YARIN BAYRAM NERDE BENİM BABAM

24 / 06 / 2017

  İslam dininde, Müslümanların iki bayramdan gayrı her hangi bir bayramları yoktur. Modernizmin kıskacında can çekişen dünyada; Firavunların bollaştığı ve suni bayramların çoğaldığı günümüzde, insanların icadı olan bir sürü suni bayramın piyasada uçuştuğuna şahit olmaktayız. Her biri insanlığa biçilmiş ateşten birer gömlek olan, bu sözüm ona çakma bayramların; insan fıtratının hiçbir müspet alanına girmemektedir. Oysa, İslam’a göre yüce ALLAH’IN Müslümanlara armağan ettiği her iki bayram (Ramazan ve Kurban)’da ise, ruhlar doyum alır, bedenler hafifleşir, toplumdaki sosyal dokunun daha bir perçinleştiğini görmekteyiz.

  İslam dininin hâkim olmadığı toplum ve devletlerde, çakma bayramların haddi hesabının olmadığını; ancak hiç birisinin insan psikolojisi üzerinde müspet bir etki yaptığını söyleyemeyiz. Söyleyemeyiz çünkü, ilahi olmayan sözde özel günler veya bayramlar; suyun üzerine yazılmış yazılara benzerler ki, ufak bir dalganın vurmasıyla tümden bozulurlar... Tamamen bir çelişkiler yumağı olduklarından ve bundan öte insanlığa fayda sağlama konusunda bir fersah bile ileri geçemeyen söz konusu bayramlar; bu gün kutlansalar da, yarın unutulmaya mahkûmdurlar. Oysa İslam’ın Müslümanlara armağan ettiği iki aziz bayramın; üzerinde on dört asır uzun bir zaman geçmesine rağmen, müntesiplerinin gönüllerinde, hala taptaze ve diriliğini korumaktadırlar…

  Neden? Bu nedenin hikmetine erebilmek içinse; manayı maddeye inkılap etmekle ancak mümkün olabileceğinden, onu da herkes anlayamaz. Neyse ki, yarın bizim Ramazan bayramımız!.. Fakat o kadar da birikmiş keder ve hüznümüz ki, içten içe ağlamaktayız… Yanı başımızda, hukuksuz savaşlar yüzünde milyonlarca çocuk yetim kalmışken, binlerce kadın dul ve perişanken; anaların feryatları arşa yükselirken, yurtlarından sefil ve muhacir yüz binlerce insan, başka yerlere göç yolunda veya umuda yolculukta hayatlarından olurken; bizim kalkıp hiçbir şey yokmuş gibi bayramları kutlamamamız, insani, imani ve vicdani olarak bağdaşır mı acaba? Ve böyle lakayt davranmakla; Müslümanların derdiyle dertlenmediğimizden dolayı da zalimlik etmiş olmaz mıyız acaba? Allah’ım sen bizi af et ve bizi zalim olmaktan koru.

  Evet, yarın bayram! Bizler bayram namazlarımızı kılıp çocuklarımızı öpüp ceplerine harçlıklar koymaya çalıştığımızda; beri tarafta bir yetim çocuk; bu gün bayramsa peki, nerde benim babam dediğinde, ona verecek cevabımız olacak mıdır bilemiyorum? Evet, bu gün bayram, nerde benim canım babam! Yetimlerin, çaresizlerin, duvaklı dul kalmış olan gelinlerin acılarını dindirmek adına atılan adımımız yoksa; bizim bayram kutlamaya hakkımızın olduğunu sanmıyorum… Kâinat’ın Efendisi (s.a.v)’in: “Mü’minler bir binanın kenetlenmiş tuğlaları gibidir, binanın bir tuğlası düştüğünde tüm binanın zarar gördüğü gibi zarar görmeleri lazımdır, buyurması; Veya bir vücudun azaları gibidirler, her hangi bir aza rahatsızlandığında; diğer tüm azaların acı duymaları gerektiğini bize beyan buyurması; vazifelerimizi bize hatırlatması açısından çok önem arz ettiğini bilmeliyiz.

  İşte İslam toplumu böyle kardeşlik ve merhamet temelleri üzerinde bina edilen bir toplum olduğu için; herkes, Müslüman kardeşinin acı ve kederini, kendi acı ve kederiymiş olarak bilmektedir ki bu takdire şayandır. Bu tamamen İslam’ın yücelttiği ulu ruhların erebileceği istisna bir mertebedir… Bir bayrama sabahı, Kâinat’ın Efendisi (s.a.v) bayram namazına giderken, yolu oyun oynamakta olan çocukların arasından geçer. Tüm çocukların oynadıklarını, ancak bir çocuğun boynu bükük bir vaziyette kenarda durup sadece onları seyretmekle yetindiğini görür…

  Yanaşır yanına ve neden oynamadığını sorar. Çocuk: “Anam babam yok ki oynayayım. Bayram benim neyime der gibi sitem eder. Evet, şefkat ve merhamet Peygamberi (s.a.v) duygulanır ve: “Muhammed’in baban, Aişe-i Sıdıka’nın da annen” olmasını ister misin dediğinde; çocuk uçarcasına, ‘Evet ya Resulullah’ diye sevinci gözlerinden okunur! Ve şefkat Peygamberi (s.a.v), çocuğu eve götürüp annemize teslim edip, ilgilenmesini söyler! Ya kimi kimsesi olmayanların çok olduğu bir dünyada; ha bu gün ha yarın bayram olmuş, onların neyine gerek... Unutmayalım ki, her bir günün bir de akşamı vardır. Yani dünya denilen şu âlemde, hiçbir çocuk, kendi tercihiyle yetimliği seçmemiştir. Onun için yarın, çocuklarımızı öperken, İslam coğrafyasındaki tüm yetim çocukları da bir an da olsa; gözlerimizin önünde canlandıralım… Bayramlarımızın bayram gibi olması temennisiyle!