Ramazanı Sulandırmak

04 / 06 / 2017

Algı operasyonların ne önemli ayağı var olanı yok saymak yerine, var olanı

değersizleştirmektir. Çünkü yok saymak her zaman tepkiyle karşılanır ve bu tepki dirence

dönüşür. Bu yüzden egemen güçler var olanın anlam ve manasını saptırmana yoluna giderler.

Sığlaştırılan gündem asıl mesajından uzaklaştırılır. Medya ve popüler olma yolunda

koşuşturan sözde düşünce/kanaat önderleri de buna eşlik eder. Halkın sevdiği ve önemsediği

ve isminin başında Prof. yazan şahıslar tarafından toplum kuşatılarak bilinçsizleştirme

politikası izlenir. Böyle egemen güçler kendilerini fazla yormadan kendilerine buldukları

gönüllüler sayesinde algı yönetimini gerçekleştirmiş olurlar.

Algı operasyonuna maruz kalan ve her yıl aynı yöntemlerle değersizleştiren RAMAZAN

ayıdır. Bir irade ve farkındandık ayı olan Ramazan medyanın saldırısına uğramaktadır.

Herkesin üzerinde çok konuştuğu konu en çok anlamsızlığa sürüklenen konudur. Herkesin

farklı bir şey söylediği konu halkın kafasını karıştırmaktan ve yersiz, gereksiz tartışmaların

içine çekmekten başka bir şey değildir. Ramazan ayı bir dinlenme ayı olması gerekirken,

kargalara eşlik etmek zorunda bırakılan bülbüllerin seslerinin duyulmadığı, duyulsa da yanlış

anlaşıldığı bir aya dönüştürüldü.

Ramazan ayı ne kadar sulandırılırsa insanlara açlık ve susuzluk dışında bir şey kalmayacağı

anlayışıyla hareket edilmektedir. Ramazan ayı bir bilinçlenme aşaması iken, bir bedensel

ritüelle dönüştürülerek halkın zihni sadece bedensel olana çevrilmektedir. Nitekim orucu ne

bozar soruları halkı sadece bedensel olana yöneltildiğini, onun dışında bir anlam ifade

etmediğini göstermektedir. Her yıl aynı sorulara bıkmadan aynı cevapların verilmesine

rağmen halkın maruz kaldığı algıyı ve gelinen zihinsel, ruhsal gelişimin hangi aşamada

olduğunu göstermektedir. Sürekli tekrarlanan sorular ve soruların muhataplarının halkı

istenilen anlayışa getirildiğini göstermektedir.

Öyle bir algı çalışması var ki İslamcılar dahi bundan kendini kurtaramamaktadır. Onlarda var

olan yanlışı göstermek adına attıkları adımlarının hesapsızlığı ve çok bilmişlik tavırları

toplum tarafından dışlanmalarına ve seslerinin aykırılığını izah edememelerine neden

olmaktadır. Onların bile değerli olanı dile getirme adına yapacağı şeyler birbirlerine laf

yetiştirmeleriyle heba olmaktadır. Anlaşılması ve yaşanması gereken mübarek ay egemenlerin

istediği şekilde kanalize edilerek amacından uzaklaştırılmaktadır. Bunun en somut örneği bir

vakfın sahur saati üzerine ortağı karıştırmasıdır. Doğruluğu yanlışlığı bir kenara bırakarak

Kur’an merkezli bir çalışma yapan vakfın dile getirmesi gereken bunlar değildir. Kur’anın

ruhuna hiç gitmeyen bir gündem ve tartışmadır. Öncelik saatler değil, ramazan bilincin

oluşturulması ve Kur’an ruhunun canlı tutulmasıdır. Bu tür çalışmalar ramazan ayının amacını

gölgelenen çalışmalardır. Egemen güçlerin hoşuna giden adımlardır. Çünkü faydası olmayan

her şey egemenlerin hoşuna gider. Onların yapmak istedikleri de halkı gereksiz konularla

oyalamak ve amacın gizlenmesidir. Bunu kimler yapıyor Kur’an adına konuştuğunu söyleyen

televizyon hocaları ve sözde kanaat önderleri yapmaktadır.

Ramazan’a övgü dizmek sulandırmanın başka bir algı yönüdür. Halkın anlamadığı ve ilgisini

çekmeyen ve sürekli dile getirilen övgüler Ramazanı kutsallaştıran ve insanın ulaşamayacağı

bir mite dönüştürmektedir. Övgü duyarsızlaştırmaya götüren bir algıdır. Övülen şey

ulaşılamayandır. Halkta ulaşamadığını yaşamaz, yaşayamaz. Kur’anın raflarda yer edinmesi

gibi Ramazan da dokunulmaz bir hal almaktadır…

Çok şey anlatma yerine, az ve öz ifadelerle bırakalım halk ramazanın ruhunu yakalasın. Halka

bir şeyler öğretme derdine girmeyelim. Biz bir şeyler anlatma derdine düştükçe halkı daha

çok değerlere yabancılaştırıyoruz.