Yalancılığın en kötüsü

30 / 01 / 2017

  “Yalancılığın en kötüsü, (sırıtanı), söylemediğim şeyi bana söyletendir. Gözleri görüp de, görmeyendir. Ve kendisini babasından başkasına nisbet edendir.” (Sahih-i Buhari)

  Cahil ve cühelanın kol gezip ve el üstünde tutulduğu asrımızda, Müslümanların, sağlam ve kesin bilgiye ulaşabilmeleri için; ya kendilerinin asıl (Kur’an) ve usule (Sünnet) vakıf olması, ya da işin ehli olanlardan ilmi almaları gerekmektedir. Cahilin verdiği haber, hem kendini hem de haberi ulaştırdığı kimselerin helakine sebebiyet verdiği bir gerçektir. Butür saplantıların başında; bilmedikleri halde, bazı çevre ve kişilerin, ALLAH’IN ayetleri ve Resulü’ nün sünneti hakkında ileri geri konuşmaları gelmektedir.

  ALLAH’IN ayetleri ve Resulü’ nün sünneti hakkında bilgisizce konuşup; insanları yoldan çıkarmaya sebep olmak, başlı başına bir cinayettir… Aslına bakılırsa bu tutum ve davranışlar, yalancılığın en kabihi, en çirkini ve en kötüsüdür!... Belki de insanların din hakkında en çok konuşmaya cesaretettikleri asır, bizim içinde yaşadığımız yirmi birinci asırdır denilse mübalağa olmaz. Sosyal medya denilen sanal dünyaya kendilerini kaptıranlar, neyi nasıl ve neden konuştuklarının hesabını yapmadıkları gibi; bir cehalet selidir kapılmış gitmektedirler.

  Genelde tüm dünyada, özel de ise ülkemizde; süre gelen, Sünneti inkâr etme furyasının bazı çevrelerce kasıtlı olarak, hep diri tutulmaya çalışıldığı bilinmektedir. Böyle bir zihniyeti, böyle bir anlayışı telin ve ret ediyoruz! İslam dininin dört ana delilinin (Kitap, Sünnet, İcma ve Kıyas) olduğunu; bir kez daha onlara hatırlatıyor ve yol yakınken, tevbe edip bu tür asılsız iddialarından vaz geçmelerini kendilerine telkin ediyoruz.

  Evet, asıl mesele, sözüm onlara bazı şarlatanların; bizi sadece Kur’an bağlar, gerisini bilmeyiz deyip insanların zihinlerini bulandırmaya çalışan Harici mantığının temsilcileri ve akıl fukarasıolanların sözlerine dikkatleri çekmektir. Birde, olur olmaz yerde Efendimizin (s.a.v) Hadislerine dil uzatıp; bazen Mütevatır bazen de sahih olan hadislere uydurma diyen din tahrifçilerinedir sözüm…

  Resulullah (s.a.v) söylemediği halde şöyle dedi diyenler de, sika ravilerin çokluğuyla Mütevatır derecesinde olan hadisleri inkâr edenlerde; yalancıların en kötüsüdürler. Bu konuyla ilgili olarak Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmaktadır: “Benim söylemediğimi benimmiş gibi söyleyen, ateşte yerini hazırlasın.” (Sahih-i Müslim) İbn-i Ömer’den, Resul-i Ekrem (S.A.V) Şöyle buyurdu: “Benim üzerimden yalan söyleyen kimse, kendisine Cehennem ’de bir ev yapmış olur. (Ahmed b. Hanbel)

  Evet, hakikat bundan ibaretken hala birilerinin kalkıp da; İnsanlardan bir insanmış gibi, Resul-i Ekrem (S.A.V)’e karşı edep ve terbiye sınırlarını aşıp, esas söylediklerini inkâr, hiç söylemediğini de söylemiş diye iddia edenlerin burunları yere sürünsün deriz.

  Geçenlerde, bir yerde okumuştum: Bir bayan siyasetçi şöyle söylemişti, dinimizde örtünmeye dair Kur’an da hadis yoktur…! Aman ya Rabbi! Bu nasıl koyu bir cehalet, bu nasıl bir gericilik? Kadın hala Kur’an da olanların ayet; Hadis kitaplarında olanların ise Efendimizin (s.a.v) hadisi şerifleri olduğunu bilmeyecek kadar zır zır cahil… İnsanların temsil makamında olanların böyle patavatsız ve fütursuzca konuşmaları, elbette ki hem tehlike arz eder, hem de ham olan insanları; din hakkında konuşmak için cesaretlendirir…

  Yalancılığın en kötüsü, Efendimize ait olmadığı halde; O (s.a.v) söylemiştir diye iftira etmektir. Böyle bir iftiranın cezası da, Cehennemdir… Biz, bilmediğimiz dini konular hakkında fikir ileri sürmekten ALLAH’A sığınırız. İster bu Kur’an ile ilgili bir konu olsun, ister Hadis ile ilgili olsun hiç fark etmez. Resul-i Ekrem’e mal edip O şöyle söyledi diyenler ne kötü yaratıklarıdır. İlim hakkında gerçek manada bilgi sahibi olmayanların, dini konular hakkında fikir beyan etmelerinin kıyamet alametlerindedir… Rabbim cümlemizi muhafaza buyursun.Âmin. 30 Ocak 2017.