BİR DİYARDAN BAŞKA BİR DİYARA

01 / 06 / 2017

“Peygamberler Diyarından Şehitler Diyarına” sloganı buydu gezinin, ev sahibi ise Haliliye Belediyesi’ydi.  Konuklar biz basın mensupları, engelliler ve aileleri, sevgi evlerinde kalanlar, yetimler, öksüzler, sporcular. Bayağı kalabalığız anlayacağınız.

Herkesten biraz daha heyecanlı ve coşkulu olduğum su götürmez bir gerçek. Öyle ya 21 yılım geçmiş oralarda. İlçeler arası otobüs muavinlerinin ‘Kaleyeeee kaleyeee’ seslenişleri, közde mısır, yosun kokusu, davul zurna çalan Romanlarını, Eceabat’a bakıldığında ‘Ecdad’ı anmayı kimse benim kadar özlemiş olamazdı, ki zaten geziye katılanların büyük bir çoğunluğu daha ilk kez Çanakkale’yi görecekti.

Sırdaşım, dostum, birlikteyken eğlenmenin hakkını verdiğim Hüseyin Canan gezide yol arkadaşım oldu.

Sabah erken saatlerde otobüs ve havaalanı arasında geçen sürede belediyenin sandviç ikramıyla başladı yolculuk. Sonra uçak yolculuğu ve yaklaşık 2 saat sonra Çanakkale’deyiz.

Başlıyor tatlı telaşım. Havaalanı çıkışında Belediye Başkanı Fevzi Demirkol karşılıyor bizi. Tam bir ev sahibi! Tek tek tokalaşıyor misafirleriyle.

4 otobüs hareket etmek için bekliyor. Çünkü Demirkol otobüsleri tek tek dolaşarak bir kez daha hoşgeldiniz diyor misafirlerine. Hoşbulduk!

Geziyi çok detaylandırmadan gözlemlerini aktarmak istiyorum.

DUVAR DİBİNDE BİR BAŞKAN

Çok duymuşluğum vardır ama bir kez daha şahit oldum ki Urfa’da şimdiye kadar gördüğüm en enaniyetsiz başkan o. Elde simit ayran, misafirleriyle sohbet eder, herkesle tek tek ilgilenir. Bunu bir lütuf olarak görebilirsiniz, haklısınız da! Kraldan çok kralcıların olduğu tepeden bakmayı onur sayanların arasında elde simit ayran gezen bir başkan bir lütuf.

Gözlemlerime sözlerimin yetersiz kalmasını istemem. O yüzden fotoğrafın diline sığınarak; işte güneş altında, duvar dibinde elde kalem çalışan bir Belediye Başkanı. 

(Fevzi Demirkol-Haliliye Belediye Başkanı/Çanakkale Destanı Tanıtım Merkezi)

ÖLDÜRÜRÜM YİĞİDİ YEMEM HAKKINI

Kalabalık bir grupla gezinin zorluğunu tahmin edersiniz ancak belediye ötesine geçip buna tahammül edip üstüne bir de kusursuzluğu eklemiş. Her kafadan çıkan sesler olur ya, biz duymadık. Nizamın olduğu yerde huzur vardır. Belediye de organizasyonu nizamına uygun yapmış. Gezilecek yerler önceden belirlenmiş, rehberler ayarlanmış, feribotun gidiş geliş saatleri göz önüne alınmış, engelliler için yemek masaları bile hazır edilmiş…

Buna rağmen ‘dır dır’ yapanlara ayna uzatasım gelir. Acaba nasıl olur endişesi yaşayanlara haddini bildiren organizasyondu. Haberlerde yiğidi öldürürüm ama bu konuda ‘Nıç, nıç “ hakkını yemem…

ÖZLEDİĞİM NE VARSA…

Çanakkale kaldığımız yerden karşıladı beni. Canım öğretmenin Aysel Özcan ile çay keyfi, martıların uçuşu, denizin kokusu, kordonda davul zurna sesleri, fal bakanlar, midyeciler… Gezi sayesinde ben memleketime kavuştum, diğer misafirler tarihin doruklarına doğru eşsiz bir yolculuk yaptı. Unutulmaz günlerden birini yaşadık.

DOĞU DA SEVER SİZİ

Gelelim Urfalıların cefasına katlanan bizim şoföre. Vay anam vay. Ne dertlenmiş 2 günde. Sebebi onun şivesiyle söyleyeyim “muuutarala.“

Belediyenin muhtarlara düzenlediği gezi de çok çektirmişler bizim şoföre. Alışkın değil tabi Urfalıların konuşmalarına. Kapat, bas gaza, gel, git söylemlerini emir telakki algılayan şoförümüz bayağı kızgın. “34 yıllık şoförlük hayatımda böyle bir şey görmedim” diyor ve ekliyor; “Ama ben severim doğu insanını”

Doğu da sever sizi. Biz severiz birbirimizi. Ecdadın vatanında alnının teriyle çalışansın, bizler de örf ve adetlerin harmanlanıp, acılara gebe kadınların, işsiz adamların, güzellikler de var elbet ama elleri nasırlı işçilerin, mor yazmalı adamların, ayakkabısız  çocukların topraklardan selamlıyoruz sizleri.

Bak toprağına düşmüş asker, dedem.

Dualarında yer verdiğin peygamberlerin diyarıdır Urfa.

Demem o ki eğrisiyle doğrusuyla bizi misafirperverlik çatısı altında kardeşçe kucaklaştıranlara selam olsun.