ŞEHR-İ RAMAZAN MEDRESESİ (II)

17 / 05 / 2018


  “Andolsun ki sizi biraz korku ve açlık; mallardan, canlardan ve ürünlerden biraz azaltma (fakirlik) ile deneriz. (Ey peygamber!) Sabredenleri müjdele! (Bakara/155) Bu ayeti kerime, Kur’an mesajının evrensellik hükmü açısından; kıyamete kadar gelecek olan Müslüman nesiller için nice nice dersler ve hakikatler içermektedir. Ki, bu derslerin belki de en önemlisi; sabra yapılan vurgudur… Her şeye karşı sabır… Ya Sabır… Allah Sabredenlerle beraberdir… 

SABIR: “Aziz ramazan ayının manevi ikliminden nasiplenmek isteyen her Müminin; Sabır sınavını çok iyi vermesi gerekmektedir… Çünkü, Ramazan günlerinde oruçlu olan insanın; açlık, susuzluk ve yorgunlukgibi etkenlerin insan bedenine vermiş olduğu bazı zaafların olması muhakkaktır.. Mesela, açlık ve susuzluğun, insan bedeni üzerinde meydana getirmesi muhtemel olan, kızgınlık, gerginlik, oto kontrolsüzlük gibi, insanın maneviyatına zarar verecek olan bu tür saldırılara karşı, oruçlunun sabırla kendisini muhafaza etmesi lazımdır…

Bunun da en güzel yolu, hiç şüphesiz oruçlu insanın çok sabırlı ve metanetli olmasından geçer… Sabır, bir kalkandır; insana dışarından gelecek olan her türlü taarruz ve saldırılara karşı koruyan bir zırhtır kimi zaman! Sabırsız olan insan, dünyevi hiçbir meslekte başarılı olamayacağı gibi; insanın, manevi duygularını yitirmesine de sebebiyet veren sabırsızlık da insanı nedametlere sürükler çoğu zaman… Onun için sabır, acı olsa da; meyvesinin tatlı, yani sonucunun selamet ve esenlik olacağını söylemiş ecdadımız…

Bu münasebetle, Şehr-i Ramazan medresesinin ilk dersi; Sabır olsun istedik… Hakikatten, sabırlı olmayan bir insanın; sahura kalkabilmesi, sabahtan akşama kadar, yemeden içmeden, durabilmesi gerçekten çok zordur?Çünkü, Allah’a iman etmiş olan Müminlerin tekdayanakları, Rabbine olan iman ve güvenleri olduğu için; onlar tüm sıkıntı ve zorluklara karşı sabır ve metanetler durabilmektedirler… Allah’a güvenip dayanan kul, her müşkülat ve zorluğun üstesinden rahatlıkla gelebilir…

“Muhbir-i sadık, bilgi ve anlayış Rehberi Efendiler efendisi (s.a.v)’in: “Hiç kimseye Sabırdan daha hayırlı bir mükâfat verilmemiştir.” (Müslüm)Kavl-i Şerifi, Ümmetine hem sabırlı olmaya teşvik etmek,hem de sabrı öğretmek içindir…Her zaman sabır ama, özellikle aziz Ramazan günlerinde, müminlerin sabırlı olmaları daha elzemdir. Hiçbir kimsenin gönlünü kırmamaya, hiç kimseyi incitmemeye, kötü söz söylememeye ve gelişi güzel insanlarla uğraşmaktan; tartışmaktan ve orucun maneviyatına zarar verecek olan davranışlardan özellikle uzak durmaları lazımdır…

Evet, Sabır sahibi olamayan bir Mümin, kalp gönül kırmaktan, insanı üzmekten, bazen hem kendine hem de başkasına zarar vermekten kendini alıkoymaz hale gelir ki; bunun tek kontrol noktası ise Sabırlı olmayı öğrenmek, gerekirse sabrı tüm acılığıyla yudum yudum yudumlayabilmelidir… Zaten, Mümin kendisine isabet eden her hangi bir zorluk ve musibet anında, göstermiş olacağı sabır ve metaneti; onun sabır konusundaki sınavının kabulüne işarettir… Yoksa ufak veya sarsan bir musibetin isabeti anında, hemen isyan etmesi, sınırı aşması, kızıp köpürmesinden sonra; sükûnet halinde göstereceği sabrı,belki de hiçbir işe yaramayacaktır…

Ancak, her haline gıpta edilen Müminin durumu ne kadar güzeldir. Zira, Hayat Rehberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)’in: “Müminin her şeyi hayırdır. Böyle bir özellik yalnız Müminde vardır. Şöyle ki: “Sevindirici bir işle karşılaşınca şükreder, o iş kendisi için hayırlı olur. Başına bir bela (musibet) gelecek olsa sabreder, bu da kendisi için hayırlı olur.” (Müslim/Zühd) buyruğu; ümmetinin sabır konusunda alacağı en güzel örneklerinden sadece bir tanesidir!

Hakikaten, şu yeryüzü coğrafyaya ayak basmış nice Enbiya, Evliya ve Asfiya-i kiramın tümünün; öncelikli olarak sabır sınavına tabi tutulduklarına şahit olmaktayız. Şöyle ki, tüm peygamberler (hepsine salat-ü selam olsun); önce kendi kavimleri tarafından zulme uğramışlar, en yakın destekçilerini kaybetmiş ve öyle zamanlar olmuş ki, yalnız kalmışlardır. Ama onlar asla pes etmemiş, ümitlerini kaybetmemiş, kendilerine gelen bela ve musibetlere karşı sabır kalkanıyla; karşı durmuş ve sonunda Allah’ın izni inayetiyle başarmışlardır… Ve sonra, onların ardından gelen kutlu yolun yolcuları olan, İslam davasının nadide davetçileri, tebliğcileri ve İslam davasını bazen kalemlerini kılıç yaparak savunan Âlimlerin birçoğu; sabırla bedel ödedikten sonra, başarmış ve artlarından gelecek olan nesillere iyi bir çığır ve örnek yaşam mücadelesi şeklini bırakmışlardır… Sabır öyle bir servettir ki, sahip olmayı başarabilene ne mutlu. Hepimize sabır sınavından başarılar temenni ederim! 17 Mayıs 2018.