ZULÜM TARLASINDA ADALET YEŞERMEZ (I)

24 / 07 / 2017

 “Zalimlerin yaptıklarından ALLAH’IN haberdar olmadığını sanma. O kendilerini öyle bir güne erteliyor ki, o (gün) gözler (şaşkınlıkla) belirip kalacaktır. Hepsi de başlarını dikerek koşacaklar, gözleri kendilerine bile dönüp bakamayacaklardır. Kalpleri de bomboştur. İnsanlara o azabın kendilerine geleceği günün tehlikesini bildir ki (o gün) zalimler: Ey Rabbimiz bizi yakın bir müddete kadar geciktir de davetine icabet edelim, Peygamberlere tabi olalım diyeceklerdir. Hâlbuki daha önce dünyada siz kendinize hiçbir zeval yoktur diye yemin etmediniz miydi? Siz kendilerine zulmedenlerin diyarında da yerleştiniz. Onlara neler yaptığımız sizin için apaçık meydana çıktı. Size birçok misaller de gösterdik.” (İbrahim/42-45) 

  Evet, Zulüm; çorak toprağa benzer, çorak toprakta, her hangi bir mahsul ’ün yeşermediği gibi; zulmün olduğu yerlerde, Adalet kaim olmaz!.. Zulüm; ateşten bir kaftandır, onu giyip kabullenen her kimseden; insana karşı sevgi, saygı ve acıma duygusu beklenemez çünkü onların merhamet duyguları körelir!... Çünkü zulüm üzerine ikame edilmiş olan düzenlerde; nizam ve intizam olmaz. Olsa olsa, Kaos olur, korku olur, düzensizlik ve dengesizlik olur! Filhakika, yüce Rabbimiz; zalimlerin yaptıklarından habersiz değildir, onları belirli bir süreliğine erteler ve sonra, müthiş bir inkılapla onları yerle yeksan edecektir… Şüphesiz ki, Allah’ın her şeye gücü yeter!
  Yeryüzünü kusursuz bir biçimde, donatıp istifademize sunan yüce ALLAH; bizden bu nimetlerinin şükrünü, fikrini ve ubudiyetvazifesini istemektedir. Uluhiyet ve ubudiyet ilişkisini kaybeden bireyler ve toplumlar; zulmün ve adaletsizliğin pençesinde can çekişmeye mahkum olurlar…. Yaşadığımız yüz yılda; dünyayı zulüm ve haksızlıkla kirleten güçlerin yüzünden; masum ve mazlum insanların yakası bir türlü bela ve musibetlerden kurtulamıyor! Birde zalimlerin zulmüne ön ayak olup, onların zulmüne destek olan yağdanlıklarının yüzünden?…

  Şu Garip dünyanın, çileli asrının; derbeder insanları olduk! Zalimlerin ve onların şakşakçılarının yüzünden; dünya da ne huzur kaldı, ne de asayiş. Zalimlerin yarın mahşer gününde, yüce Rabbimizden; dünyaya geri gönderilmelerini istemelerini, Kur’an nasıl güzel de tasvir etmektedir. Evet, onlar dünyaya geri gönderilseler (ki bu asla olmayacaktır); hiç şüphesiz kaldıkları yerden, zulüm ve adavetliklerine devam edeceklerdir. Gerçek şu ki, zalimler için; Cehennem ebediyen yaşayacaktır..

  Cabir b. Abdullah (r.a) anlatıyor: “Fetih yılı Habeşistan’a Hicret etmiş olan Sahabeler döndükleri zaman Resulullah (s.a.v) kendilerine dediler ki: “Habeşistan’da şahit olduğunuz en ibretli bir şeyi bana anlatınız. “İçlerinden bir Grup: “Peki ya Resulullah” dedi. “Bir gün birlikte oturuyorduk. Habeşli ihtiyar bir kadın, su testisini başının üstünde taşıdığı halde yanımızdan geçti. Bu arada Habeşli bir gencin yakınından geçerken o genç, kadının iki omuzundan tutup onu itti. Kadın diz üstü çöktü, bu arada su testisi de kırıldı. Kadın ayağa kalktı ve gence şöyle seslendi: “Behey zalim! Cenabı Hakk tahtını kurup bütün mahlûkları topladığı zaman, el ve ayaklar da yaptıklarını itiraf ettikleri zaman görürsün. Deyip geçti!” Hz. Peygamber (s.a.v) bunun üzerine şöyle buyurdu: “Zalimlere karşı düşkünlerin hakkını korumayan bir milleti Cenabı ALLAH yüceltir mi?” (İmam Zehebi, kebair sh: 130)

  Demek ki, zalimlerin saltanatından medet umarak; düşkünlerin ve çaresizlerin çektiklerine seyirci kalanlar asla iflah olmayacaklardır. Hadisi şerifte buyurulduğu gibi: “Kim haksız yere başkasına bir sopa vurursa, kıyamet günü ondan kısası alınacaktır.” Her küfür bir zulümdür, her zulüm küfür olmasa da; zalimlerin yaptıkları her iş; karanlıktır, dengesizliktir. Zulmün birçok çeşidi vardır. “En büyük zulüm; ALLAH’A şirk koşmaktır.” (Lokman suresi) Mesela, zulüm sadece; başkasının tırnaklarını kerpetenle çekmekle sınırlı bir hadise değildir. Hak etmediği halde, eşine veya her hangi bir başkasına haksız yere tokat atan,hakaret eden ve hakkına tecavüz eden de zalimdir!...

  İdeolojik savaşların verildiği günümüz dünyasında, zalimlerin nöbet değişimlerine şahit olmaktayız. Başta şeytanı Ekber olan ABD, ve batının diğer ülkelerinde; sistemin yeni bekçileri, zulüm nöbetlerini devralmaktadırlar. Başta Müslümanlar olmak üzere, dünya insanlığı için; söz konusu haydutların, iyilik namına yapacakları katre kadar bir şeyleri olmayacaktır. Çünkü zulme dayanan sistemlerin, kandan ve menfaatten beslendikleri bilinen bir gerçektir!.Irkçılığın boy gösterdiği İslam coğrafyasında; zalimlerin namı hesabına örgütlenmiş çeteler, mazlum ve savunmasız insanlara, akla hayale gelmeyen zulümler yapmaktadırlar. Daha sağ ve sollarını bilmeyecek kadar küçük yaştaki çocukları silahla tanıştırmak; başlı başına bir zulüm değildir de ya nedir? Uzun lafın kısası ve sözün hülasası şudur: “Zulüm tarlasında Adalet yeşermez ve hiçbir zaman da yeşerdiği görülmedi!.. Selam ve dua ile. 24 Temmuz 2017.