TEVBE VE ARAYIŞLA GELEN KURTULUŞ

23 / 06 / 2017

  “Ey İman edenler! Hepiniz ALLAH’A Tevbe edin ki korktuğunuzdan emin, umduğunuza nail olasınız.” (Nur/31) “Rabbinizden mağfiret isteyin, sonra (ihlas ile) O’na Tevbe edin-dönün.” (Hud/3) “Ey İman edenler! Tam bir içtenlikle samimi bir Tevbe ile ALLAH’A Tevbe edin-dönün.” (Tahrim/8) Evet, Tevbe-i Nasuh diye tabir edilen Tevbe; işte yukarıdaki ayet-i kerimelerde tarif edilen Tevbe şeklidir. Zaten, tevbesini yazboz tahtasına döndürenler kullar; tevbelerinde samimi olmadıklarının göstergesidir. Onun için, yüce Rabbimiz kullarını Tevbe etmeye çağırırken; tevbelerinde samimi ve içtenlikli olmalarını özellikle hatırlatmaktadır…

  Ebu Hüreyre ’den (r.a): Resulullah’ı şöyle buyururken işittim; buyurdu ki: “ALLAH’A yemin ederim ki; ben günde yetmiş defadan daha çok ALLAH’TAN bağışlanma diliyor ve Tevbe ediyorum.” (Buhari) Bir başka hadisi Şerif’te; ben günde yüz defa Tevbe ediyorum ifadesi geçmektedir. Sadık Muhbir Seyyidina Hz. Muhammed (s.a.v), günde yetmiş veya yüz defa Tevbe ve istiğfar etmişse ve bunu biz Ümmetine de özellikle tavsiye ve tembih ediyorsa; bizim Tevbe konusu üzerinde iyice tefekkür etmemizi gerektirmektedir.

  İşte TEVBE-İ Nasuh ile ilgili olarak, Resulullah (s.a.v); Sahabelerine şöyle bir olay anlatmaktadır ki; bizim gibi günah deryasına batmış olan kullara bir ibret vesikası niteliğindedir… Ebu Sa’d b. Malik b. Sinan el- Hudri’den (r.a) rivayet olunduğuna göre Hz. Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Sizden önceki Ümmetlerden bir adam vardı. Doksan dokuz kişiyi öldürmüştü. O zamanın en büyük âliminin kim olduğunu araştırdı. Kendisine bir rahib gösterildi. Rahibin yanına vardı ve doksan dokuz cana kıydığını, kendisi için Tevbe etme imkânının olup olmadığını sordu. Rahib: “Yoktur” dedi. Adam rahibi de öldürdü. Bununla yüzü tamamladı. Sonra yine dünyanın en büyük âliminin kim olduğunu soruşturmaya başladı.

  Âlim bir kimseyi tavsiye ettiler. Ona yüz kişiyi öldürdüğünü ve kendisi için Tevbe imkânı olup olmadığını sordu. ÂLİM “Evet vardır. Tövbekâr ile tövbesi arasına kim girebilir?.. Falan yere git, orada ALLAH’A ibadet eden insanlar vardır. Onlarla beraber sende ibadet et, kendi memleketine dönme. Çünkü orası fena bir yerdir.” Dedi. O adam hemen yola çıktı, yolu yarıladığı vakit, ölüm meleği geldi. Onun hakkında rahmet melekleriyle azap melekleri tartıştılar. Rahmet melekleri: “Bu adam Tevbe ederek, tüm kalbiyle ALLAH’A yönelerek geldi” dediler. Azap melekleri: “O hiçbir zaman hayır işlemedi” dediler.

  Onlara insan kılığında bir melek geldi. Onu aralarında hakem yaptılar. O Melek: “Geldiği yerle gideceği yer arasındaki mesafeyi karşılaştırınız. Öldüğü yer iki taraftan hangisine daha yakın ise oraya aittir” dedi. Mesafeleri ölçtüler. Gitmek istediği yere daha yakın buldular da onun ruhunu rahmet melekleri aldılar. (Buhari ve Müslim’in rivayetiyle: Riyaz’üs-Salihin. C 1 sh: 70)

  Yukarıdaki hadiste, birileri sakın, değişik şeyler çıkarmaya çalışmasınlar. Yani, öyleyse ben istediğim her şeyi irtikâp eder; her günahı işler, her fısk ve fücuru işler ve münkeratın her çeşidini yüklendikten sonra da tevbe eder ve cennete giderim zehabına kapılmasın… Zira bahse konu olan hadise, adam cahil ve günahkârların bol olduğu bir memlekete yaşamış ve kötülüklere bulaşmıştır. Fakat arayışını kesmeden devam ettirdiği ve samimi olduğu için de; yüce ALLAH onun tevbe kapısın göstermiş ve bağışlamasını murad etmiştir.

  Bundan dolayıdır ki, samimiyetle yapılan tövbelere; Tevbe-i Nasuh ismi verilmiştir. Belki başka sebepleri de vardır fakat; en kabule şayan olanı budur. Tevbe ve arayışla gelen ebedi kurtuluş, sürekli tevbe ve arayışla kemale doğru yürüyenler için; Rahmet ve mağfiret kapısı daima açıktır. ALLAH cümlemizi, günah kirlerine bulaştırmadan; sürekli tevbe ve istiğfar üzere olan samimi kullarından eylesin. Berat gecesinden iki gün sonrasına tekabül ettiği halde, vaktin önemine binaen; yine de yazımı tevbe konusuna ayırmayı uygun gördüm. Rabbim hayır defterimize derç eylesin ve tevbelerimizi kabul buyursun. Âmin. Berat gecesinin ümmetin dirilişine, direniş ve vahdetine vesile olmasını temenni ve niyaz ederim.