Eyyübiye'nin yeni yüzü 'Turizm yolu' olacak

Cazibe Merkezleri Programı kapsamında kabul edilen ‘Turizm Yolu’ projesi Eyyübiye’nin çehresini değiştirecek. 70 milyon bütçeli projeyle Hz İbrahim ile Hz. Eyyüp Makamı arasındaki yolda cephe düzenlemeleri, yol genişletmeleri, yeni bulvarların yapılması, kale etrafının temizlenmesi, ticari merkezlerin oluşturulması ve burada turizme canlılık kazandırılması hedefleniyor.

10 / 02 / 2017 11:36

(Röportaj: Özlem KOÇHAN-İPEKYOL)

Eyyübiye ilçesi, Belediye Başkanı Mehmet Ekinci’nin tabiriyle ‘nöbetçi yoksulluğun yaşandığı’ bir ilçe. Kırsaldan kente bir geçiş noktası olarak kullanılıyor ilçe. Zenginleşen nüfus zamanla başka yerlere göç ediyor. Mevsimlik tarım işçiliği, madde bağımlığındaki yoğunluk, eğitim seviyesinin düşüklüğü ilçenin dezavantajlar… Ama ilçenin aynı zamanda avantaları da mevcut. Şanlıurfa’yı sembolize eden hemen hemen bütün dini ve turizm mekanlarının bu ilçede olması, Şanlıurfa’nın en büyük ve en genç nüfusuna sahip olması ilçedeki potansiyeli ortaya çıkaracak avantajlardan. İşte ilçenin bu potansiyeline katkı sağlayacak bir proje geçtiğimiz günlerde kabul edildi. ‘Turizm Yolu’ projesiyle ilçenin çevresinin değişmesi hedefleniyor. Biz de Gazete İpekyol olarak Eyyübiye Belediye Başkanı Mehmet Ekinci’yle ilçenin bir panoramasını çizmeye çalıştık.

Belediye başkanlığınızın başladığı günden bugüne yani 2017 yılına kadar değerlendirmiş olursak neler söylemek istersiniz?

