan mezun olmuş ve belgesini almıştım… Hala saklamaktayım, çünkü o yıllarda Kur’an kursu belgesi olanlar; bazı sınavlardan geçirildikten sonra müezzin olabilirdi. Fakat kısa bir müddet sonra o yasa da kalkınca, bizim müezzinlik işimiz de yatmış oldu haliyle…

Tabi, Ömer Hocam, daha köyümüzde görevliyken evlendi ve ilk çocukları Hüsameddin doğduktan sonra, askerlik vazifesini yapmak maksadıyla köyden ayrıldı. O da şimdi, Samsun’da (eşi Samsunlu idi) ikamet etmekte ve Diyanetteki görevinden kurum değiştirerek özel idareye geçti; hala çalışmaktadır ve onunla da o günden sonra hiç görüşmek nasip olmadı ama telefonla sürekli görüşüyoruz… Allah selamet versin Ömer Hocam güreş sporunu bildiğinden bize de öğretirdi…

Onlardan sonra, Mehmet Emin Hoca köyümüzün Camisine İmam olarak geldi. Mehmet Emin Hoca, Arapça okumuş ve İslam’i ilimlere vakıf bir Âlimdi… Hitabeti düzgün ve çok cesur bir insandı. Bildiklerini asla saklamaz ve her yerde konuşurdu. Evinden dışarı çıktığında, koltuk altı küçük çantasını almadan asla çıkmazdı. Çünkü çantasında daima, birkaç tane kitap bulundururdu… Ondan da çokfaydalandık, Rabbim ecrini versin!... Mehmet Emin Hoca, şu an hala hayatta fakat çok yaşlanmıştır… Şanlıurfa’da ikamet etmekte olup, kendisiyle birkaç kez görüşmek nasip oldu…

Aynı yıllarda, köyümüzün İlkokuluna Mustafa Sözkesen Öğretmen olarak gelmişti. Mustafa Öğretmen, İmam Hatip Lisesinden mezun olmuş ve dini bütün bir Müslümandı… Birbirimizi çok sever ve sık sık bir araya gelirdik. Mustafa Öğretmen, köyümüzde bulunduğu müddetçe bekâr olduğu için; sürekli görüşme fırsatımız olurdu. Mustafa Öğretmen Karate Sporunda siyah kuşağı vardı ve ara sıra bize de öğretirdi, gençlik işte… Kitap ciltleme işini çok güzel bilir ve bana da öğretmişti… Mustafa Öğretmen çok cömert, kadirşinas ve vefa ehli bir kardeşimizdi. Mustafa hoca, Amasyalı idi. 1989’da biz köyden ayrıldıktan sonra, o da memleketine tayin istedi ve hala çalışmaktadır. Telefonla görüşmekteyiz. Rabbim selamet versin. İsmail öğretmeni yâd etmeden geçemeyeceğim tabi. İsmail Öğretmen’de Mustafa Öğretmenle aynı kuşak ve köyümüzde birlikte görev yapmaktaydılar. Kendisi Denizlili idi ve çok mert bir insandı. Severdik birbirimizi, çünkü manevi değerlerine sahip mütedeyyin bir insandı. Şu anda o da memleketinde, emekli olup; onunla da telefonla görüşüyoruz.

Değerli dostlar, her birimizin ömrüne ait bir hatıra defterinin bulunduğuna inanmaktayım. Eminim ki, her birinizin benden daha fazla, hayatında iz bırakan dostları vardır ve olmuştur. Ömrümün hatıra sayfalarına isimlerini yazmış olduğum, gönül dostlarımdan birkaç erdemli insanın hayatından kısa birer kesit sizinle paylaştım. Yorduysam af ola. Selam ve dua ile.

 23 Ekim 2017.