Büyümüşüz be!

21 / 01 / 2017

Bu dünyanın ne garip halleri var. Anlayabilene aşk olsun. Ustat demiş ya “bu lugazı ne feylezoflar, ne feletunlar çözdü”. Şiirde maalen böyle diyor işte Ziya Paşa. Tuhaflık ya da bulmaca dünya halinde mi? Yoksa insan hallerinde mi? Bilinmez ama akla ziyan şeyler olduğu kesin.

  Belki büyüdük ve kirlendi dünya. Belki kirli bir dünyada doğduk büyüyünce anladık kiri. Şimdi kiri görüp; kirlenmemiş gibi yaşama devrindeyiz. Burun bokunu, yemek artığıdır deme gammazlığındayız. Miş gibi düşünüp muş gibi sözler dökülüyor ağzımızdan. Oysa biz gelecek zaman kipinde yaşamaya çalışıyoruz.

  Şu tarih ilmi yokmu? Namusuzlar elinden ne çekti be. Ne adam namusu, ne bilim namusu hiçbiri kar etmiyor. Olmuş işte diyeni bile namus davası haline geldi. Yakın zaman tarihi ateşler içinde. Hainlik olmuş- olmamış arasında gitip gelmede. Biz binler öncesinin tarihine mahkum olduk şimdi. Salahattin’dw demir atıp dursak iyi. Salt salahattin bize yeter de bilene. Onüçüncü asırdan bu yan zehirli bir sarmaşık gibi sarmış kalbimizi, beynimizi. Bir kurtulsak hain çukuruna atarlar bizi. En iyisi moğollar. Cengizler, Hülagular ama Timurlar değil. Evet evet Moğollar iyidir. Ne namus belası, ne hainlik yastası. İstediğini söyle adamoğlu acaba diye düşünmez bile. Arada bir Timuçin Türktür deriz iyide olur hani. Bir İsmaililer var tabi. Hani dünya onları Haşhaşi diye bilir. Ne savunucusu var gariplerin. Ne iş düzelteni.

  Moğollar iyidir, hem şimdi pek fakir ve güçsüz devlettir. Yakıp yıktılar zalım oğlu zalımlar bütün cihani. O ne vahşet, o ne kan içicilikmiş öyle. Nehirler ötesine, denizler ötesine bile gıkını çıkaran olmazmış korkudan. Viranşehir onlardan viran kalmış derler. Taş üstünde taş baş üstünde baş kalmazmış. Zalımın oğlu o kadar ilim, kitap, medrese, dergahtan ne istediniz. Yakıp yıktınız o kadar marifeti dünyanın.

  O devirden kalma işte küçük mesellerle birşeyler anlatmak. Allah’ı anlatmak bile teşbihlerle yapılır olmuş. Methane dergah, saki mürşit, şarap aşk, maşuk Allah olmuş. Şifreli bir dine dönüşmüş islam. Sadece sufi bir anlayışa gark olmuş ahali. Mevlanalar, Hacı Bektaşlar, Yunuslar o zaman çıkmış meydane.

  İki keçi köprüde karşılaşmış. Başlamışlar kavgaya önce ben geçeceğim diyerek. İkisi köprüden düşmüş ölmüş. Hadi bunun hikmeti nedir. Tilki acıkmış. Ağaçta karga ağzında peynir. Ne güzel sesin var karga kardeş diyerek peyniri yemiş Tilki. Hikmeti nedir, nedir?

  Şimdi mesel, hikaye, masal zamanı namuslu kardeşlerim. Hikmetini sual etmeden; fıkralar, meseller, sinema replikleri zamanı. Kesinlikle korkudan değil, birileri yanlış anlar korkusundan hiç değil. Düşünce ve ifade özgürlüğünün olmayışından hiç değil. Moğollun yaydığı korku belki bizde bir özellik biraktı. Belki moğoldan sonra bu hususiyet toplumsal karaktere döndü. Gerçi moğol zamanında bir Nasrettin  Hoca vardı ama. O da bazen Timur’a çulsuz derdi, bazen de gidip fazladan fil alırdı köylü beslesin diye.

  Mesel iyidir, belki biraz moral verir. Çok mutsuz ve huzursuz kalbe fıkra da iyidir.