Rahmet İklimi: "Üç Aylar"

03 / 04 / 2017

Hoş geldin, Rahmet iklimi, üç aylar! Siz olmadan, yaşamda kış ve zemheri var!

  Şaban Rabbim ’in, Receb benim, Ramazan Ümmetimin ayıdır diye, buyurdu Ahmed-i (s.a.v) Muhtar…

  Evet, bizi bir kez daha, üç ayların manevi iklimiyle, feyiz ve bereketiyle müşerref kıldığı için, yüce Rabbimize; sonsuz hamdü senalar olsun… Bize dünya hayatını ve ötesini haber verip, bizi insan ve Müslüman olma yolunda; Rabbani ilkelerle tanıştıran, muhbiri sadık Hz. Muhammed’e (s.a.v) yaratılanların sayısınca salat-ü selam olsun! Onun ebedi âleme irtihalinden sonra, Risalet emanetini, canları pahasına en iyi şekilde muhafaza eden ve bu uğurda; mallarını ve canlarını feda etmekten hiçbir zaman çekinmeyen, O’nun güzide sahabelerine, yol ve dava arkadaşlarına da selam olsun… Onlara minnettar olduğumuzu unutmamak adına, nice manevi iklimlere yolculuk etmemiz temennisiyle!

  On bir ayın sultanı olan Ramazan ayının müjdecisi, üç ayların ilki olan Şaban-ı Şerif ayının manevi iklimi; bir kez daha bizi manevi şemsiyesi altına aldı. Rahmet iklimi olan üç ayların ilki, Şaban ekim zamanı, ortancası Receb bakım ve budama; Ramazan-ı Şerif ise hasılatın ayıdır… Resul-i Kibriya (s.a.v)’ın: “Şaban ALLAH’IN, Receb benim ve Ramazan ise Ümmetimin ayıdır buyurmakla; aslında, Şaban ve Receb aylarında tezkiye-i nefs yapmakla kemalatın zirvesi olan Ramazan ayını, büyük bir sevinçle ve hazırlıklı olarak karşılamamızın yolunu göstermektedir, bilelim.

  Efendimiz ’in (s.a.v): “Allah’ım! Şaban ve Recebi bize bereketli kıl ve bizi Ramazan’a eriştir buyurmasından; Rahmet iklimi olan üç ayların, manevi anlamda ne kadar büyük bir fırsat olduğunu idrakedip haklarını ifa etmemiz gerektiğini anlamalıyız! Rahmet iklimi olan üç ayların ilk ikisinde, Müslümanların; manevi anlamda, otokontrol yapmakla, kendi nefislerini muhasebe edip ve tam bir teslimiyet içerisinde, Âşık ve Maşuk’un vuslatının heyecanla, şevkle, hazla Ramazan ayını konuk etmektir hanelerine adeta! Böyle anlamalı, böyle algılanmalı, böyle idrak edilmeli ve böyle hakları eda edilmelidir, üç ayların!..

  Bize biçilen ömür defterimizden, her gün sayfalar koparmaktayız/ Ötelere giden kervan durmadan yol alır, bir gün bizi de alacak farkında mıyız? Üç günlük dünya hayatı oyaladıkça oyaladı bizi/ Mal, mülk, para kadın bunların hepsi fani; boşa israf etmeyelim sevgimizi! Bak, dün gitti gelmez geri, peki yarın, var mı? Bu gün de gitti gidecek, ölenlere bak hepsi ihtiyar mı? Kâinatı yaratan ALLAH, muhatap aldı sadece insanı/ Ona kitap gönderdi ki, sapıtmasın, nisyanı! Elçiler gönderdi peyderpey, insanları uyarmak için/ Ki doğru yolu tutsunlar da, azap etmemek için!

  Değerli gönül dostlarım, yukarıdaki şiirsel dizeler, duygu ve hisler dünyamda; hayatı tarif etme manasından, âcizane kalemimden dökülen birkaç mütevazı cümledir. İlk muhatabı, tabi ki nefsimdir.

  Fazla söze ne hacet, Rahmet iklimi üç ayların, kadir ve kıymetini idrak edip; Ramazan-ı şerif ayına hazırlıklı olmalıyız. Unutmayalım ki, dünya ve ahiret dengesini muhafaza ettiğimiz müddetçe; hayatın tadını alırız. Bu ümmet, dünya ve ahiret dengesini kaçırdığı günden beridir, gün yüzü görmedi. Frenkleri taklit edip, Modernizm’in acımasız yolunda tüm sermayeyi heba etmekle; yolunu kaybetti Müslümanlar.

  Ecdadımızın şehadet kanlarıyla sulanmış olan bu nadide coğrafyalarda, bu gün küffar at koşturmaktaysa; bunda bizimde suçumuzun olduğunu unutmayalım! Tam bir asırdan beridir, bu coğrafyada, insanların idaresini ele alanlar; dipçiklerin zoruyla batının mıhlarını, insanların kafalarına mıhlamaya başladılar… Öyle yaptılar ki, insanlar bir daha bizim de bir gayemiz var mıydı diye unutma aşamasına geldiler… Zamanında sahip çıkılmayan değerler, böyle kuş gibi uçup giderler tabi…

Etrafımıza baktığımızda, küffarın yek koldan üzerimize hücum halinde olduklarını görmekteyiz. Küffarın işaret oklarına dikkatle bakalım, kimi ve kimleri göstermektedir? Peki, sebep ne? İşte Hak ve batılı ve bunun cevabını alabilmemiz için, Kur’an ve Sünnet yolunda yürüyüp, büyük çabalar sarf etmemize bağlıdır…Rahmet iklimi üç ayların, Ümmet’in birlik, dirlik ve dirilişine vesile olması temennisiyle! Vesselam. 03 Nisan 2017.