Öncelikle hoş geldiniz diyorum. Gazete İpekyol yaptığı habercilikle gerçekten ilimizde yara olan konulara parmak basıyor bu anlamda tebrik ediyoruz. Basının da zaten görevi bizim görmediğimiz gerçekleri yapıcı bir şekilde bize göstermektir. Tabi Eyyübiye ilçesi sizin de malumunuz diğer ilçelerden farklı. Şöyle farklı; Eyyübiye ilçesi enleri kendisinde barındıran bir ilçe. Bu iyi anlamda da kötü anlamda da. Kötü anlamda söyleyecek olursak dar gelirli bir ilçe olması. Dar gelirli insanların yüzde 60 olduğu ve yine yüzde 60’ı ilkokul mezunu olması. Eğitim seviyesinin en düşük olduğu ilçe, gecekondulaşmanın olduğu bir ilçe. Bu da şehirdeki yerleşim alanının yüzde 70’ine yakın. Çok ciddi bir rakam. Tabi madde bağımlıları konusu ayrı bir konu. Kısıtları olan bir ilçe, yeşil alan konusunda, sosyal alan konusunda, sosyal, kültürel alan konusunda… Bunlar tabi ki olumsuz alandaki enler ama diğer anlamda diğer taraftan bakacak olursak olumlu anlamda enleri de kendisinde barındırıyor. En genç nüfus, Şanlıurfa adına marka olmuş bütün mekanlar ilçemiz içerisinde. İşte Halil İbrahim Makamı Hazreti Eyyüp Peygamber Makamı, Balıklıgöl, Haleplibahçe’miz, Mozaik Müzesi, Şanlıurfa kalemiz eski Urfa diye adlandırdığımız sur içi evleri, konaklı çarşılar en fazla olan, çarşılar onlar da tabi bizim ilçemizde. Şanlıurfa’da bin 169 tescilli yapı var yanılmıyorsam. Bunların yüzde 90’ı yine ilçemiz sınırları içerisinde bir tarafta olumlu bir tarafta olumsuz anlamda enler var. Bunlar tabi ki olumlu anlamda enlerde şehrimizin iyi bir şekilde istifade ettirmek adına yapılması gerekenler var. Bunlarla ilgili çalışmalar var. Olumsuz anlamdaki enleri de olumluya dönüştürmek veya aza düşürmek anlamında çalışmalarımız var. Dolayısıyla nüfusun en fazla olduğu yani Suriyelilerin dışında ben 100 bin diyeyim siz 150 bin deyin Suriyelilerle ilgili öyle bir rakam var. Ve böyle yeni kurulan bir ilçede de yeniden bu ilçeyi planlamak, projelendirmek geleceğe taşımak tabi ki zaman gerektirir, emek gerektirir. Geldiğimiz andan itibaren de yaptığımız sosyal anket çalışmasıyla ilçemizin fotoğrafını ortaya koyduk. Bu fotoğrafı doğru bir şekilde okuyarak stratejik planımızı oluşturduk. Bu planı oluştururken bütün paydaşlarımızı işin içine kattık. Kanaat önderlerinden, meclis üyelerine, sivil toplum örgütlerinden kamu kurum kuruluşlarına kadar bu şehirde, bu ilçede yaşayan herkesin söz söyleme hakkına sahip olduğunu söyledik ve herkesin sözünü dinleyerek stratejik planımızı oluşturduk. Bu plan sonrasında da biz hızlıca faaliyetlerimize giriştik. Sosyal alanda, fiziksel alanda yapılması gerekenleri yaptık, yapıyoruz. Geldiğimiz nokta itibariyle 3 yıl geride kaldı. Bu süre zarfında eğer geriye dönüp baktığınız zaman hedeflediğiniz her şeyi yapmış mısınız diye sorarsanız. O zaman şöyle cevap vermek zorunda kalırım. Tabi ki hedeflediğimiz her şeyi yapmamışız. Bazı konularda daha fazlasını yapmışız bazı konularda da örneğin bizimle ilgili olmayan konularda da, bizimle ilgili olmadığından belki ulaşamamışız ama bahane de üretmek istemiyoruz. Siyaset bahane üretme yeri değildir. Siyaset çözüm üretme yeridir. Bu anlamda da stratejik planımızda bütçe ölçeğinde yapabileceklerimizin hepsini planladık ama geldiğimiz nokta itibariyle daha fazlasını yaptığımızı görüyoruz. Bu yeterli mi? Değil. Yılların getirdiği bir ihmal edilmişlik var. Halen ortada kırsaldan kente geçişin ilk durağı Eyyübiye ilçesi. Kırsaldaki hayatı şehirde de yaşamak anlamında bir takım talepler var.

Ne gibi talepler bunlar?

Hayvancılık faaliyetleriyle uğraşan vatandaşlarımızın şehirde de evinin altında bu faaliyetleri sürdürme istekleri… Bu da bizi ciddi yoran bir husus ama şehirde yaşamanın getirdiği kurallar var. Şehirde yaşayan herkesin bu kurallara uyması gerekmektedir. Tabi bu bizi biraz yoruyor. Diğer taraftan da şu var; kırdan kente entegre olmaya çalışırken günlük anlamda, sosyal anlamda ekonomik anlamda, siyasal anlamda özellikle ekonomik anlamda hedeflediği yere gelenler de ilçeden hemen başka bir yere göç ediyorlar. Dolayısıyla ekonominin getirdiği değişimden bu ilçe fayda görmüyor. Bu da ilçede nöbetçi yoksulluğun yaşanmasına sebep oluyor. Nöbetçi yoksulluğun süreklilik arz etmesine sebep oluyor. Bu da şunu gösteriyor evet ilçemiz bu anlamda zorlukları olan bir ilçe ama tarımın, ticaretin, turizmin merkezi olan ilçemizde yeni cazibe merkezleri oluşturmak kaydıyla hedeflediğimiz fiziksel dönüşümü de sosyal dönüşümle entegre ederek yerine getiriyor getirmeye çalışıyoruz.

Bu anlamda dezavantajlı ilçe olarak konumlandırdık Eyyübiye’yi. AMATEM’le ilgili olarak Büyükşehir Belediyesiyle bir protokol imzaladınız madde bağımlılarının tedavisi için. Şu anda bu süreç nasıl işliyor?

