Ateş: Ney tefekküre açılan bir penceredir

“Ney tefekküre açılan bir penceredir” diyen Neyzen Ahmet Ateş, mütevazı atölyesinde hem ney eğitimi veriyor hem de yaptığı neyleri isteyenlere ulaştırıyor.

18 / 03 / 2017 18:18

(Adil HİLAL-İPEKYOL)

Ahmet Ateş, 1986 Şanlıurfa doğumlu bir genç. Ateş dedesinden aldığı el becerisi ve çocukluktan ney enstrümanına olan merakını yıllar içinde geliştirerek hem ney üflemeyi hem de ney üretmeyi başardı. Başka müzik enstrümanlarıyla bu yeteneğini geliştiren Ateş, şu anda ürettiği neyleri hem yurt içine hem de yurt dışına gönderiyor. Doğu ve Güneydoğu’da ney yapımında ve ney öğretiminde tek isim olduğunu belirten Ateş’le mütevazı ney atölyesinde Gazete İpekyol olarak neye dair bir sohbet gerçekleştirdik.

Müziğe olan merakınız nereden geliyor? Aileden müzisyen var mı?

Müzik aileden geliyor bizim. Dedem de müzikle alakalı işler yaptı. Eski Urfa takımı dediğimiz Ahmet Uzun, Akif Hoca, Halil Hafız gibi kıymetli üstatların bant kayırlarına babam çok meraklıydı. Babamdan dolayı çocukluğum bu sanatçıların kasetlerini dinlemekle geçti desem yeridir. Daha sonra 13-14 yaşlarında Şanlıurfa’da bir Mevlevihane açıldı. Orada tasavvufi müzikleri yapılırdı. Müziğe ritim olarak ilk olarak orada başladım. 7 yıl boyunca ritim çaldım. Daha sonra Konya’dan misafirler geldi Mevlevihane’ye neyzenciler, kanuncular vs. tam takım olarak geldiler. O zaman ney bende başka bir boyuta götürdü ve ney aşkı bende başlamış oldu. Aradan birkaç yıl geçtikten sonra Şanlıurfa’nın 40 yıllık neyzeni Abdulkadir Karakuş’dan biraz ders aldım. Çeşitli eğitim alanlarında ney dersi aldım. Daha sonra Şanlıurfa’da isim yapmış kişilerden de istifade ettim. Bu şekilde ney üflemeyi öğrendim. Daha sonra da Şanlıurfa’da ney yapan bir yerin olmadığını gözlemledim. Ney tamiri yaparken bazı sıkıntılar yaşıyorduk. Ney eğitimi 2 yıl sürdü. Günde 4-5 saatimi ney öğrenmeye ayırmıştım. Ney üflemeyi öğrendikten sonra ney yapımına başladım. İlk olarak bu işi evde yapmaya başladım. Evde bir odada kurduğum atölyede 1 yılımı geçirdim. Çok başarılı oldum denilemez. Bir yıldan sonra kendimi daha da geliştirerek bu sıkıntıların üstesinden geldim. Bu süreçten sonra atölye açmaya karar verdim. Açtığım sırada bu işi bilen kişilerden de destekler aldım. Bu işin ustalarına ulaştım. İstanbul’da, Konya’da, Hatay’da ney ustalarıyla istişare ettim. Onlara yaptığım neylerden örnekler gönderdim. Tek başıma olmama rağmen olumlu sonuçlar aldım. Yaptığım çalışmaların meyvelerini alıyorum şu an ilk başladığım günle bugün arasında 10 yıl geçti. Yaptığım ney çalışmalarıyla Türkiye’de ilk 10’a girebileceğimi düşünüyorum. Yaptığım ney çalışmalarımın kamıştan dolayı taklit etmeleri güçtür.

Ney bu topraklara yabancı bir enstrüman mı?

