ŞEHİDLER AYI ŞUBAT

08 / 02 / 2018

ALLAH yolunda öldürülenleri sakın ölü sanmayın. Aksine onlar diri olup Rableri katında rızıklandırılmaktadırlar. ALLAH2IN lütfundan kendilerine vermiş olduklarıyla sevinç içindedirler ve arkalarından henüz onlara kavuşmamış olanları, kendilerine bir korku olmayacağı ve üzülmeyecekleri üzere müjdelerler. (Al-i İmran/169,170)”

Her yıl Şubat ayı geldiğinde, Asrısaadetten başlamak üzere, yirminci asrın sonundan; yirmi birinci yüz yılın ilk çeyreğine kadar  süre gelen, İslam tarihinde iz bırakmış ne kadar şüheda varsa, hepsi birer birer gözlerimizin önünden, şerit gibi dizilmekte ve onlar vesileyle; bunca gafletimizden, ataletimizden, benciliğimizden, kaprislerimizden ve hamasi duygularımızdan bir nebze de olsa irkiliyor ve kendimize geliveriyoruz!..

Hz. Âdem’den (s.a.v) günümüze gelinceye dek, ne kadar İslam şehidi varsa; hepsinin, aziz hatırasının önünde, hürmetle eğilir, cümlesinin şefaatine nail olmamızı yüce Rabbimden temenni ve niyaz ederim. Evet, yakın tarihimizin Türkiye’sine ve İslam coğrafyasına baktığımız ’da; kalabalık bir Şehidler kervanıyla karşılaşırız. Cumhuriyet’in yakına tarihine baktığımızda, sadece bir tanesini sayacak olursak eğer;o da İskilipli Atıf Hoca’nın, o dönemin ceberutları tarafından, kılık kıyafet kanunundan önce, Frenk mukallitliği ve şapka adıyla yazdığı bir risaleyi gerekçe göstererek,4. Şubat 1926 da şehid edildiğini göreceğiz. Ve ardından başkaları, daha sonra başkaları derken,şehidler kervanınakatılan Şehid Metin Yüksel’i yâd etmeden geçmek olmaz tabi. İslam davasının amansız düşmanları, onu da, 23 Şubat 1979 da; bir Cuma namazından çıkarken, el birliği edercesine, Fatih Cami avlusunda Şehid ettiler. 

Mısır’da, İhvan’i Müslim’in davasının mimarı ve İslam’ı yeniden evrensel bazda, başta Mısır olmak üzere tüm İslam coğrafyasınahâkim kılmak için, Hasan El-Benna’nın vermiş olduğu mücadele; o dönemin, İngilizlerden icazetli olan kukla rejimiCemal Adbünnasır ve yandaşlarının uykusunu kaçırır… Ve şeytani bir komplo sonucunda, İmam Hasan EL-Benna, bir gece dersten dönerken; yolda arabası durdurulur, ruhsatlı silahına el konulduktan sonra bırakılır. Fakat şeytanın zebunu olan gölge adamlar, biraz ileride yattıkları pusudan kalkıp İmam Hasan El-Benna’yı kurşun yağmuruna tutarlar. Hastaneye ağır yaralı olarak kaldırılır, doktorlar onu ameliyata almak üzereyken; içeri giren bir polis komiserinin tehdidi üzerine ameliyattan vaz geçilir. Ve İmam Hasan El-Benna, kan kaybından, 12 Şubat 1949 da şehadet şerbetini içip şehidler kervanına katılıp, Rabbi Rahmanına kavuşur,arkasında ise binlerce genç davetçi Hasan’lar bırakarak!...

Ondan sonra, O günün Mısır’ında, artık şehidler zincirine her gün yeni halkalar eklenir, Seyyid Kutub, Abdulkadir Udeh, Yusuf Talat’ta bu kutlu kervana katılanlardan!...Tabi dünyasathında ve İslam coğrafyasında, bu aziz kervana her gün yüzlerce şehid katılmaya devam etti bu günlere gelinceye dek. Kendilerinden sonra gelecek nesillerin yolunu bir ışık, bir meşale gibi aydınlatmak adına, İslam davasının yılmaz fedaileri; dünya durdukça da devam edecektir. Tıpkı bu gün olduğu gibi!...

Ve ABD kıtasınabaktığımızda, karanlıklarla boğuşan bir dünyanın bağrından, güneş gibi doğup, yüz binlerce sessiz ve mazlum insanın sesi soluğu olmaya namzet olan; Şehid EL-Malik Şahbazveya diğer adıyla, Malcolm X (r.alh)’den kısaca bahs etmek istiyorum… Evet, o bir siyahi idi… Amerika daki beyazlar tarafından ötekileştirilenlerden yani… Milyondan biri idi ama o, bambaşka bir enerjiye sahip, apayrı bir insandı.

Evleri beyaz çeteler tarafından ateşe verilirken o, kardeşiyle daha çocuktu. Sokakta kaldılar ve her menfi olaya katıldı, uyuşturucuya bulaştı, hırsızlık olaylarına karıştı ve ceza evinde buldu kendini. Evet, o İslam’ın sönmez ışığıyla, ceza evinde tanıştı. Sentezci ve ırkçı İslam’i bir oluşumun lideri olan Elijah Muhammed’in, hapisteki arkadaşlarının vesilesiyle İslam diniyle tanıştı. Hapisten çıkarken, yıllarca Elijah Muhammed’in yardımcılığını yaptı. Yerinde duramayan’ daima bir şeyler yapmayı kendine şiar edinen bu insan; Hac mevsiminde Hacca gittiğinde, orada gerçek âlimlerle tanışma fırsatı buldu.

Ve İslam dininde ırkçılığın haram olduğunu, beyaz siyah ayırımının İslam’da kesinlikle yerinin olmadığını öğrendi. Hac dönüşünde, ırkçı ve sentezci, Elijah Muhammed’den ayrıldı, Tevhid inancına göre yeni bir davetle konferanslar vermeye başladı. Daha çok zencilere hitap eden Malcolm X; inandığı İslam’i değerleri savunma konusunda, korkusuzca taviz vermeden,gece gündüz durmadan çalıştı. Onun bu çalışmalarından rahatsız olan FBI, onu ortadan kaldırmanın yollarını aradı. Çünkü, Amerika emperyalizmi için, Malcolm X’in; İslami değerleri savunması, onların beşeri çıkarları için bir tehdit oluşturmaktaydı. FBI, tuttuğu kiralık siyahi bir zencinin eliyle; Malcolm X’i konferans verdiği bir esnada, 21. Şubat. 1965 de vurdurdu. FBI, her ne kadar olayı üstlenmediyse de, katilin hapisteyken Müslüman olmasıyla, her şeyi itiraf etmesi; tüm gerçekleri gün yüzüne çıkardı..Onlar, Rablerine sözverdikleriniyerine getirip ayrıldılar bu fani ve geçici dünyadan!... Ya bizler vazifelerimizi yapma şuurunun neresindeyiz acaba?. İslam’ın tüm aziz Şehidlerini rahmetle, minnetle, hayırla yâd eder ve şefaatlerini yüce Rabbimden niyaz ederim. Selam ve dua ile.