Biz sorunların üstüne üstüne gidiyoruz; sorunları hasıraltı etmiyoruz. Bunlar bir gerçektir ve bu gerçeklerle yüzleşmemiz lazım. Biz yüzleştiğimiz ölçüde bu sorunları çözebiliriz ama böyle bir sorun yok deyip halı altına süpürürsek an gelir ki artık müdahale etmek istesek de gücümüzün yetmeyeceği bir ortam oluşur. Dolayısıyla biz göreve geldikten beri sadece AMATEM değil hem rehabilitasyon köyü ve tabi ki YEDAM’ı da sizler de takip etmişsinizdir. YEDAM merkezinin açılmasıyla beraber biz madde bağımlılığı konusunda ciddi çalışmalar yaptık.

Neler bunlar?

Öncelikle Aile Sosyal Politikalar ve Çalışma Bakanlığı ile rehabilitasyon köyü oluşması konusunda bir çalışmamız oldu. Yatırım programına aldırdık ve yaklaşık 7 milyon liralık proje ihale aşamasına geldi. Yerle ilgili sıkıntılar vardı. Biz belediye olarak gerekli imar planını da yaptık. Bir vatandaşın dava açmasıyla şu anda o süreç devam ediyor yani orda şöyle tarif edeyim. O yer kamu yeridir ama başka bir vatandaş bu kamu yerinde ‘benim hakkım var’ deyip dava açıyor. Yani bir il için çok önemli bir proje iki yıldır yatırım programına alındığı halde başlatılamıyor. Dava sonucu bekleniyor. Böyle bir sistem var. AMATEM konusunda da biz büyükşehir belediyemizle bir protokol imzaladık. Çünkü bizim bir metrekare yerimiz yok. Eyyübiye Belediyesinin alan konusunda hiç yeri yok. Fiziksel alana ihtiyacımız var bu projeleri gerçekleştirmek için. Bunlar için de başka kurumlarla işte yeri geldikçe Milli Eğitimle yeri geldikçe valilikle yeri geldikçe Büyükşehirle yeri geldikçe başka bir kurumla protokoller imzalamak kaydıyla alan temin etme yoluna gidiyoruz. Bu kapsamda da büyükşehir belediyemizle bir protokol imzalamadık. AMATEM’in kurulmasıyla mevcut sıkıntı çeken bu madde bağımlılarına yönelik ilk teşhis tedavi noktasında bir uygulama olacak ama tabi ki AMATEM çözüm değildir. Onu da ifade edeyim yani bu maddeye erişimin engellenmesi gerekiyor. Bir yerde bu da bir topyekun mücadele gerektiriyor. Bu narkotik terör olarak tanımlanıyor biliyorsunuz. Yine madde bağımlılığıyla kimin uğraşı varsa biz ona maddi manevi destek veriyoruz. STK’ların bazı çalışmaları oldu. Maddi manevi desteklerimizi verdik kendilerine. En son Yeşilay Danışmanlık Merkezi Türkiye’de 3.merkezini ilçemizde açmış bulunduk. Cumhurbaşkanımızın Eşi Emine Erdoğan Hanımefendi tarafından da açılışı yapıldı. Şu anda da merkezimizde uzman psikolog ve uzman personelle hizmete başlamış bulunmaktayız. Oraya gelen vatandaşlarımızla yönelik ilgili ciddi çalışmalar yapılmaya başlandı.

Eğitimde de yine ciddi sorunlar olduğunu ilçe olarak değerlendirdiniz. Buna sebep olarak mevsimlik tarım işçiliği de ön plana çıkıyor. Çocuklar okul başlamadan veya okul bitmeden başka illere gitmek zorunda kalıyor. Bununla ilgili Milli Eğitim ile herhangi bir çalışma içerisine girdiniz mi veya bununla mücadele kapsamında neler düşünüyorsunuz?

