Zulüm Karanlık Bir Zihniyettir Asla Değişmez

20 / 03 / 2017

  “Hani Lokman (a.s) oğluna şöyle öğüt vermişti: “Yavrucuğum! Sakın ALLAH’A şirk koşma, doğrusu şirk en büyük zulümdür.” (Lokman/13) Demek ki, en büyük zulüm; ALLAH’A şirk koşmak ve onun indirdiği kanunlara rağmen, beşer kanunu yapıp, zor ve güç kullanarak insanlara dayatmaktır. Böyle bir dayatmanın neticesinde, dünyadaki düzen ve denge bozulur; zulümde sınır tanımayan azmanlar; uluhiyete kalkışır ve insanları kendine köle yapmaya başlar, tıpkı Firavun gibi!...

  Dünyanın kuruluşundan, bu güne gelinceye dek; zulmün zihniyetinin değiştiği hiçbir zaman ve dönem görülmemiştir. Habil ve Kabil ile başlayan, hak ile batılın savaşı; bu zamana dek devam etti ve kıyamete kadar da devam edecektir. Habil’in yolundan gidenler, Hak ve Adalet için; Kabil’in yolunda gidenler de daima zalimin ve zulmün yanında yer almışlardır. Yani, Zulmün karanlığını kendilerine şiar ve yol edinenler; hak ve Adalet için çalışanlara hiçbir zaman rahat vermemişler ve her fırsatta ellerine yetki ve mevki geçince; onları eziyete ve gadre mahkûm etmişlerdir.

  Dün Müslümanların düşmanlarıyla bir olup, Osmanlı cihan imparatorluğunu içten yıkıp yerine ithal düzenler kuranlarla, bu gün insanları sokaklara çağırıp ve düzeni bozmaya çalışanlar; aynı yerden nemalanan zulmün karanlık odaklarıdır… 27 Mayıs 1960 darbesini yapıp, ülkeyi tam eli altmış sene geriye götürenlerle; bu gün Avrupa keferelerinin kucağında sünnet olup, onların taşeronluğunu yapanlar da, aynı zihniyetin mahsullerdirler…

  Hakeza, yalan ve iftiralarla, Adnan Menderesi ipe götürenlerle; 15 Temmuz 2016’da, halkın vergileriyle alınan tank, top ve uçakların namlularını halka çevirenlerde aynı zulmün tilmizleridir… 1960 ihtilalinde, Menderesi yassı adada yargılayan hâkim Başol; o günkü Ülkenin Başbakanına nasıl hakaret ederek yargıladığına bakınız ki utanç vericidir: “Şöyle sorar Başol: Atatürk’ün ülke dışına attığı uyduruk Arap çöl kanunlarını memlekete tekrar geri getirip ihya etmek için 10 milyon (o günün para değerine göre bu para büyük bir meblağ, tabi ne derece doğruysa?) lira para sarf ettiniz.

  Haydin bakalım, onlar gelsin seni kurtarsın, bakalım nasıl kurtaracak?” Adnan Menderes bu söz üzerine hiddetlenerek şöyle cevap verir: “İnanıyor musunuz Reis? İnşallah söylediğiniz gibidir. Ben, Din’i Mübin’e ve dini Mübin’in kanunlarına hizmet etmiş isem, gelsin beni sizin zulmünüzden kurtarsın diye hizmet etmedim. Ama, beni ve sizi dehşette bırakacak bir günde elbette ki yardımcı olacaktır. Buna inanıyor musun?” (Giyaseddin Emre/makaleler) diye adeta Başol ve gibilerinin zalimliğini yüzlerine vurmuştu!..

  Kâfirlerden ve Zalimlerden, Müslümanlara dost görünmeye çalışanlar hiç birzaman samimi ve sadakatli davranmamışlardır. Tarih boyunca, Müslümanlara dost görünmelerinin altında, ya kendi menfaatlerine dair beklentileri; ya da başka kirli hesapları olmuştur. Her Kâfirin aynı zamanda birer zalim olduğu hakikatini hiçbir zaman unutmamak lazımdır. Evet, bakınız şu sıralarda, ülkemizde yakında bir halk oylaması yapılacaktır. Peki, ülkemizin meseleleri neden bu kadar Avrupa ülkelerini ilgilendirmektedir sizce?. Tedirginlikleri ve kudurmalarının nedeni ne ola ki?!

  Neden bu kadar katı ve acımasız tavırlar takınıp, her vesileyle sözlü tacizde bulunuyorlar? Çünkü Küfrün ve Zulmün karakteri budur, hiçbir zaman değişmez de ondan. Hani Avrupa ülkelerinde, İnsanların hak ve özgürlüklerinin olduğunu ballandıra ballandıra savunan içimizdeki hans’lar var ya; işte şu sıralar, onların kimlere iş tutup ve kimlerin avukatlığını yaptıklarına bakılırsa; Avrupa’nın zalim ve gaddar yöneticilerinin nedenbu kadar saldırdıkları daha iyi anlaşılmış olacaktır?

  Zalimlere meyil etmeyin sonra size onların ateşi dokunur; ilahi hüküm, biz Müslümanlara, Zalimlerin ve Zulmün ne kadar acımasız, ne kadar tehlikeli, ve ne kadar karanlık bir zihniyet olduğunu anlatmaktadır!... Unutmamak gerekir ki, Zalimlerin olduğu yerde Adalet, Zulmün icra edildiği yerlerde ise aydınlık ve huzur dolu bir ortam bulunmaz… Çünkü, zulüm karanlık bir zihniyettir ki, onun hayat felsefesinde; sadece kan, talan, göz yaşı ve sömürmek vardır. Onun içindir ki, insanlık tarihi boyunca gönderilen tüm Peygamberler (a.s)’in mücadelesi; zalim ve azmanlara karşı olmuş, insanları onların karanlık esaretlerinden kurtarıp, vahyin ve Tevhid ’in aydınlığıyla tanıştırmak olmuştur!. Vesselam! 20 Mart 2017.