İKİMİZİN YERİNE

20 / 07 / 2017

İkimizin Yerine filmi ile Türkiye’de bir kadının bedeni üzerinde tasarrufunun resmi olarak 18 yaş olduğunu öğreniyoruz her şeyden önce. Ahlaki, belki de toplumun tepkisinden çekinilmesinden dolayı yaş vurgusuna ihtiyaç duyuldu. Filmin ilerleyen dakikalarında öğrenci öğretmen arasında yaşanan cinselliği tepkisini yumuşatma adına yönetmen 18’ni dolduran Çiçek’e artık evlenebilirsin diyaloglarını eklemeyi unutmamış. Batıda on beş yaş dillendirmesinin bizdeki karşılığı 18’dir. Bu yaşa gelince genç kızlar istediğini yapma özgürlüğüne sahip olabileceği algısı veriliyor. Nitekim evlenebilirsinin filmdeki karşılığı istediğinle cinselliğini yaşayabilirsindir.  18 yaş vurgusu sadece cinselliğe vurgusuyla kalınmıyor, bu yaşta evden de ayrılabilirsin de demektir. Çünkü Çiçek eve gelmediğinde annesi polise gidelim dediğinde babası Çiçek 18’ni doldurdu bir şey yapamayız diye cevap verir. Kısacası 18’in karşılığı özgürsün istediğini yapabilirsin, kimse sana karışamaz, hesap soramazdır. Evlenebilirsinin açıklaması da istediğinle artık beraber olabilirsindir.

Filmin daha başta bize vermeye çalıştığı algı toplum ve ahlaki değerlerin öneminden ziyade devletin koyduğu yaşın önemidir. Yozlaşan bir topluma doğru söylemlerin ağırlıkta olduğu bir filmde kızların erkekleri kendi cinsel dürtüleri için rahatlıkla da kullanmasının normal olduğunu görüyoruz. Bilinenin aksine bu defa kızlar erkekleri kullanıyor, hem de tecrübe edinme adına.

Film boyunca yönetmenin toplum değerini alt üst etmenin çabasının doruk noktası çok tartışılan ve karşı çıkılan öğrenci öğretmen ilişkisidir. Hem arada yirmi yıldan fazla yaş olmasına rağmen cesurca konuyu işlemektedir. Çünkü öğrenci tutku dolu bir şehvetle öğretmenine abanmaktadır. Öğretmende istemiyorum yan cebime koy mantığıyla görüyoruz. Ki bu mantık daha önceki aşk hikâyesine dayanmaktadır yoksa istemediğinden değil.

Suiistimalle açık olan bu konu son dönemde medya yansıyan öğrenmen öğrenci arasında yaşanan gayrı ahlaki olaylardan biliyoruz. Ayrıca bir kız öğrencinin öğretmenine duyduğu duyguları aşk diye ne kadar tanımlanabilir. Öğrencinin bu ilgisini öğretmenin fırsatçılığa çevirmesi ne kadar doğrudur. Doğruluğu zaten tartışılmaz ancak filme buna ön ayak olan bir algı vermektedir ve bunu da ballandıra ballandıra yapmaktadır. Çiçek’in aşk başkasına eline silah vermektir derken öğretmenin eline geçen bir öğrencinin duyguları arasında metafor daha iyi anlaşılacaktır. Öğretmenin ilgisi ve tanımlamakta zorlandığı duyguların arkasında Çiçek’in ablasına benzemesi ve Doğan’ın daha önce ablasına aşık olmuş olması vardır. Yönetmende öğretmenin öğrencisine olan aşkını böyle yumuşatmaya gidilmiş.

Kız öğrencilerin sadece edebiyat öğretmenlerine âşık olurlar miti burada da işlenmiş. Edebiyatın ve şiirin sadece aşk üzerine inşa edildiği yanılgısı ve sanki edebiyat öğretmenleri sadece aşk üzerinde çok güzel konuşurlar düşüncesi edebiyat öğretmenlerini kızların gözünde yüceltip, diğer öğretmenleri hafife almak doğru bir yaklaşım değil. Doğan’ın doğru dürüst konuşamaması biraz bunu da göstermektedir. Ama öğretmene aşk üzerine bir deneme yazma bahanesiyle yaklaşmak basit bir kurgu neticesidir. Edebiyat öğretmenleri ne yazarlık konusunda ne de aşk konuların yazımında sanıldıkları kadar başarılı değillerdir. Aslında Çiçek Doğan’a edebiyat öğretmeni olduğu ya da aptalca birkaç şiir muhabbeti nedeniyle aşık olmuyor. Filmde edebiyat öğretmenin tercih edilmesi tamamen halk arasında dolaşan asılsız dedikodunun varlığıdır.