Tabi mevsimlik tarım işçileriyle ilgili biliyorsunuz derneklerimizle zaman zaman bir araya geliyor toplantılar düzenliyoruz. Yine TBMM'de bununla ilgili bir komisyon kuruldu. Komisyon çalışmalarına da katılıyoruz, raporlarımız da var. Bu da yine hem ülkemiz hem bölgemiz hem ilçemiz açısından ciddi bir sorun. Bununla ilgili olarak da tabi devletin bir politikası var, bir çalışması var. Yani bulundukları yerde eğitim faaliyetlerine devam edebilmeleri için çalışma ve uğraşlar var ama bu da bir gerçek ki, bu sorun tam olarak ortadan kalkmaz. Neden tamamen ortadan kaldırılamaz? Bu iş konusunda başka bölgelerden talep olduğu sürece bu ailelerin bu sıkıntısı devam edecektir. Ama amacımız mümkün olduğunca bu sorunu asgariye düşürmek. Biz bu konuda yapılan bütün toplantılara katılıp düşüncelerimizi açıklıyoruz ve sorumlu kalmaya çalışıyoruz ama bu sorun dediğim gibi bugün veya yarın bitecek bir sorun değildir.

Bu arada tapu sorununa da değinelim konu açılmışken. Bununla mücadeleniz nasıl olacak?

Tapu sorunu yılların getirdiği bir sorun. Zaman zaman hükümetler bununla ilgili yasalar çıkarmışlardır. Bu yasadan da istifade etme hakkına sahip olan vatandaşlarımız maalesef zamanında müracaat etmemişler. Hukukçularımızla, uzman personellerimizle yine ilgili kurumlarla bir araya gelerek bu sorun nasıl çözülür diye bir raporlama çalışması yaptık. Çıkan rapor sonucunda belediye olarak yapılacak bazı uygulamalar var. Bu uygulamalar içerisinde tapu dağıtımına başladık. İmar düzenlemeleriyle Akşemsettin’de, Topdağı’nda, Eyyüp Nebi’de bu çalışmalarımız mevcut. Diğer taraftan bizi aşan konular var. Bunlarla ilgili yasalar çıkması lazım veya daha önceki yasaların revize edilmesi gerekiyor. İlgili bütün taraflardan gelen raporlar doğrultusunda bir yasa teklifi haline getirilerek TBMM'ye başta sayın bakanımız olmak üzere, sayın vekillerimize ve tabi ki Çevre ve Şehircilik Bakanlığına da bu raporlarımızı verdik. Umarım kısa bir dönemde bu ayrı bir yasa olarak veya torba yasa olarak meclisten çıkar.

Kentsel dönüşüme değinecek olursak. Örneğin bazı büyükşehirlerde ilçeler TOKİ’yle veya kendi bünyelerinde oluşturdukları bir birimle kentsel dönüşümü yürütüyorlar. Sizin kentsel dönüşümle ilgili öyle bir fikriniz ve projeniz var mı?

Kentsel dönüşüm biliyorsunuz yasa gereği büyükşehirlerin yetkisinde. Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi de yeni kurulmuş bir belediye. Geniş bir hinterlanda sahip. Bunun getirdiği bir durumdan dolayı bizim açımızdan öncelikli olan konular belki büyükşehir belediyesi açısından öncelikli olmayabilir. Bunu da gördükten sonra biz büyükşehir belediyemizden yetki devri talep ettik. Aldığımız yetki kapsamında da Onikiler Mahallesi’nde kentsel dönüşüm projemizi bitirdik. Finansal konuda da ilgili kurumlardan destek talep ettik ve protokoller imzaladık. Diğer taraftan sayın cumhurbaşkanımız ilimizi ziyaret ettiğinde biliyorsunuz bir şehit ailesini de ziyaret etti. Mevcut durum kendisi tarafından da müşahade edildi ve bunun sonucunda da aynı gece bizi çağırarak bu konuda TOKİ başkanıyla sayın bakanımız da vardı ve gerekli talimatları verdi bu konuyla ilgili hemen akabinde de TOKİ’ye 4 milyon 750 bin metrekare alan gibi bir alan TOKİ’ye bedelsiz bir şekilde devir gerçekleşti. Boş alanlarda konutlar yapıp bir nevi vatandaşları oraya aktararak boşalan yerlerde bir çalışma var şu anda. Bu çalışma da iyi bir şekilde ilerliyor.

Said Nursi Müzesi ile ilgili çalışmalarınız hangi aşamada?

Said Nursi Müzesi, Şanlıurfa valimiz Sayın Güngör Azim Tuna’nın projesidir. Bu proje kapsamında da böyle bir çalışma içerisinde olabileceğimizi ifade ettik. Dolayısıyla ortaklaşa bu projeyi yürüteceğiz. Şu anda metruk bir yer var. O yer ile ilgili başta kiralama yöntemini düşündük. Eyyübiye meclisimizden de bunun kararını aldık. Daha sonra muhtemelen kamulaştırma yöntemiyle orayı alarak oranın restorasyonunu yaptıktan sonra kısa bir süre içerisinde Said Nursi Müzesini halkımıza sunacağız.

