Kağıdın Faydaları

11 / 02 / 2017

   Yazı yazmak en devrimci harekettir. Düşünmeye ve okumaya adanmış bir ömrün incilerini paylaşma aracıdır. Sümmehaşşa yazmak yaratıcılık vasfının iliklerine kadar hissetmektir. Düşünce ve yazıyla ortaya konulan malın paylaşımı fikri ve kalbi bir his barındırır aynı zamanda.

  Son yıllarda çokça söylenen bir özelliği ; bir boşalma vesilesidir. Bir doğum müjdesi gibi. Gebe bir kadın nasıl çocuğunu doğurduğunda acı, hüzün, sevinç ve bir yükten kurtulma , feraha erme gibi hisler taşırsa, yazar da bir yazı yazdığında öyle hisseder.

  Her yazar hisseder mi? Bilmem ama insana zevk ve ufuk veren yazılar bir doğum sancısıyla oluşmuş, ortaya çıkmış yazılardır.

  Savaş ve kaos hallerinde böyle bir doğumdan bahsedilebilir mi? Her halükarda savaş yıllarında çocuklar biraz prematüre doğar. Bazen iyi beslenmemekten, bazen aşırı korkudan, bazen stres ve geçim sıkıntısından, bazen de hak ve hukukun tecavüzünden, düşük bebekte olabiliyor. Kaosta anlaşılan doğan bebeklerde biraz sakat doğuyor ve nesil sakat bir nesle evrilebiliyor.

  Kaos ve savaş hallerinde yazı yazmak, yazar olmak nasıl acaba. Matüre bir yazı ortaya konabiliyor mu? Yoksa tüm yazılar prematüre mi? Hatta bazı yazılar alelacele sıkışık bir doğumun eseri mi?

  Şiir için ayrı bir parantez açmak lazım. O kendi mecrasında akıp gider. Düşünce yazılarında işler biraz zor. Bir düşünceyi etkili ve güzel aktarmak biraz maharet ister. Ben yazdım oldu, dün yediğimiz yemek fena değil, olur olmaz işler olur olur işlere çevrilen bir yazı hayatı elbette savaştan daha beter bir durum halini aldı.

  Düşünce erbabının, yazı hayatı ahalisinin azaltıldığı, baskılandığı bir çağda yazmak en zor doğum sancısına döner. Bu sefer doğum olmaz. Ikın ıkın çıkmaz çocuk. Dış müdahalelerle çocuk aldırılmaya çalışılınca da ya çocuk ölür ya da anne. Son yıllarda daha çok anne ölümleri gerçekleşmede.

  Hatırı sayılır hatırlı kişilerin kırılmaz hatırına bazen karalama yapılır elbet.  Karalamalar iç karartılar haline döner. Kızarmış bir yüz, dayanılmaz karın ağrısı ve aslında varya denilerek içten bir başkaldırı hep boşunadır.

  Doğumun üzerinden doğuma küfreden tevellütler daha da can sıkıcı. Bir yandan yeni doğmuş bebek gibi bir yazı diğer yandan yanına iliştirilmiş bir bebek katili. Bir yandan şekva bir yandan he işte bu çelişkisi.

  Şimdi ne yapmalı. Son yıllarda size zevk veren bir kitap okudunuz mu? İçinize sinerek bir haber programı izlediniz mi? Acıma ve hüzün ve aşk ve umutla bir film izlediniz mi? Korku ve endişe iliklerine kadar işlemişken. Açken çoluk çocuk, işsizlikten kırılmışken boynu bükük baba. Gel de doğumu müjdele akıl sahiplerine. Allah akıl fikir versin, vicdan versin, merhamet versin inşallah…