ÖN YARGILI OLMAK BASİRET KÖRLÜĞÜ DEĞİL MİDİR ?

18 / 09 / 2017

19 / 01 / 2017 

Basiretleri ve akli melekleri körelmişlerin harcıdır, ön yargılı olmak!... Başka insanları sorgulamadan, eleştirmek; onları rencide edecek şekilde hatalarını deşifre etmek, delilsiz konuşmak, ucuz kişilerin mesleğidir. İlim ve irfan yoksunu olanlar, peşin hükümlü olurlar. Yalnız kendilerini beğenip, başka hiç kimseyi beğenmeyenlerse; istikbara kalkışanlarla birlikte, hakları ellerinden alınmışların vicdanlarında mahkûm olup, boğulup kalırlar…

 Hani meşhur fıkradır:“Biri kör, biri sağır ve diğeri topal olmak üzere üç kişi biri araya gelir ve her biri şöyle konuşur:“Kör olan der ki: şu karşıda bir karaltı görüyorum! Sağır olan ise he valla bende bir ses işitim: Topal olan da, arkadaşlar öyleyse gelin kaçalım der!? Aslına bakılırsa, ne körün gördüm, ne sağırın işitim ne de topalın haydi kaçalım demesi doğru değildir. Bu sadece, kendilerinde olan mevcut olan hali inkâr etmeleri ve kendilerinden kaçışın halidir, hepsi o kadar…

  Aslında ön yargılı olanlar, başkalarına hayat hakkı tanımayanlardır denilse yeridir. Hâlbuki dünyanın güzelliğinin; farklı motif, farklı renk ve farklı şekillerden meydana geldiği hepimizin malumudur!.. Öyle ya! İnsanları tek tip giyinmeye, tek tip düşünmeye, tek tip konuşmaya, tek şekilde yemeye ve yürümeye zorlamak veya öyle olmalarını istemek; başlı başına kısır bir anlayışın ve feraset körlüğünün sonucu değil midir?. Aslında bu bir nevi, fıtrat kanunlarına bir başkaldırıdır denilse mübalağa olmasa gerek.

  Modern zamanların, modern insanlarının kahır ekseriyeti, teknolojik imkanlarla tanıştıkları günden bu güne gelinceye dek; Sosyal medya denilen sanal ve yalancı dünyada;birbirlerinin yüzlerini görmeden arkadaşlık kuranların sayısı ne kadar da çoğaldı değil mi?… Sosyal medya ortamında insanların çoğunun, işin aslını öğrenmeden; birbirlerinin hukukuna tecavüz ettikleri bir gerçektir. Bu gibi olay ve hadiselere hepimiz, hasbelkader her gün şahit olmaktayız. Halbuki Müslüman insan demek; seçici, sorgulayıcı, araştırıcı ve tahkik edici insan demektir?. Öyleyse, bir meselenin aslını öğrenmeden, o konu hakkında gerçek bilgiye ulaşmadan; hemen alelacele kişileri eleştirmek, ön yargılarıyla onları mahkûm etmek, manen o kişileri öldürmek manasına gelmez mi?

 Şartlar ve gerekçeler ne olursa olsun, her Müslümanın her zaman ve her yerde, adil davranması, söz konusu kendi nefsi ve yakınlarının aleyhinde olacağını bilse dahi; her zaman hakkı söylemek, hakkı haykırmak, insanların hatalarından önce kendi hatalarını görüp onları düzeltmekle mükelleftir. Böyle hareket ettiğimiz ve davrandığımız müddetçe; bizi sevmeyenlerin dahi, hakkımızda olumlu konuştukları görülecektir. İnsanlar hakkındaki ön yargılarımızdan kurtulup, her şeyin aslını ve gerçeğini öğrendikten sonra; fikir ileri sürmemiz bizi güzel sonuçlara götürecektir. Aksi takdirde, yargısız infaz olur ki, bu gibi davranışlar sahiplerini; düpedüz basiret körlüğüne götürür!... ALLAH muhafaza… Vesselam.