Yüksek gerilim hatlarıyla ilgili bazı sıkıntılar da yaşanıyor Eyyübiye’de. Bu sıkıntıları gidermek için neler yapıyorsunuz?

Yüksek gerilim hatları da yine ilçemiz içerisinde neredeyse boydan boya ilçemiz üzerinden geçiyor. Ve gecekondunun getirmiş olduğu problem nedeniyle evlerin altında insanlar evler yapmışlardır. Bu konuda çok ciddi, ölümle sonuçlanan kazalar olmuştur ve olmaya da devam ediyor. Dün itibariyle üç vatandaşımız aradı. Bu sıkıntı ile ilgili bir şeyler yapılması talebinde bulundular. Orada imar çalışmasından dolayı 30 metrelik bir yol çalışması var. Şu anda o yol işgal edilmiş durumda. Bunun bir şekilde aşılması gerek hem insan sağlığı açısından hem de kent ulaşımı açısından gerekli. Ulaşım konusunda yolun genişliği büyükşehir belediyesinin elinde. Yine işin içinde bizzat yer almamız için büyükşehirden yetki talep edeceğiz. Bu konu maddi konuda da bir yük bindiriyor bizlere ama neticede vatandaşların talep ettiği bir hizmet. Bu konuda da resmi yolla başvurumuzu yaptık. Bu ayki büyükşehir belediye meclisinde mevcut yüksek gerilim hattıyla DEDAŞ nezdinde yapmış olduğumuz görüşme sonunda buradaki sorun da inşallah bir şekilde hafifleyecektir.

Yeni kurulmuş bir belediyesiniz. Belediye olarak borcunuz var mı?

Biz geldiğimiz günden bu yana fiziki projelere başladık. 832 konutlu projeyi hayata geçirdik. Bunlardan 265 tanesi de bitmiş durumda. Şu anda 30 milyon lira değerinde bu konutlarımız. Belediye olarak herhangi bir borcumuz yok. Yapacağımız projeler ile ilgili de finansman sorunumuz yok. Şu an yasal anlamda kısıtlamalardan dolayı bazı şeyler gerçekleştirilemiyor. Maddi anlamda yapma gereği duyduğumuz ve yapamadığımız hiçbir projemiz yok.

Kalkınma Bakanına sunduğunuz projeler Eyyübiye’ye neler getirecek?

Turizmin Şanlıurfa’mız için ne kadar önemli olduğunu herkes biliyor. Dolayısıyla turizm denince akla Eyyübiye geliyor. Bu konuda da yine sayın valimizle görüştük. Hz. İbrahim ve Hz. Eyyüp makamı arasındaki yolu turizm yolu olarak tanımlanmasını ve bu turizm yolu çalışması kapsamında da bazı yerlerde cephe genişletmeleri, bazı yerlerde yol genişletmelerin, bazı yerlerde yeni bulvarların yapılması, kale etrafının temizlenmesi, ticari merkezlerin oluşturulması ve burada turizm anlamında canlılık kazandırılması anlamındaki bir proje bu. Bu projenin toplamda bütçesi 70 milyon lira bu projenin başvurusunu yaptık. Kalkınma Bakanlığına da projemizi sunduk. Geçtiğimiz haftalarda bakanımızın ilimizi ziyaretinde tekrar dile getirdik. Büyükşehir belediyesinin destekleriyle bu projenin Eyyübiye için önemli olduğunu dolayısıyla hazırlamış olduğumuz projede sayın bakanımızın da onayından geçmiştir. Yaklaşık 70 milyon liralık bütçeli proje ilçemiz açısından gerçekten çok ciddi bir adımdır. Bu proje sadece Eyyübiye için değil Şanlıurfa için de ciddi bir adım.

Eyyübiye Belediyesinin idare binası ile ilgili yerel seçim öncesinde trafik ve nüfusun az olduğu bir yerde yapmak istediğinizi ve zaten yoğun olan bir yeri daha da yoğunlaştırmayacağınızı söylemiştiniz. Yeni bina için AK Parti İlçe Başkanlığı karşısı yani fidanlıkların arkasında olacak diye duyumlar var. Sizin bu fikrinizi değiştiren olay ne oldu?

