SİYASET VE GÜNDEME DAİR

28 / 04 / 2018

  İbn-i Abidin (r.alh) siyaseti iki kısma ayırır. Birincisi Siyaset-i Adile, ikincisi ise Siyaset-i zalime… Siyaset-i Adile: “İnsanların dünya ve ahiretlerini ilgilendiren konularda; onların salah ve menfaatlerine çalışma sanatıdır diye bir inceliğe işaret etmişlerdir! Siyaset-i Adile’nin kaynağı, İslam literatüründe; Kur’an, Sünnet, İcma ve kıyas-ı fukaha ’dır. Siyaset-i zalime ’nin kaynağı ise; beşeri kanunlar ile insanların heva ve hevesine dayanmaktadır… Bu kısa girizgâhtan sonra, günümüzde icra olunan idare sanatının kaynağının; Siyaset-i Adile’ye mi veya Siyaset-i zalime’ye mi dayandığını merak edenlerin; siyasilerin birbirleriyle olan ilişki ve davranışlarına bakmaları yeterlidir…

  Günümüz dünyasında, devlet idaresine; o devletin insanları tarafından göreve davet edilmediği halde idareye talip olan siyasetçilerin; muhalifleriyle kıran kırana kapışmaya ve birbirlerine yiyip bitirmek için durmadan çalıştıklarını görmekteyiz. Hâlbuki ülke yönetimine talip olan siyasetçilerin; siyasetin keyfiyetine,yani meşru olan ilkelerine göre hareket etme mecburiyetleri vardır… Ki, icra ettikleri siyasi çalışma ve gayretleri, insanların ayrışmasına ve kutuplaşmasına değil; birleşmesine ve kenetlenmesine vesile olabilsin!...

  Lakin genelde tüm dünyada, özelde ise ülkemizde; ülke idaresini ele almak için öne çıkan Politikacılar; idare edecekleri insanlara, örnek teşkil etmeleri gerekirken; çoğu kere bunun aksini yaptıklarına üzülerek şahit olmaktayız… Seçim meydanlarında, politikacıların birbirlerini yerden yere vurmaları; bazen küfürlere varacak kadar edilen sözlerin, ne siyaset-iAdile’nin ahlak kurallarıyla, ne de insanlığın erdemliğiyle asla bağdaşmamaktadır…

  Malum ülkemizde, genel ve yerel seçimlerin takvimi Mart 2019 da belirlenmişken; ani bir kararla seçimin 24 Haziran 2018’a beriye çekilmesi; birçok insanın zihin dünyasında soru işaretlerine neden olduğunu söylemek mümkündür. Ana muhalefetin, iktidara karşı olan partilerle bir araya gelip seçim ittifakı kurma çalışmaları gündemdeyken; sanki gizli bir el, CHP’nin 15 Milletvekiline istifa ettirip, İYİ PARTİ saflarına kaydırması da; beraberinde ayrı soru işaretleri getirdi haliyle. İki ay boyunca, bu meselenin uzun uzadıya, lehte ve aleyhte çok konuşulacağı kesindir. CHP’nin böyle jet hızıyla, Milletvekillerini başka bir partiye transfer etmesinin iyi mi kötü mü yaptığı; kendilerinin bileceği iştir. Yalnız şunu da söylemeden geçmek olmaz, doksan beş yıllık geçmişi olan Siyasi bir partinin; daha yeni doğmuş bir partinden medet umarak,ülke siyasetinde başarı elde (!) edeceği zannıyla vekillerini oraya kaydırmasının; CHP’nin akıbeti açısında pek hayra alamet olduğunu söyleyemeyiz!.

  Kılıçtaroğlu ve ekibinin, AKP’nin seçimi erkene almasının nedeninin; iyi partinin seçime girmemesi için olduğu yönündeki beyanatlarına karşın; AKP kurmayları ise farklı nedenler üzerinde durmaktadırlar. Mesela, içerdeki etnik temizliğin yanı sıra; ABD ve Avrupa ülkelerinin Türkiye’nin ekonomik dengeleriyle oynamak istediğini, vatandaş ile Devlet arasındaki güveni kırmak için, yeni yeni oyunlar ve tezhaglar sahnelemek istedikleri gelen duyumlar arasında. Haliyle bu gibi olumsuz tabloların vuku bulması halinde; devlet ile vatandaş arasındaki güvenin zedelenmesine neden olabileceği için; seçimin erken bir tarihe alınmasının; ülkenin güven ve istikrarı aşısından önem arz ettiğini, en birinci ağızlardan gelen mesajlardır.

  Şimdi öyle veya böyle, asıl olan, seçimden sonra; vatandaşı nasıl günlerin beklediğini düşünmek… Seçimden sonra, sonuç ne olursa olsun; AKP, MHP VE BBP’nin milli ittifakı devam mı edecek yoksa sona mı erecek türden merak edilen soruların; ne zaman cevap bulacağı?. Birde CHP, SP VE İYİ Partinin kurmuş oldukları muhalefet ittifakının; seçimden sonraki günlerde, umduklarını bulmadıkları takdirde, herkes yoluna mı gidecek, yoksa kardeş (!) muhabbetleri devam mı edecektir, bu da ayrıca merak konusu olmuyor değil haliyle?

  Şimdi seçim olmasına olacak da, seçim harcamaları için yüklü miktardaki ödeneklerin hazinden ayrılması demek; vatandaşın yumuşak olan sırtına yeni yüklerin, yeni sıkıntılarınbineceği demek olduğunu unutmamak gerektiğini bilmektir? Haydi vatandaş az ve öz, hayırlısı olsun diyelim?... Selam ve dua ile.