Sahi Çiçek Doğan’a âşık olması için ne oldu? Doğan’ın duygularının arka planını anlıyoruz. Ama Çiçek durduk yere âşık oluyor. Şimdi aşk için nedenler mi arayacağız denilebilir. Peki, on sekiz yaşındaki genç bir kızın duygularını ergen duygusu içinde değerlendirmemiz gerekir mi, gerekmez mi? Sorusunu nasıl cevaplayacağız. Şayet ergen olarak tanımlarsak ki tanımlamak gerekiyor. On sekiz yaş yukarda da değindiğimiz gibi resmiyette bedenini özgürce kullanma ve kimseye hesap vermemekti. Ama bu olgulaşmayı göstermez. On sekiz yaş genç kızlarda olgunlaşmanın işareti değildir. Aksine şıp sevmeleriyle ergenlik dönemin son deminde görmek gerekiyor. Çiçek’in âşık olmasının altında yatan neden ergenlik duyguların baskın gelmesidir. Sevmediği adamla sırf sevdiği adam için öpüşme provası yapacak kadar ergenlik çıngılığı içinde bir karakterdir Çiçek.

Türkiye sinemasında kurguyu dramatikleştirmek ve kurgudaki olayları birbirine bağlamak adına nedense ölümcül hastalığa yakalanan kadın karakter, sevdiği adamı terk eder ve ne hikmetse adam aşkından ölse de kadının peşine düşmez yıllar sonra sevgilisinin ölümcül bir hastalıktan çoğu da ne hikmetse kanserden öldüğünü öğrenir. Burada da Doğan kendisini terk eden aradan yirmi yıl geçmesine rağmen unutamıyor ama nedense hiç de sevgilisini merak etmiyor. Bize sunulan aşk çelişkisi bu olsa gerek. Bu nasıl aşk ki kadın hastalanıyor adamı terk ediyor, terk edilen adam sanki kadına çıkma teklifi yapmış, kadın da kendisini ret etmiş triplerine girmişte sevgilisini umursamamış. Bir yandan aşk adına dramatik sahneler adına yapılmayan kalmıyor ama bir yandan da aşkı önemsiz gösteren olaylara imza atılıyor. Yönetmenler ve senaristler bu çelişkiyi göremiyorlar mı yoksa seyirciyi ciddiye almayıp, önemsemiyorlar. Yeter ki seyirci mendil ıslatsın mantığıyla mı hareket ediliyor. Böyle ise başarılı olduklarını da söylemek gerekir. Çünkü aşk adına ağlayan seyirci aşkı maymuna çeviren yönetmenin çelişkisini farkında değiller.

Ergenlik döneminde genç kızların birçok nedenden dolayı kendilerine ilgi gösteren ya da göstermeyen öğretmenlerine duygusal yakınlık hissettikleri gerçeğini göz ardı edemeyiz. Ancak dediğimiz gibi bu duygusal bir yakınlık olarak tarif edilmelidir, aşk olarak değil. Bu duygusal yakınlıkta tutku, isterik arzular, öğretmene yakınlaşma adına saplantılı davranışlar, bedenini kullanma ve hayaller içerebilir ama bu geçici bir dönemi barındırır ve sonra normalle döner. Burada önemli olan saf ve tecrübesiz öğrencinin öğretmen tarafından kullanılmamasıdır. Öğrenci sarhoş bir dönemden geçtiğinden sağlıklı düşünemez. Öğretmen ise ona göre hayat tecrübesi daha fazladır. Öğrencinin bu içinde bulunduğu boşluk ve duygusal karmaşayı cinsel istekleri doğrultusunda kullanabilir. Çünkü öğrenci içinde bulunduğu duygusal yoğunluktan öğretmenin rüzgârına rahatlıkla kapılabilir. Öğretmenin bu ahlaksızca tutumu ve daha çocuk olan öğrencinin bedeninden faydalanma yoluna gitme terbiyesizliği öğretmenlik gibi kuruma ihanettir.

Doğan’ın yaptığı zamanında yarım kalan duygularını Çiçek üzerine tamamlama yoluna gitmesidir. Ortada bir aşk yok. Bir genç kızın öğretmeni tarafından kullanılması vardır ve bunu da 18 yaş üzerini doldurdu sorun diyerek tepkilerin önüne geçilmeye çalışılmıştır. En önemli algı 18’ni dolduran kız istediğiyle istediği şekilde beraber olabilir. Beraber olduğu kişi babası yaşında olsa da sorun yoktur.