Daha önce de ifade etmiştik. Şehirlerin batıya doğru geliştiğini hep söylüyoruz. İbn-i Haldun 14. yüzyılda şehirlerin kuruluşuyla ilgili düşüncesinde iklimlerin de dikkate alınmasını söylemiştir. Biz de bu söylemden hareketle ilimizde hakim rüzgarların batıda olduğunu dolayısıyla batıya taraf gittiğimizde tarıma elverişsiz alanlarının olduğunu dolayısıyla tarım arazilerinden uzak bir yerde olması kamu binalarının da cazibe merkezleri olmasından hareketle şehrin o tarafa doğru kaydırılmasını daha önce de ifade etmiştik. Anlayışımızda değişen bir durum yok. Alan konusunda hazine olduğu halde maalesef oradaki bütün parseller davalı. Vatandaş bir şekilde ağaç dikiyor oraya. Ondan sonra ben burada işgalciyim diyor. Sonra bir dava açıyor. Biz 3 yıldır bunu bekliyoruz. Sadece o değil. Cazibe merkezi olması dışında Şanlıurfa mimarisine tarihi projeye uygun bir mimariye sahip olmalı. Bunun için de çok ciddi bir uğraş vermek gerekiyor. Bugüne kadar hizmet binasını gerçekleştirmediğimizin nedeni budur. Bu anlayışımız değişmiş değildir. Sadece alan konusundaki sıkıntılardan dolayı gerçekleştirilmemiştir. Ama şu da bir gerçek ki şu anda uygun görülecek bir alanda hızlı bir girişimiz olacak. Bu girişimimiz, bulunduğu alanı dönüştürmek için dönüşmeyi tetikleyecek bir bina olacak.

Sosyal medyayı sık kullanan bir isimsiniz. Sosyal medya üzerinden en fazla şikayet ve en fazla olumlu yönde gelen eleştiriler neler?

Sosyal medya günümüzde çok önemli ve algı yönetim konusunda hakikatten çok önemli. Biz her alana dokunmaya çalışıyoruz. Bölge için, vatandaş için önemli hususları sosyal medya aracılığıyla paylaşıyoruz. Bunları gerçekleştirirken de haliyle zaman zaman şikayetler alıyoruz. Aldığımız şikayetler şöyle; bütün vatandaşlarımız mahallelerinde hızlı bir şekilde hizmet görmek istiyorlar. Bu hizmetler de yılların ertelenmişliğinin getirmiş olduğu hizmetlerdir. Bir anda her yere ulaşamazsınız. Belli plan ve programlar dahilinde bunları gerçekleştiriyorsunuz. Mesela bitişik mahallede parke çalışması varsa, yan taraftaki sokakta yoksa çok ciddi eleştiri oluyor. Daha sonra oraya da gelecek aslında. Aldığımız eleştiriler yaptığımız hizmetlerden dolayıdır. İlimiz içerisinde, ilçemiz içerisinde bazen hak etmediğimiz eleştirilere de maruz kalıyoruz. Birilerin de, özellikle de nasırına bastığımız kişiler algı oluşturmak kaydıyla yaptığı çalışmalar da vardır. Netice olarak hepimiz inançlı insanlarız. Bu konuda biz üzerimize düşen görevi yerine getirirsek ve niyetimiz hayır olursa akıbetimizin daha iyi olacağını biliyoruz. Bu eleştiriler yapıcı olduğu zaman istifade etmeye çalışıyoruz.

Referandum anlamında sizin yapacağınız çalışmalar neler olacak?

Eyyübiyeli kadınlarımız için bir bilgilendirme toplantısı düzenledik. Daha sonra gençlerle yapacağız. Sonrasında da STK’larla yapacağız. Yeni anayasanın getirdiği getireceği avantajları kendilerine anlatacağız. Dolayısıyla da Şanlıurfa’da ‘evet’ noktasında ciddi bir oyun çıkacağını biliyoruz. Amaç her il her ilçe kendi rekorunu kırma peşinde olacaktır. İlçe olarak da biz il merkezi içerisinde inşallah en fazla oyun çıktığı ilçe olacağız. İlçelerimiz arasında da bu konuda tatlı bir rekabet vardır. Ama hiçbir zaman biz iyi oy alalım da başkası kötü oy alsın gibi bir anlayışa sahip değiliz. Bu anlayış bizim kitabımızda yazmaz. Biz toplam başarıdan yanayız. İlçe olarak da hedefimiz yüzde 80. İl genelinde de yüzde 75’i geçeceğimizi düşünüyorum.

