Sevmek Zamanı: Platonik Aşka cevap mı?

05 / 08 / 2017

İlkbahar ve yaz aşklarına inat, gökyüzünün karanlığa büründüğü, rüzgarın insanın içini titrettiği ve yağmurun hüzün kokan yağışında derinlere ve uzaklara dalmış adam; gözleri hüzün ve mutluluk arasındaki bakışı arasında resme dalarken; resmin arkasındaki ruh çıkagelir. Adam, ruhtan habersizdir. Aslında adamın aşkında, yüreğinde ruha yer yoktur. Sadece bir anın, bir duruşun resmi karşısında kendini değerli gören adam, kendine ait aşkın tadını çıkarmaktadır. Kendine ait aşka ruh vermiştir. Sadece değişmeyen bir gülüşün ve bakışın karşısında kendi yalnızlığı içinde yüzmeyi sevmektedir. Acıyı ve yalnızlığı seven adam, ruhun çıkıp, gelmesine aldırış etmez.

Adam klasiğin kurbanıdır. Bir işçidir. Bir özelliği ve kariyeri yoktur. Sıradandır. Dikkatleri üzerine çekecek bir farkındalığı yoktur. Dönüp tekrar bakılacak yani aşık olunacak biri değildir. Ama kadın öyle midir? Güzeldir. Alımlıdır. Zengindir. Çekicidir. Aldığı kültür gereği yükseklerde süzmektedir. Aşağıya bakmayan bakışlara sahiptir. Ama o da yalnızdır. Doyumsuzluğu içinde aşka açtır. Yıllardır aradığı sıcaklığı bulamadığından. Aşka karşı umudunu yitirmiş. Sanal aşkların peşinde kitapların satır aralarında kendini tatmin etmektedir. Hayalleri ve fantezileri başkasına aittir. Ama adamın öyle midir? Aşkı da hayalleri de fantezileri de gerçektir. En azından kendine aittir. Sanal bir aşkın kurbanı değildir. özenti içinde değildir. kendi dünyasında yaşamaktadır. Ama kadının arayışı özentidir. Başkaların mutluluğu peşinde kendini harap etmekte. Sanalın reelini göremediğinden aşka küsmüştür. Sevgi dolu ve karşılıksız bakışlar görmediğinden yüreği yaralıdır. Ta ki adamın bakışları ve aşkı altında ezilene kadar.

Adam, pasif; kadın aktiftir. Kadın, karşılaştığı aşk karşısında heyecanlanır. Çünkü kadın aşkı aramaktadır. Yüreği, bakışları aşka hasrettir. Yüreği daha kararmamıştır. Ondan dır hemen yüreğini heyecan basar. Şaşkındır. Tekrar yaşadığını hisseder. Yaralı yürekler her zaman hayata dönüşü olanlardır. Kadın, kendine ait olan aşkın peşine düşer. Hesap sorar. Resmin aslı olduğunu ve aşktaki payını talep eder. Öyle ya aşk iki kişiliktir. Yalnız yaşayamaz. Ama adam, ısrarcıdır aşkın yalnız kendisine ait olduğundan. Kadının aşkına inanmamaktadır. Kadının aşkının geçici bir heyecandan ibaret olduğunu, sadece etki altında kalan bir duyguyla hareket ettiğini düşünmektedir. Yani kadının aşkı yalandır. Öyle ya normal şartlara kadın, dönüp adama bakacak biri değildir.

Adamın bu erdemli duruşu, kadının hayranlığını aşka dönüştürür. Artık kadın aşkın dünyasına dahil olmuştur. Adam hala ısrarcıdır kadını dünyasına dahil etmemeye. Ama aşk sahibinden ne kadar uzak yaşabilir ki. Aşk kendine ait olan yüreğe dokunmak ister. Yüreğin sıcaklığını hissetmek ister. Aşk yaşanmayı arzular. Aşk yalnızlığa gelemez. Sahip olduğu yüreğin peşinden koşar. Adamın aklı yüreğine yenik düşer. Kaçamakta olsa, isteksiz de olsa kadının peşinden koşar.

Ruhun, merkezi olan yüreğin ısrarına kim dur diye bilir. Hele bu aşık bir yürekse ve aradığı aşk karşısında duruyorsa kim dur diye bilir ki.

Artık resim yoktur. Uzak sevgili yoktur. İki sevgili el ele, kol kola uzaklara yol alırlar. Her sevgi ve aşk sahibinin bilmesi gerektiği karşısında ders verircesine mutlu sona varırlar.

Sevmek Zamanı, aşkın sahibine teslim edilmesi gerektiğini; platonik anlayışın kurbanı olmamayı öğretirken, şansını dene eğer aşk benliğini sarmışsa, şüphen yoksa muhakkak karşılığını bulacaktır.

Osman Tatlı

www.osmantatli.com.tr

osmantatli@gmail.com