Hayır, kesinlikle yabancı değil hatta öteki şehirlere göre daha çok yaygınlaşmış. Şanlıurfa’da Mevlevihane Camisinde 1800-1900 yıllarında çokça ayin yapılmıştır. Hatta semazenlerin ney müziği ile uçtuğu bile rivayet edilir. Zaten dini bakımdan da birleşmiş bir şehir olduğundan bu tür müziklere yabancı olmamız düşünülemez. Neyin diğer enstrümanlardan farkı kendi nefesinizle ruhunuzu üflemek gibi olduğu için neyin diğer enstrümanlar arasında ayrı bir yeri olduğunu düşünüyorum. Ruhunuzdan üflediğiniz zaman ortaya manevi bir duygu çıkıyor.

Birçok aliminde icazet verdiği bir enstrüman olması hasebiyle de din ile yakından bir bağı var. Ney müziği dinlediğiniz zaman ilahinin o mistik havasını hissedersiniz zaten. Şahsım olarak ney dinlediğim veya çaldığım zaman manevi bir boyuta gittiğimi söyleyebilirim.

Sıra gecelerinde ney enstrümanının olmamasını neye bağlıyorsunuz?

Sıra gecelerinde ney yoktur. Ancak daha eski yani Divan Edebiyatı döneminde sıra gecelerinde ney çalındığı bilinmektedir. Şimdilerde ise sadece özünden koparılarak davullu zurnalı hareketli bir hale gelmiş sıra geceleri.

Neye olan ilgi Şanlıurfa’da nasıl?

Şanlıurfa’da neye olan ilgi yüzde 20’lerde şu an. Daha çok Şanlıurfalı değil de dışarıdan gelen öğrenciler, memurlar gibi kesimler tercih ediyor. Ney temelde olmayan bir enstrüman Şanlıurfa’da o yüzden de her kesime aşılamak biraz zaman alacak bir şey.

Ney için gerekli malzemeleri nereden temin ediyorsunuz?

Ney enstrümanı için gerekli kamışları daha çok Türkiye’de denizin, nemin ve dağlık alanların uçurum kenarlarında bulunuyor. Şanlıurfa’da yetişmemesinin sebebi Urfa’da nem fazla yok. Yetiştirmek istedim ancak iklim şartlarından dolayı mümkün olmadı.

Bir neyin maliyeti ne kadar oluyor?

Gelen kamışlar en azından sizde iki yıl kalıyor. Güneş görmeden iki yıl beklemesi gerekiyor. Yapım aşaması da üfleyiş aşaması da sabırla oluyor. Bunu fiyatlandıran da sabrı oluyor. Örneğin akordu düzenli olanları kılıfıyla birlikte yaklaşık 150 liraya veriyoruz. Daha kaliteli isterlerse bu fiyat değişebiliyor.

Öğrenmek isteyenlere herhangi bir ders veriyor musunuz?

Evet, burada ders veriyorum.

Neyin Urfa’da tutulması ve rağbet görmesi için herhangi bir uğraş veriyor musunuz bunun dışında?

Ankara’da enstrüman yapım sınavına girdim. Kazandım sınavı. Şimdi Kültür Bakanlığında Ney Yapım Sanatçısı unvanını aldım. Önümüzdeki günlerde Kültür Müdürlüğünde hem ney yapım dersi hem de ney üfleme dersi vermeye başlayacağız inşallah. Şu anda ders vermek için orada gerekli malzeme ve atölye kurma aşamasındayız. Orada başladıktan sonra Urfa’da ney adına önemli bir katkı sağlamış olacağız diye düşünüyorum.

Ney öğrenmek uzun sürüyor mu peki?

Öğrenci en azından günde 1 saatini neye verse, bir ayda 3-4 eser geçer. Çalışma süresi artsa bu süre daha da kısalır. Tamamen kişinin kendi çalışmasına bağlı. Diğer enstrümanlara göre biraz zor.

Neyin dışında başka bir enstrüman çalıyor musunuz?

Biraz kanun var, bir ud var, bir de klasik keman var. Sevdiğim enstrümanları çalıyorum.

Kendi kendinize mi öğrendiniz bunları?

Nota bildiğimiz için geriye kalan enstrüman üzerindeki seslerin yerini öğrenmek.

Geçişler kolay oluyor mu?

Geçişler neyden daha kolay oluyor. Neye göre daha basit geliyor.

Nasıl üretiyorsunuz neyleri?

