ŞEHR-İ RAMAZAN MEDRESESİ (III)

21 / 05 / 2018


  “Kur’an okunduğu zaman onu dinleyin ve sussun ki, size merhamet edilsin.” (A’raf/204) Hürmet ve sükût edip dinlenilmesinde merhamet edilen, okunmasında mükâfat verilen; öğrenilmesi ve öğretilmesi vacib olan tek Kitab Hz. Kur’an’dır! Zira, içinde Kur’an okunmayan her hane virane; ger gönül teşviş hane, her beden maraz hane olur. 

  TİLAVET-ÜL KUR’AN

Ramazan ayının Kur’an ayı olması hasebiyle, Müminlerin bu kutlu zaman dilimlerini; mümkün olduğu kadar, Kur’an’ı kerim tilavetiyle taçlandırmaları lazımdır… Hidayet rehberi olan Hz. Kur’an’ın bu aziz ayda nazil olması; Ramazan-ı şerif ayına ayrı bir haz, ayrı bir güzellik ve ayrı bir kıymet kazandırmaktadır… Zira, biz müminler olarak, Ramazan ayının kadr-u kıymetini; Kur’an’ı kerimden öğrenmiş bulunuyoruz. Öyleyse, bu ayda Kur’an’a odaklanmalı, Kur’an’ın hükümlerini hayatımıza ve gündemimize taşımalı, emir ve yasaklarına ne kadar bağlı olduğumuzu bir kez daha gözden geçirmek için; Aziz Ramazan ayını ele geçmez bir fırsat olarak telaki etmeliyiz.

  “Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: “Ramazan ayı öyle (bir aydır) ki, insanlara doğru yolu gösterici ve hidayet ile Furkan’ın (hak ile batılı birbirinden ayıran hükümlerin) apaçık delilleri olarak Kur’an onda indirildi. Sizden kim o aya erişirse onda oruç tutsun! İlh… (Bakara/185) Evet, Ramazan demek hem oruç hem de Kur’an ayı demektir! Çünkü, hak ile batılı birbirinden ayıran, insanlara hidayet ve doğruluk yolunu gösteren Kur’an bu aziz ve şerefli ayda, gök âleminden yeryüzü âlemine nazil olup nurlandırmıştır… Onun eşsiz hükümlerine tabi olanlar, hidayet ve hak yolunu buldular, bulurlar! Onun hükümlerini, hayatlarına ve gündemlerine; vatan ve memleketlerinin düzen ve nizamına oturtmayanlar, gerçekleşmesi için mücadele vermeyenler, Kur’an’ın niçin nazil olduğunu anlayamayacak kadar fehm yoksunu olmalarının yanı sıra, sadece süslü kılıflar içinde ve en yüksek yerde asılmış hürmet edilesi kitap olarak kalır kısır ve idraksiz zihinlerinde!

  Zira, Kur’an; Hz. Muhammed’e (s.a.v) nazil olmuş ve O’da (s.a.v); en ince detaylarına varıncaya kadar, tüm ahkam ve mesajını insanlara tebliğ etmiştir… Kur’an, dünya ve ahiret dengesini bir arada tutan, ama daha çok mana üzerinde duran,insanın dünya hayatında nasıl ve ne şekilde yaşaması gerektiğini öğreten eşsiz ve benzersiz Allah kelamıdır… Kur’an dünyada yaşayan insanların üzerine nazil olduğuna göre; o, ölülerin değil dirilerin kitabıdır… Zira, ölen her insanın, bu dünyayla (üç şey hariç) irtibatı kesilmektedir. Kur’an, helal ve haram hükmünü, yaşayan insanlar için koymuştur, ölüler için değil… Merhum Akif’in dediği gibi: “İnmemiştir şu Kur’an, hele bunu hakkıyla bilin/ Ne mezar başında okumak ne de fal bakmak için.”

  Evet, Kur’an; ne sadece mezarlıklarda okunacak, ne de fal ve efsunlara hasredilecek bir kitaptır… O, (Kur’an) nur üstüne nurdur/ Gönüllerde sürur evlerde huzurdur. Rehberidir insanın Kur’an, dünya ve ahiretin/ Aç oku, bak öğren, ölmemişse zahmetin! Ne felaketmiş ki, yıllarca Kur’an’dan kalmışız uzakta/ İlahi, uyandır Ümmeti, daha ne kadar kalacak şu karanlık tuzakta?... Buluşsun hükmü Kur’an’la ümmet ve yeniden dirilsin/ Ki, nereden ve niçin dünyaya geldiğini hakkıyla bilsin! Azı dişleriyle yapışsın, Kitabın tüm ahkâmına/ Nur-u Kur’an bir daha yetişsin insanlığın imdadına! Şu aziz Ramazan ayı hürmetine ya Rab/ Kur’an’ın etrafında birleştir Ümmeti, üstünden kalksın bu türab. Hacetimizdir senden Allah’ım! Bizi Kur’an’la yeniden aziz eyle/ Ümmeti muzaffer, düşmanlarını kahrü-u perişan eyle! (N.Y) Amin..

  Evet, Hz. Peygamber’in (s.a.v): “Sizin en hayırlınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğreteninizdir.” Buyurmaktadır. Öyleyse, Kur’an’ı hem öğrenmeli hem de öğretmeliyiz. Öyle ki, öğrendiklerimizi bir gerdanlık misali, ömür boyu boynumuzda taşımalıyız ki; şeytan ve şeytanlaşmış olan bir kısım insi şeytanlar bizi hak yoldan saptırmasınlar. Kur’an ’sız bir hayat, günlerce çölün sıcağında kalmış bayat bir aş gibidir. Kur’an’dan beslenmeyen gönüller, meyvesiz dal gibidir. Ya kereste olur ya da odun… Fakat ne hazindir ki, yaşadığımız şu modern çağda, Müslüman nesillerinin çoğu; batının giyim tarzını, sporcu ve sanatçıların söylem ve eylemlerini; ideolojik ve fikir sapması olan batı menşeli ithal düşüncelere odakladıkları kadar, Kur’an’a ve onun hükümlerine odaklanmaktan çok uzakta kalmışlardır… “Rabbimizin: Hala Kur’an üzerinde gereği gibi düşünmeyecekler mi? Eğer o, Allah’tan başkası tarafından gelmiş olsaydı onda birçok tutarsızlık bulurlardı.” (Nisa/82) bu ayeti kerime üzerinde,toplumsal olarak çokça düşünmeye ihtiyacımızın olduğuna inanmaktayım…İnsan meçhullerin değil, malum olan menzilin yolcusu olmak zorundandır. Kur’an’ın nuru ve feyziyle dirilmemiz temennisiyle! 21 Mayıs 2018.