Bir fikir: Kornalara benzin ayarı

11 / 05 / 2017

Bir yanımız yaprak döker bir yanımız bahar bahçe…

Bir şarkı mısrasını anımsatan farklı iki hikayeye sahne oldu bu kent. Birinde yol verme nedeniyle bir sürücü çıkarttı silahını yayanın ayağına sıktı, diğerinde ise bir başka sürücü aracını durdurup karşıdan karşıya geçmeye çalışan yaşlı bir kadına yardım etti.

İkisi de aynı gün yaşandı.

Kiminin tahammülü yok kimselere, kimi de kendini huzura erdiren vicdanın sesinde.

Vicdanlı olanların çoğunlukta olduğuna inanmak isterim ancak sanırım bu çok mümkün değil.

Trafik Haftası’nın kutlandığı bugünlerde açıklanan veriler yollarda can verdiğimizi gösterdi. Şanlıurfa’da 2016 yılında 4 bin 600 trafik kazası meydana geldi. Yaşanan bu kazalarda tam 5 bin 181 kişi yaralanırken, 68 kişi de hayatını kaybetti.Türkiye genelinde ise kazalarda yaşama veda edenlerin sayısı 3 bin 493 kişi olarak kayıtlara geçti.

Kahredici!

Genel çerçeveden sıyrılıp özele, Şanlılurfa’ya gelecek olursak zor. Gerçekten zor bu şehirde trafikte tahammülü olan denk gelmek zor. Yaka silmeyen var mı acaba trafikten. Yayası, sürücüsü, engellisi, yaşlısı. Hele bir de iş çıkışlarına denk gelirseniz arabesk edebiyatı yapıp kendinizi çilekeş ilan edebilirsiniz.

Zira ardı arkası kesilmeyen bir ses var bu şehirde:

Dütt.. Dütt.. Düttt…Dütt.. Dütt.. Düüüüüüttt…

Sarı daha yanar yanmaz başlar biri kornaya basmaya, yeşili beklemek kimin haddine. “E ama yol benim hakkımdı” demeye kalmadan biri çıkıverir ara sokaktan hop! Bir de fren sesi…

Zevkine seni sollamaya çalışanlar da var tabi, e bir de kendinden başka kimsenin işi yokmuş gibi makas ata ata gidenler.

Sonra peş peşe ölüm yada yaralanmayla sonuçlanan kazalar.

Bunlar hepsi gözleme dayalı elbette.  Araba kullanmayı bildiğimden değil yani. Hayatımda çok naif, çok beyefendi dediğim kişilere küfür ettiren bu trafikte benim gibi acemilerin hiç şansı olacağını düşünmediğimden girişmiyorum o işlere. O kadar cesur değilim anlayacağınız.

Gelelim yayalalara… Ah! Hele bir de yayaysanız, “yav efendim burası yaya geçidi öncelik benim bak” serzenişleriniz sadece ukala bir bakışı beraberinde getirir. Ben çok denedim, yol veren çok nadir. Ha size yol veriyorsa birileri saygıyla eğiliniz efendim önünde. Onlar nadir bulunur, kıymet verelim.

Her şeye alışıyor insan bir süre sonra. Ama o korna sesi. O inatla sinir sistemini alt üst uyarıcı ses.

Sürücülerin yayalar karşısındaki duruşunu da yine o kornalar belirliyor. Daha 2 metre öteden başlıyorsa o korna çalış, girmeyin o topa. “Ama geçerdim” fikrine hiç kapılmayın. O öncelik, ona ait.

Ah diyorum madem her şeyin bir ayarı var bu hayatta. Acaba şu kornalara da mı bir ayar verilse. Mesela korna çaldığı kadar benzinden yese. Kornalar benzinle çalışsa.

Biraz sessizlik…

Düşüncesi bile ne güzel!

Bir trafik haftasını daha başarılardan çok başaramadıklarımızdan konuşarak geçiriyoruz anlayacağınız.

Şairlere konu olan ölümlere sizin sebep olmamanız dileğiyle:

“İçimde kaynayan bir mahşer var
Bu mahşer birde annelerinin kalbinde kaynar
Çünkü onlar yün örerken pencere önlerinde
Ya da çamaşır sererken bahçelerinde
Birden alıverirler kara haberini
Okul dönüşü bir trafik kazasında
Can veren oğullarının”