ŞEHR-İ RAMAZAN MEDRESESİ (9)

11 / 06 / 2018


  Azad günleri! Nasıl geldin, ne çabuk geçtin, aziz Ramazan ayı! Bir güzel muhasebe yapalım nefislerimizi hesaba çekelim: “Tuttuk oruçlarımızı, tutmasına Allah’a sonsuz hamdü senalar olsun!Peki, tuttuğumuz Oruçlarımız bizi tuttu mu,günahlardan, gıybetten, hasetten, dedikodudan, insanların gizli ve mahrem sırlarını deşifre etmekten acaba? Azad günleri de gelip geçiyor, dostlar. Gelin bir güzel muhasebemizi yapalım, kendimizle, yapıp ettiklerimizle yüzleşelim ve Hulusi kalp ile istiğfar edelim! Nasuh bir tövbemiz olsun! Aziz Ramazan ayını uğurlarken; hemen yarın gelecekmiş gibi bir aşk,heyecan ve sevinçle beklemeye duralım…

  Allah’ın Resulü Hz. Muhammed (s.a.v): şöyle buyuruyor: “Ramazan girip çıktığı halde günahları affedilmemiş olan insanın burnu sürtülsün. Anne ve babasına veya bunlardan birine yetişip de onlar sayesinde cennete girmeyen kimsenin burnu sürtülsün. Ben yanında zikredildiğim zaman bana salat okumayan kimsenin de burnu sürtülsün! (Tirmizi/ Deavat). Hadis kitaplarında, üç âmin ile geçen bu hadisi şerifin birinci uyarısı; Ramazan ayına yani oruca dairdir… Yani, ramazan ayını es geçip, hiçbir mazereti olmadığı halde oruç tutmayanın, veya tuttuğu halde şuur ve bilincinden uzak olanın, onda kendini Allah’a affettirmeyenin vay haline!

  Başka bir rivayette, Peygamber Efendimiz (s.a.v), hutbeye çıkarken; birinci, ikinci ve üçüncü basamakların her birinde Âmin demiş ve namazdan sonra, Sahabeler merak edip bunun hikmetini öğrenmek istediklerinde, Efendimiz (s.a.v): Cebrail bana geldi ve üç madde söyledi bende âmin dedim diye buyurdu! Evet, Ramazan ayı rahmet, mağfiret ve affolunma ayıdır. Bu aziz ayda, insanın kendi kendisiyle yüzleşmesi ve kendine çeki düzen vermesi lazımdır. Oruç tutup namaz kılmayan, namaz kılıp mazeretsiz oruç tutmayan; oruç tuttuğu halde, ona buna küfür eden ve dilini bir hançer gibi insanların kanından ve harem-i ismetinden çekmeyenin akıbeti ne kötüdür.

  Bakınız, bilgi ve anlayış rehberi Efendimiz (s.a.v) nasıl ikaz ediyor böylelerini: “Kim yalanı ve onunla ameli terk etmezse (bilsin ki) onun yiyip içmesini bırakmasına Allah’ın ihtiyacı yoktur.” (Ebu Hüreyre) Başka bir hadiste: “Beş şey oruç ve abdestte hayır bırakmaz: Yalan, gıybet, söz taşıma, şehvet nazarı ile harama bakmak, yalan yere yemin etmek.” (Hz. Enes)

  Hâlbuki Ramazan ayı Girdiği zaman: “Cennetin kapıları açılır, cehennemin kapıları kapanır ve şeytanlar da zincire vurulur.” (Müslim/ Siyam) diye Efendimizin Ümmetine müjdesi vardır. Bu müjdenin ikramından nasibini almadan Ramazan ayını geçirenler ne bedbaht kimselerdir!Bir daha ki seneye,Ramazan ayında var mıyız, yok muyuz orasını yalnız yüce Allah bilir? Ancak, sıhhat, zaman ve imkân varken; içinde bulunduğumuz şu cehennemden kurtuluşun son günlerinde, bolca tevbe istiğfar edelim, sadaka vermeye çalışalım, imkânımız varsa,soframızda birkaç Müslümana iftar ettirelim!

  Soframızın üstünde bulunan çeşitli yemekleri, başka kardeşlerimizle paylaşalım ki, kaynaşmamızın mayası olsun… Bir birimizle uğraşmaktan vaz geçelim. Çünkü bir birimizle uğraştığımız müddetçe, düşmanlarımızla uğraşmaya zamanımız olmayacaktır. Ve haliyle bu tür davranışlarımız olduğu müddetçe de, Ümmetin birliği ve kardeşliği sağlanmayacaktır. Samimi ve sadık olmaya gayret edelim, birbirimizi Allah için sevelim, birbirimizin varsa kusurlarını affedelim. Kardeşlerimiz için dua edelim, kin, nefret, haset, münakaşa, boş eleştiri yerine; sevgi, merhamet, şefkat ve kardeşlik elimizi uzatalım…

  Dünyada, ölümden gayrı; mümkünü olmayan hiçbir şey yoktur. Yeter ki, azim gayret, çaba ve samimiyet olsun… İçimizi ve dışımızı en ayrıntısına kadar bilen; yüce Rabbimizden sakınalım ve emirlerine itaat edelim. Fahri-i Kâinat Efendimizden (s.a.v) başka, şahıslara kayıtsız şartız bağlanmaktan uzak duralım. Unutmayalım ki, kayıtsız şartız; takip ve taklit edilmesi gereken tek şahıs, Hz. Muhammed (s.a.v) ‘dır. Ramazan ayının ikram ve bereketinden nasiplenmek için; Resulullah ’ın, emir ve nehiylerine kulak verip itaat edelim. “Ramazanın son günlerini sayarken, bu günlerin içinde öyle bir gece var ki; tam bin aydan daha hayırlı olan, Kadir gecesidir. Öyleyse imkânı olan Müslümanların, bu son günleri, cami ve mescitlerde itikâf ile geçirsinler ki; kadir gecesine denk gelebilsinler inşallah!Rabbimiz! “Başı Rahmet, ortası Mağfiret ve sonu cehennemden Kurtuluş olan Aziz Ramazan ayının hürmetine; günahlarımızı bağışla. Bizi affet, kusurlarımızı ört ve bizi birbirimize sevdir. Ümmeti Muhammed’i gaflet uykusundan uyandır, hakkı hak bilip hakka tabi olmayı, batıl batıl bilip ondan içtinap etme ferasetini bize bahşeyle… İslam’ın Mukaddes beldelerini, şu mübarek Kur’an ayı olan Ramazanı şerif hürmetine; mezhepçi, istibdatçı, ve İslam düşmanlarıyla birlik içinde olanların tasallutundan muhafaza eyle. Bir an önce, tuzaklarını başlarına geçir ve üç Harem-i şerifi de Azad eyle. Âmin… Hayırlı iftarlar. 11 Haziran 2018.