Adana, Hatay, Mersin, Antalya bölgesinden toplanan kamışlar 2 yıl bekliyor bizde. 13 çeşit ney var. 13 farklı tonlarda. 2 yıl bekledikten sonra kaba ölçüye göre kesiyorsun, biçiyorsun. İnce ölçüde akort atarken ney kendisi belirliyor onu. Örneğin neyde 28 ses vardır. Belirli sesleri oturtmanız lazım.

Flütten veya kavaldan farkı nedir neyin?

Flüttün çok farklıdır. Neyin içini belirli ölçüde boşaltırız. İçini boşalttıktan sonra alttan bir boğum, üsten bir boğum fazla bırakırız. Onu üfleye üfleye yani akordu bula bula, dünya müziğine uyan akort cihazından yardım alarak son halini vermeye çalışırız.

Çin malı dediğimiz plastikten yapılan neyler de görüyoruz.

Plastik olanlar fabrikasyon. Aynı tadı vermiyor. Kamışta saç teli gibi milyonlarca lif var. Neyde 9 boğum ve 7 perde olduğu için İnsan-ı Kamil’e benzetirler. Hz. Mevlana da insana benzetmiş. Kamışın sazlıktan kendi vatanından kesilmiş olması, bizim de kendi manevi alemden kopup dünyaya gelmemiz, aslında neyin manevi boyutu buradan başlıyor. Sesi de kendi nefesimizden ve ruhumuzdan olduğu için, Allah’ın insanı yaratmadan önce kendi nurundan üflediği için insana benziyor.

Kendi yaptığınız besteleri kayıt altına alıyor musunuz?

Taksim olarak sosyal medyada paylaşıyoruz. Youtube’de vardır. Birkaç tane notaya aldığım var.

Kendinize örnek veya model aldığınız bir sanatçı var mı?

Üfleyiş olarak en çok beğendiğim Sadrettin Özçini var. Kültür Bakanlığı sanatçısıdır. Çok güzel bir nefesi var. 50 yılın vermiş olduğu bir tecrübe var kendisinde. Ondan sonra Burcu Kaya var. Bayan neyzen, onun da nefesini beğenirim. Bunlar örnek aldığım insanlar. Artı ders kayıtlarını bazı tanıdık arkadaşlarım bana gönderir onları da ders amaçlı çalışırım. Örneğin Urfa’da ney dersi veren bir isim yok. İstanbul’da var.

Ney çalarken neler hissediyorsunuz?

Ney farklı bir alem. Ney çalarken hiçbir alette hissedemediğiniz hissiyatı neyde duyabilirsiniz. Kimsenin hesaba almadığı bir yerden, hiçbir tohumun olmadığı bir bitkiden…Su kamışı…En büyük özelliklerinden biri ekstra doğal olması.

Dünyaya yayılan bir enstrüman değil mi?

Aynen, bir de bizim Klasik Türk Müziğindeki sazlardan biridir. Örneğin eski Türk Müziğinde akort yaparken sazlar neye uyarak akort yaparlarmış. Ney başlı başına bir assolisttir.

Örneğin Urfa’daki mevlitlerde el deflerini görüyoruz. Ney de kullanılabilir mi?

Urfa’daki mevlitlerdeki ilahiler Urfa Mahalli Müziğine göredir. Onlar da daha çok ney değil de kavala gider.  Mevlitlerde neyin çalınması uygundur ancak ya mevlit okuyanların neye uyması gerekir ya da neyin mevlit okuyanlara uyması gerekir. Neyde okunan makamlardan biri olan Saba makamı ölümü hatırlattığından dolayı taziyelerde okunuyor.  ‘Saba’ makamının günün herhangi bir gününde herhangi bir saatinde dinlediğinizde ölümü hatırlıyorsunuz ister istemez. Yani kısaca anlatmak gerekirse ‘ney tefekküre açılan bir penceredir’ desek yanlış olmaz herhalde.  Osmanlı döneminde sanata önem verildiği kadar ney enstrümanın da o dönem de çok büyük kıymeti vardı. Günümüzde de öyle olsa da diğer enstrümanlar kadar öneme sahip değil. Belki de öğrenmesi biraz daha zor olması da bunu etkileyen nedenlerden biridir.