ADALET BENİM

04 / 07 / 2017

Siyasetin günah defterin birinci maddesi “Adalet benimdir!”dır. Bütün devletler adaleti kendi tekelinde görürler ve adalet dağıttıklarını idea ederler. Siyasi partiler adaletin yegâne temsilcileri olduğunu bağıra çağıra adalet vaadinde bulunurlar. Hükümetler yaptıkları bütün icraatları adalet üzerine yaptıklarını beyan ederler. Peki, adaletsiz olan kimdir? Konjektöre göre adaletsiz devletler, hükümetler ve siyasi partiler yok.  Adaletsiz olan ezilen, sömürülen, hakları ellerinden alınan, toprakları işgal edilen, vergilerle ezilen, sosyal haklarından mahrum kalan, kendilerine hizmet götürülmeyen halklardır. Evet, otoritelerin adaletli olduğu yerde mazlumlar adaletsizlik dağıtmaktadır ki devletler ve hükümetler halkların başını ezmenin bin bir türlü yolunu denemektedirler.

Adalet yürüyüşün gündemde olduğu bir dönemde adaletin tanımsız olması ne kadar acıdır. Adalet tanımsız olunca adaletin bir sahibi de olmamaktadır. Kimsesiz kalan adalete ortalık malına dönüştü. Ağzı olan adalet adına konuşma hakkı görüyor. Yolsuzluk, adam veya kadın çocuk öldüren de, tefeci de, tecavüzcü de, tacizci de, belediyeciler de, ağalık yapan da, parasıyla makamları satın alan da adaletten bahsediyor. Herkes haklı ve adaletten yana ve en önemlisi adaletin ağa babası rolünde. Kısacası herkes “adalet benim” pozisyonda roller oynuyor ve roller çalıyor. Garibim millet ve ezilenler adaletsiz oldukları içinde hakarete uğruyor, adaletsiz olduğu içinde bütün kapılar yüzüne kapanıyor. Çaresiz halkta ne yapsın aç kalarak adaletsizliğe devam ediyor.

Adalet dağıtanlar, adaletin anasını da babasını da sürekli ağlattıklarından yüreklerinde sevgi, ruhlarında vicdan kalmamış haldedir. Çünkü sevgi ve vicdan adaletsizliğe neden olabilir.onun adalet benim diyenlerin kulakları sağır, gözleri kör, kalpleri mühürlüdür ki adaletsiz olmasınlar. Allah korusun bir tarafları aydınlanırsa adaletsiz olabilirler. O zaman çıkar ve menfaatlerine kim, nasıl sahip çıkacak. Makam hırslarını nasıl dizginleyecekler.

Adalet, ellerde bir oyuncak gibi dolanmaktadır. Laçkalaşmış adalet bukalemuna döndü. Belki de içi ağlayan ama seyircileri güldürmek zorunda kalan palyaçonun haline benzedi. Firavun, Nemrut, Ebu Cehil de adaletli olduklarını söylediler. Irak’ta, Suriye’de, Filistin’de, Bosna’da çocuklar, yaşlılar, kadınlar ve masumlar kat edenler de bunu adalet için yaptılar, yapıyorlar.

Sadece siyaset arenasında adalet kan ağlamıyor, insanlar arasında da adaletin her tarafı süzgece dönüşmüş durumda. Her birey en doğrusunu ben bilirim, ben haklıyım lakırdısının arkasında “adalet benim” mantığı yatmaktadır. Her cemaat, her kanat önderi, her hoca, her şeyh de adaletin yegane temsilcileri olmuştur. Adalet adına iftira atmaları, tekfir etmeleri, kin ve nefretle ortalıkta dolaşmalarının altında “adalet benim” gelin bana sığının demektir.  Benim şemsiyemin altında adalet dağıtıyor diye insanı çağıranlar, birleşip zulümün bayraktarlığını yapmaya başlamaktadırlar.

Acımasızlığının, çıkarının, menfaatinin, hırsının, makamının, parasının, bencilliğinin, yolsuzluğunun, beldeki silahının ve yapılan orospuca davranışların adı adalet olmuştur.

İnsanın yaptığı eylemin altında beşeri anlayış varsa bunun adı hiçbir zaman adalet olmaz. Sadece zulümün adaletle boyanması vardır.

Osman Tatlı

osmantatli@gmail.com

facebook.com/osmantatliyazar