Yeni bir Kanun Hükmünde Kararname daha yayımlandı, FETÖ soruşturması kapsamında belediyelere yansımasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Türkiye genelinde ya da Şanlıurfa, belediye üzerinden değerlendirecek olursanız.

Kanun Hükmün Kararnamelerle ülkeye, millete aidiyet duygusu olmayan insanlarla kamu yolunu ayırıyor. Kamu içerisine sirayet etmiş, başkalarına hizmet eden kamuya, devlete, millete değil de başkalarına, belli bir gruba, bu ülkenin iyiliğini istemeyen terör örgütü olduğu her halinden belli olan FETÖ ile çalışanlarla kamu elbette yollarını ayıracaktır. Bu olması gereken bir durumdur. Bu anlamda da 15 Temmuz süreci sonrasındaki durumu da devletin içerisindeki bağırsakları temizleme hareketi olarak da görüyoruz. Yarınlara daha güvenle bakmak için Türkiye’mizin daha güçlü hale gelmesi için de aynı heyecanı milletle yaşamayanlarla yolların ayrılması gerekiyor. Buradan çok ciddi çalışmalar sonucunda kanun hükmünde kararnamelerle kamudan bazı insanlar uzaklaştırılıyor. Yanlışlık varsa da bildiğim kadarıyla 17 kişi hakkında geri iade kararı verildi. Dolayısıyla burada bir mağduriyet söz konusu değildir. Biz bu kapsamdan bu kanun hükmünde kararnamelerle FETÖ ve FETÖ benzeri örgütlerle mücadele için büyük bir fırsat olduğunu görüyoruz. Bu mücadele sonucunda da inanıyorum ki Türkiye çok ciddi bir şekilde ileriye doğru yol alacaktır. 2023 hedefine çok hızlı bir şekilde ulaşacaktır. Cumhuriyetin 100. yılında Türkiye, bölgesinde dünyada çok daha ciddi sorumluluk istenen lider bir ülke olacağı kanaatindeyim.

Son olarak Şanlıurfaspor’u soralım. Bunca uğraşın arasında Şanlıurfaspor’a zaman ayırabiliyor musunuz?

Şanlıurfa’mızın gerçekten marka değerini ciddi anlamda arttırabilecek olan bir kulüp, bu konuda biz de bir sorumluluk aldık. Daha doğrusu sorumluluk üzerimize atıldı. Sorumluluktan kaçan bir yapıya sahip değilim. Ekibimiz ve arkadaşlarımızla birlikte bir yönetim kurulu oluşturduk. İdari ve mali anlamda sıkıntıda olan takım, artık bu sıkıntılarından arınmış bir takım haline geldi. Bir futbolcusu olmayan kulüp, şimdi 25 futbolcudan 20’sini kendi malı olan bir kulüp haline geldi. Ziraat Türkiye Kupasında son 16’ya kaldık. Uzatmalarda talihsiz bir şekilde elendik. Ligde de Play Off iddiası devam eden bir takımız. Onun da ötesinde televizyon karşısında izlendiği zaman zevk veren bir takım haline geldi. Bundan sonraki süreçte de daha iyi yerlere gelecektir. Biz spora, Şanlıurfaspor’a neden önem veriyoruz? Çünkü sporun birleştirici unsurları vardır. Taraftarlar arasında siyasi görüş ne olursa olsun, etnik yapı ne olursa olsun aynı takım etrafında aynı heyecanı yaşıyorlar. Dolayısıyla bunun bölgedeki insanların birlikteliği açısından önemli olduğunu görüyoruz. Bunun da bir sosyal proje olduğunu görüyoruz. Bundan sonra da Şanlıurfaspor’a olan desteklerimiz devam edecek. İnanıyorum ki Şanlıurfspor hak ettiği yerlere gelecektir. 

---BİTTİ---