TATLI DİL VE KUSURLARI BAĞIŞLAMAK

08 / 06 / 2017

  Tatlı bir dil, birçok yerde, neticeye kavuşması umulmayan meselelerin çözümünde etkili olduğu,görülmüş, duyulmuş ve şahit olunmuş bir gerçektir. Onun için, tatlı bir dil yılanı deliğinden çıkarır denilmiştir. Tatlı dil ve samimi bir tebessümün sadaka kabul edildiği yüce bir dinin mensupları olarak; tolumdaki sosyal dokunun yara almaması için, söz ve davranışlarımıza dikkat etmek zorundayız. Çünkü kaba ve katı bir dil üslubu, insanların arasını açar, muhabbet ve sevgi bağı yerine husumet tohumlarının yeşermesini sağlamaktadır.

  Kerim kitabımız buna şöyle ışık tutmakta ve bizi uyarmaktadır: “Bir tatlı dil ve kusurları bağışlamak, arkasından eza ve gönül bulantısı gelecek bir sadakadan daha hayırlıdır. ALLAH, hiçbir şeye muhtaç değildir, halimdir, yumuşak davranır. (Bakara/263) Evet, Azamet ve kerem sahibi olan yüce ALLAH, biz kullarını tatlı dilli olmaya ve kusurları bağışlamaya davet etmektedir. Çünkü yüce ALLAH, işlediğimiz bunca günaha, yaptığımız bunca isyan ve hezeyana rağmen; rızkımızı ve suyumuzu kesmiyor. Hemen bizi öldürmüyor. Tövbe kapısını kapatmıyor ve bizi tövbeye davet edip; bağışlanmak dileğindebulunmamızı istiyor.

  Hal bu iken, biz günahkâr ve muhtaç olan kulların; birbirlerine karşı daima merhametli ve tevazu sahibi olmamız gerekmez mi? Kişi başkalarının kusurlarıyla uğraştığı kadar, kendi kusurlarını görüp kendine çekidüzen vermeye çalışsa; sonuç daha hayırlı olmaz mı? Elbette olur. Şunu da unutmamak lazımdır ki, bazı kusur ve kabahatler; asla affedilmezler. Mesela bir insan, ömrü boyunca küfrü, şirki ve batılı savunur ve ona sahiplense; İslam’ın evrensel hükümlerine karşı cephe alsa, harbiliğinden ödün vermeden, tövbeye hiç yanaşmazsa, işte bu gibilerin; hem ALLAH indinde afları yoktur, hem de Müslümanım diyenlerin yanında olmamalıdır!.Çünkü, bir Müslümanın en öncelikli olan değeri; hiç şüphesiz onun inancı ve sahip olduğu mukaddesatlarıdır.

  Fakat Müslümanların, bu gibi şeylerin dışında; herkese karşı merhametli, tatlı dilli, yumuşak huylu ve mütevazı olmaları lazımdır…  Mesela birçok yerde, dilenen insanların varlığına şahit olmaktayız. Dilenen insanlara hakaret türünden sözler sarf eden insanların sayısı da az değildir yani. Bre adam, vermiyorsan ve vermekte içinden gelmiyorsa; ne diye onu azarlıyorsun… Hâlbuki İslam’a göre: “Dilencinin azarlanması yasaklanmış ve onlara sadaka verilmemesi halinde dahi; onları küçük düşürücü davranışlardan kaçınmayı öğütlemiştir.”

  Kerim kitabımız ve hayat rehberimiz Kur’an: “Verdiğiniz sadakaları başa kakmayın diye bizi uyarmaktadır.” Her halükarda Müslüman olanın, itidali ve erdemliği elden bırakmadan, dini hassasiyetlerini, din disiplinini koruması lazımdır. “Ey iman edenler! Sadakalarınızı, başa kakmak, gönül kırmakla boşa gidermeyin….İlh.” (Bakara/264) Bu ayeti kerimede, başa kakmakla sadakalarınızı boşa gidermeyin buyurmakla; yani, eğer siz sadakalarınızı başa kakmak ve verdiğinizin insanları küçük düşürmek, onları hor görmek, onları her gördüğünüzde onlardan itaat beklemek niyetiyle veriyorsanız, biliniz ki verdikleriniz kabul görmemiş ve boşa gitmiştir, demektir!...

  Tabi İslam’ın egemen olmadığı toplumlarda, sadaka ve benzeri infakların böyle gösterişli ortamlarda verildiğini duymakta ve bazen de şahit olmaktayız. Kaba saba tavırlar takınmak, yaralayıcı bir dil kullanarak verilen hiçbir şeyin kıymeti yoktur. Tatlı dil ve kusurları bağışlamakla açtık konuyu, fakat sadaka konusu da araya girince, konu biraz dağıldı belki. Ama derinlemesine olaya baktığımızda, aslında verilen sadakların da tatlı dille çok ilişkilive iç içe olduğunu göreceğiz.

  Tatlı dil birçok şeyin ilacı olduğu gibi, adabı muaşeretten fertler arası ilişkileri düzene sokmasına varıncaya kadar; birçok müşkülatın çözümünde, kurşunsuz bir silah ve keskin olmayan bir kılıç gibidir. Beşer olmamız hasebiyle bizde birçok kereler, kırıcı olabilir ve insanların günahına girebiliriz. Fakat önemli olan, hatamızı anladıktan hemen sonra, hukukuna girdiğimiz insandan özür dileyip; hakkını helal etmesi için ondan helallik isteme erdemliğini göstermeliyiz.

  İşte böylece, tatlı bir ve bağışlanması gereken kusurları af etmek; toplumun kenetlenmesine katkı sağlayacak ve adeta harcın içindeki çimento görevini görecektir. İyi huy ve tatlı dilli olanların hiçbir şey kaybettikleri görülmemiştir. Hz. İmam Ali (r.a)’nin: “Öyle olunuz ki, öldüğünüzde düşmanlarınız bile sizin ölümünüze ağlasın.” Sözü bize, iyi adam olmanın ne kadar önemli olduğunu öğretmektedir… Selam ve dua ile.