Sevgiyi israf etmek nedamet getirir

05 / 01 / 2017

Bir Müslüman için; Önce ALLAH, sonra Resulü (s.a.v)’ne karşı olan sevgide sınır yoktur… Bunun dışındaki tüm sevgilerin, ölçülü ve kayıtlı olması gerekmektedir! Aksi halde, gereksiz ve hak edilmeyen aşırı bağlılık ve sevgiler; gün gelir sahibine, kin, nefret, husumet ve nedamet olarak dönebilir. Bu gibi israf edilmiş olan sevgilerin, o kadar örnekleri var ki, akıllara zarar… Onun için, kişinin kişiler konusundaki sevgide ve nefrette; daima orta yolu tutmalı, ölçü ve sınırı aşmamalıdır.

Sevgi, sevgiyi hak edenindir sözü; ham topraktan altın ve gümüş işletip,mücevherat çıkaranların mesleğidir… Biz sevgimizi önce Rabbimize, sonra onun Habibi Edibine (s.a.v) bağlı kılmalıyız ki; beslediğimiz sevgiye değsin. “Efendimizin (s.a.v): “Sevdiğin kişiyi ölçülü sev. Yoksa, bir gün gelir o insan gözünde sevimsizleşir de önceki aşırı muhabbetinden dolayı elemin iyice ziyadeleşir. Kızdığın kimseye karşı da ölçülü ol ve nefret hissinin önünü kes. Aksi halde, gün döner de o şahıs dostun oluverirse evvelki öfkeli tavırlarının mahcubiyeti seni üzer.” (Sünen-i Tirmizi) buyurması; bize sevgi ve nefretin, ne denli olması gerektiğinin ölçülerini öğretmektedir adeta. Evet, hayatı O’ndan öğrenmek; izzet ve hayat getirdiği gibi, Onsuz yaşamaksa zillet üstüne zillettir…

Belki de bundan dolayıdır, Üstad Necib Fazıl (r.alh): “Kişi sevgi hissini israf etmemeli, kim ne kadar sevgiye layıksa, onu o kadar sevmeli” diye sevginin büyük bir servet olduğunu ve onu rastgele israf edilmemesi gerektiğini vurgulamıştır… Çünkü kişi, sevgi servetini tüketmemeli ve kim ne kadar sevgiye layıksa ona o kadar sevgi ve muhabbet beslemelidir. “Üstad Mustafa Çelik Hocam bakınız sevgiyi tüketenleri nasıl tarif etmektedir: “Sevgiyi tüketenler, kendi iktidar alanlarında İslam’ı iktidardan düşürenlerdir. Vakta ki, İslam iktidardan düştü; gülistanlar yandı, bülbüller sustu, baykuşlar kustu. Sevgi gitti; gönüller sıcaklığından çok şeyler kaybetti. Sağına bak, soluna bak, koskoca bir batak; İslam ’sız hayat için, tabuttur yatak.” (İslam’ın yitik yadigârları/sevgi sh: 39)

İşte sevgi böyle bir hazinedir ki, o hazine bazen israfçı aymazların ellerinde; bozun paralar gibi harcanır ve hak edilmeyen yerlere sarf edilir! Değerli gönül dostları; siz, siz olun, sevginizi, şahıslar için asla ve kata israf etmeyin. Allah ve Resulü (s.a.v) ve bu kutlu yolda hayatlarını İslam davasına adayanlar istisna olmak kaydıyla… Yahya b. Muaz (rh.a) der ki: “Gerçek sevgi, iyilik gördüğünde artmayan ve kötülük gördüğünde eksilmeyendir.”

Sonuç olarak sevginin ölçüsü, şu hadisi şerifte gerçek tarifini bulmaktadır ki; işte bize de bu sevgi lazımdır: “Hiç biriniz, ALLAH ve Resulü, kendisine her şeyden daha sevgili olmadıkça iman etmiş olmaz.” (Nesai) Sevgisiz insan kısır ve çorak toprak gibidir, onda ne gül ne de çiçek biter; Her şeyden önce bize ALLAH ve resulü yeter! Yunusun deyimiyle: “Sevelim (ölçülü) sevilelim, bu dünya kimseye kalmaz. Evet, sevelim lakin; sevgimizi hak edilen yere harcayalım ki, sonra nedamet duymayalım. ALLAHIM! Sevdir bize sevdiklerini, yerdir bize yerdiklerini. Bizim sevgimiz; senden, Resul’ünden ve senin Salih kullarından başkasına gitmesin. Bizi sevgi israfından muhafaza eyle… Sevginin iktidar, kin ve nefretin yok olduğu bir dünya temennisiyle!