ZALİMLER İÇİN YAŞASIN CEHENNEM!

14 / 08 / 2017

 “ALLAH Meleklerine emreder) O zulmedenleri, onların aynı yoldaki arkadaşlarını ve ALLAH’TAN başka tapmış oldukları putlarını toplayın. Onlara Cehennemin yolunu gösterin. Onları tutuklayın, çünkü onlar sorguya çekilecekler! (Saffat/22.23.24)

  Üstad Bediüzzaman Said Nursi (r.alh)’nin; zalimlerin beyinlerini patlatırcasına; “Zalimler için yaşasın Cehennem diye haykırdığı, dünden bu güne, bu günden yarına kadar; Müslümanlar ve zulme uğrayan mazlumlar tarafından, daima dile getirilecek;zulmü protesto etme ve haykırış sözüdür!...Bu haykırış, zalimlere karşı; aynı zamanda, bir ültimatomdur, bir karşı çıkış ve kıyamınınadıdır! Evet, zalimler; zulümlerine devam ettikleri nispette, kendilerine Cehennemde kör kuyular kazımakta ve hazırlamaktadırlar. Çünkü Zulüm veya çoğul olarak, Zulümat; karanlıkları ve kör menzilleri ifade eden kavramlardır. Zalim ise bu kör kuyunun zehirden sakisi ve meçhul menzilin yolcusu ve zulmün de basiretsiz bekçisi!

  Geçen haftalarda da, üst üste iki yazıyla; köşemde zulümkonularına yer vermiş ve zararlarına değinmiştik. Sebebine gelince, Dünyada olup biten hadiselere, birçok Devlet arasındaki bitmek tükenmek bilmeyen çatışmalara, insanların birbirlerine yaptıkları hakaretlere; işçi işveren arasındaki uçurum gibi münasebetlere ve daha birçok zulüm hadiselerine baktığımızda; hep zulüm ve zalimlerle ilgili yazılar yazasım geliyor nedense?

   Zulmün ve onun bekçiliğini üstlenen bekçilerinin, er veya geç; kurmuş oldukları karanlık saltanatları, beklemedikleri inkılaplarladevriliyor; devrilmeye de devam etmektedir! Özellikle on dokuzuncu yüz yıldan bu güne, kurmuş oldukları zulüm düzenleriyle birlikte; yerle yeksan olan nice krallıkların ve diktatörlüklerin yıkıldığına şahit oldu insanlar. Saraylarını altın musluklarla donatan İran Şahı, Rıza Pehlevi’den, Sovyet Rusya blokunun dağılmasına; Hitlerin, Musollini ’nin, Lenin ve Stalingibi, dalalete ve zulme öncülük eden ve onların yolunda giden basiretsiz tilmizlerinin, akıbetleri de hep aynı olduğu görülmüştür.

  Bu minvalde, başımdan geçen bir olayla; zalimlerin nasılda iflah olmadıklarını anlatmaya çalışayım: “Sene 1991, köyden Şehir’e taşındığımızın ikinci yılı! Ben, o zamanlar Şanlıurfa şehrini doğru düzgün bilmemekte ve bazı beli güzergâhları kullanmaktayım. Meslek yok, çevre yok, tanıdık yok! Bir akrabamızın vesilesiyle, bir fabrikada işin olduğunu öğrendim ve çok cüzi ücretle olduğu halde; çaresizce kabul edip işe başladık beraberce. Şimdi size işin garip tarafından bahsedeyim de; zalimin ve zulmün ne boyutlarda olduğunu ve hiç kimsenin yaptığının yanında kar kalmayacağına bakın ve görün!

  Bilebildiğim kadarıyla, tüm iş sektörlerinde işçiler veya memurların; sekiz saat olarak çalışmaları lazımdır. Sürekli üretim yapan fabrikalara gelince, onların da, üç vardiya olarak sekizer saat işçi çalıştırmak zorunda olmalarına rağmen; fakat bu gaddar fabrika sahibi, bizi tam on iki saat çalıştırmaktaydı. Yani vardiyaların sayısını üçten ikiye indirmiş ve ücrette de hiçbir ilaveye gitmeden.

  İş sahalarımız bölümler halinde olduklarından, her bölümde genellikle üç kişi çalışmaktaydı. Tabi yemek ve Namaz vakitleri için ne öğlen arası, ne de dinlenme saatleri vardı… Anlayacağınız yemek ve Namaz vakitlerinde, aynı birimde çalışan arkadaşlar; kendi aralarında fedakârlık yaparak, sırayla yemeklerini yer ve Namazlarını kılarlardı. Fabrika sahibi olan zat, bazen gece yarısı ansızın çıkagelir ve bizim nasıl çalıştığımızı kontrol eder ve çıkar giderdi. Çok asık bir suratı vardı ve bir o kadarda kibirliydi!

  Aile bireylerinden deli dolu bir kardeşleri vardı ve herkes ona takılır; onu adamdan bile saymazlardı… Gel zaman git zaman, aradan yirmi küsur yıl geçti. El-an; fabrika sahiplerinden, deli dolu olandan başkası,hemen hepsi ötelere göç etti. Fabrikanın akıbetine gelince, onunda ihtişamlı yüksek binası, ne pahalı makineleri, ne de sanı kaldı? Şimdi temelleri dümdüz olmuş bir vaziyette, emlak sektöründe dört beş el değiştirmiş ve….? Şu sıralar baykuşların öttüğü ve kamyonların park etme alanı haline gelmiş durumda!

  Ya işte böyle! Yüce ALLAH Müntekim (intikam sahibidir)’dır, hiç kimsenin yaptığını yanında kar olarak bırakmaz. Böyle bir olaya tanıklık ettiğimden sonra; artık, zalimlikle iş görenlerin menzillerinin kısa olacağına tam olarak inandım!... Bir hadisi Şerif’te Efendimiz (s.a.v): “Kim Zalime destek olursa, sonunda ona musallat olur.” (İbn-i Mace) Buyurulmaktadır. Ben bu hadisi Şerife tüm kalbimle inanmaktayım. Dünyayı zulümleriyle kirleten zalimlere ve onlara, yaptıkları zulümlerinde destek olanuşaklarına bakın; sonları nasıl oldu! Yukarıda fabrika örneğinde vermiş olduğumuz gerçek olayda, çıkaracağımız derslerin olduğuna inanmaktayım. Çünkü o zamanlar, o zalim işverene her türlü desteği verenlerin de bir kısmı; ötelere gitti, hayatta kalanlarda acılarla dolu bir vaziyette can çekişmektedirler…

  Said İbn-i Museyyeb demiştir ki: “Kalbiyle zalimlerden nefret etmeyen ve zalimlere yardımcı olanlara fazla bakmaktan bile sakının ki Salih ameliniz yanmasın.” İlahi Ya Rabbi! Ne kadar da manidar ve ince bir tespit! ALLAHIM! Bizi ve tüm Müslümanları, zulüm ve zalimlikten muhafaza eyle! Âmin. Zulüm denilen kör kuyu/ Batnında yok damla suyu! Karanlıktır zulmün huyu/ Sakın zulme imrenme ha!...14 Ağustos 2017.