ŞEHR-İ RAMAZAN MEDRESESİ (6)

31 / 05 / 2018


  İhvan ziyareti ve küskünleri barıştırmak! Aziz Ramazan ayı, manevi atmosferi ve bereketli iklimi hazır bitmemişken; bir milat olarak, ihvan (İslam kardeşliği) ziyaretini sıklaştırıp ve varsa (ki mutlaka vardır) küskün kardeşlerimizi barıştırmaya gayret edelim! Kenetlensin,kavuşsun yeniden, ayrılık ateşiyle yanıp tutuşan bedenler/ birleşsin vuslat hasretiyle kora dönmüş olan yürekler!... Semada istiğfar etsin ihvanamemur melekler/ Yerde gıpta etsin, kardeşliğin nasıl olduğunu bilmeyenler…

  Hicret-i Nebevi ’den sonra, malum; Efendimiz (s.a.v) Mekkeli Muhacirlerle Medineli Ensar arasında İslam kardeşliğini tesis ederken; bir taraftan da temelleri atılan İslam devletinin de hazırlıkları yapılıyordu. Hicretin ikinci senesinde Farz kılınan Ramazan ayındaki oruç ibadeti; Müslümanların, vahiy nuruyla temizlenmiş olan gönüllerinde neşv-u nema bulmaktaydı adeta. Sofralarını, gönül ve yurtlarını Mekke’den gelen kardeşleriyle paylaşan Medineli Müslümanlar; İslam dininin tavsiye ettiği İslam kardeşliğininnumune ve örnekliğini sergiliyorlardı.

  Öyle bir toplum meydana getirdiler ki, dünya onlara karşı durdu ama onlar; azim gayret, samimiyet ve kardeşliklerinden ödün vermediler… Kimi evlatlıktan, kimi mal ve mülkten, kimisi de vatanından olup reddedildiği halde; onlar İslam davası uğruna feda olsun dercesine; İslam’ı ve uhuvveti dünyevi olan her şeye tercih etmekle, İslam davetçilerinin yolunu aydınlatan birer yıldız oldular adeta!... Bundan dolayı, Medineli Müslümanlar gayret, samimiyet ve fedakârlıklarından dolayı; yüce Allah tarafından Ensar ismiyle, (Allah’ın dininin yardımcıları) mükâfatlandırıldılar…

  Belki kimi zaman dargınlıklar da olurdu aralarında lakin, bu dargınlık asla yerini kine ve nefrete değil; tam aksine barış, muhabbet ve sevgiye bırakırdı. Hatta bir seferinde, Hz. Ebu Zerr (r.a), Hz, Bilal (r.a)’e; espri babından siyah kadının oğlu demiş ve Bilal bundan pek müteessir olmuştu. Hz. Peygamber (s.a.v)’ın kulağına giden bu sözden dolayı, Ebu Zerr (r.a) azarlanmış; Ebu Zerr hemen hatasını anlamış ve gidip Hz. Bilal’in kapısının eşiğini uzanmıştı… Hz. Bilal dışarı çıktığında, yerde Hz. Ebu Zerri uzanmış görünce: “Bu da ne kardeşim? Dediğinde, Hz. Ebu Zerr o siyah ayaklar bu surata basmadıkça kalkmayacağım demiş ve Hz. Bilal (r.a): gönül koymadığını ve o suratın öpülesi surat olduğunu söylemekle kardeşi Ebu Zerr’ingönlünü almıştı.

  Şimdi bu kısanın penceresinden, kendimize ve çevremize bir bakalım. Dargın olduğumuz, küskün durduğumuz ve yıllarca konuşmadığımız kardeşlerimizle aramızdaki dargınlığın, selamı kelamı kesmemizin sebebi; Hz. Ebu Zerr ile Hz. Bilal’in olayından çok mu daha önemlidir? Her zamankinden daha çok birbirimize ihtiyacımızın olduğu şu zaman dilimlerinde; gelin şeytana ve nefse inat deyip, varsa küskün ve dargın olduğumuz kardeşlerimize gidip önce selamı biz verip, gönül dünyalarını şenlendirelim… Şayet bizim böyle bir sıkıntımız yoksa (yok olması temennimizdir); sıkıntısı ve dargınlığı olan kardeşlerimizin arasını bulup onları barıştıralım. Hatta bir iftar sofrasında, rahmeti ilahinin sağanak sağanak yağdığı, meleklerin tanıklık ve şahitlik ettikleri o kutlu anda; onların barışmalarına vesile olalım… Unutmayalım ki, kim bir hayra vesile olursa, hayır işlemiş gibidir.”

  Yüce Rabbimizin: “Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah’tan korkun ki esirgenesiniz.” (Hucurat/10) fermanını yolumuza ışık, gönüllerimize nur ve hayatımıza rehber kılalım. Kılalım ki, Şeytanın etmediği secdeye inat; iki kere Rablerine secde eden Meleklerle aynı safta durup onların hayır ve istiğfarlarına layık birer kul olabilelim… Aziz Ramazan ayı bir medresedir dedik! Evet, bu kutlu medresede; sevgi, saygı, ilgi, bilgi, kardeşlik, fütüvvet, istikamet, şahsiyet, onur, hakkaniyet, erdemlik ve kemal-ı hal vardır… Bu sıfatların her birinin ayrı ayrı güzellik ve numune-i imtisalleri vardır ki, izah yeri burası değil tabi!

  Gelin, Hz. Peygamber’ (s.a.v) in: “Üç günden fazla yasakladığı kardeşler arasındaki dargınlığa; küskünlüğe ve gönül koymuşluğa bir son verip, şeytanı kızdırıp melekleri sevindirelim!... Gelin, dünyadaki Emperyalist kâfirlerin ve onların aramızda cirit atan taşeronlarının bizimle uğraştıkları şu karmaşa döneminde; biz birbirimizle uğraşmaktanvaz geçip kenetlenelim. Bilelim ve inanalım ki, bizim dağınık olmamız, dargın durmamız en çok İslam düşmanlarının işine yarayacaktır. Onlara bu fırsatı vermeyelim, kardeşlerimizin varsa hataları,kendi aramızda ve karşılıklıolarak telafi etmeye çalışalım. Ve kardeşlerimizin kusurları üzerinde sermaye biriktirme gafletine bir son verelim. Dünyada ve yaşadığımız toplumda, İslam diniyle ve Müslümanlarla uğraşan bu kadar kafir, münafık, ateist, deist, Budist, Kapitalist, komünist, sosyalist, Emperyalist, lezbiyenist, faşist,terörist ve İslam karşıtı odaklar varken; bizim birbirimizden kopuk ve dargın durmamız, kendimize zarar vereceğimiz gibi, İslam düşmanlarının da işini kolaylaştırmış oluruz?... Ya Allah deyip, aziz Ramazan medresesinin, ortalarında bulunduğumuz şu mağfiret zaman dilimlerini,kendi ve kardeşlerimizin lehine döndürmekle, mağfiret ehlinden olalım… Es-sulhu hayrün.. Barış hayırdır, hayırlıdır… selam ve dua ile…. 31 Mayıs 2018.